islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,6061
EURO
17,5510
ALTIN
979,36
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

“Şüphesiz Güldüren De Ağlatan Da Odur”

“Şüphesiz Güldüren De Ağlatan Da Odur”
15.06.2022
A+
A-

28 Şubat kararları ile üniversiteden ayrılmak zorunda kalırken hiç gözyaşı dökmemiştim
10 Haziran 2022 cuması okuduğum iki üniversitenin son finalleri olan ”Parçacık Fiziği ve CERN” dersi ile Kanser Genetiği sınavımı bitirip okuldan ayrılırken gözyaşlarımı tutamadım.
Oysaki bu dersler esasında en zor dersler idi ve geçersem sevinçten uçağımı düşünüyordum.
Fakat tam tersi oldu.
Aracıma yaklaşana dek kampüs içinde gözyaşlarımı tutamadım. Saklamak için hayli çabaladım.
İkisi arasında ki fark ne idi ?
İlk ayrılışı net ve vakarlı bir ayrılış yapan ve gözyaşı dökmemek için ciddi bir irade ile sımsıkı durduran.
Diğeri ise kendiliğinden dökülüveren ve sadece ağzımdan hamd cümleleriyle Mevla’ya tekbir getirerek göğe bakışlarımı yönelten…
De ki: “Allah bizim için ne yazdıysa, başımıza gelecek ancak odur. O bizim Mevlâmız’dır. Mü’minler, yalnızca Allah’a güvenip dayansınlar.” Tevbe 9/51
İşte tam da yaşanan bu güzel Ayeti Kerime’deki teslimiyetin gücü idi aslında .
Gencecik yaşamımızda ilmin asaletiyle İslam’ın en güzel halini, Allah’a ve Peygamberine yakışır bir makamda ilim, bilim ve hikmetli ameller ile yaşamak istiyorduk. Fakat inançlarımızın gereği gibi yaşanılırlığının kaybedildiği bir mekan, artık bizim için İbrahim’i bir duruş sergilemeyi ve Efendimizin (sav) örneklendirdiği şekliyle hicret edilmesi gereken bir tercihi öngörüyordu.
Ne diye ağlayacaktık ?
Çekilen acı tarifsizdi. Uğradığımız hakaretler, en yakınlarımız tarafından anlaşılamamanın verdiği eziyetler ve yıllarca meslekten yoksun bir hayatın getirdiği ekonomik krizler ile uğraşmak cidden çok zor idi.
Hamdolsun Alemlerin Rabbine ki bir kere dahi bu kararımızdan dolayı bize gözyaşı döktürmedi.
Şu günden sonra 28 Şubat’ın bir daha yaşanmaması için elimden geleni yapmak ve tüm samimiyetimle dualarımda buna amin demek ancak benim dini ve insani görevimdir. Fakat 28 Şubat’ın bana kazandırdığı farkındalıkları saymakla bitiremeyeceğim kadar çok görüyorum.
Ve böyle bir hayat mücadelesini, bu mücadelede var oluşu Allah’ın rızasında seçmeyi bana nasip ettiği için Rahman’a binlerce kere şükür ediyorum.
Elde ettiğim kazanımlardan birisini
Montaigne’nin, “Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun ” sözleri ile açıklamak istiyorum.

Başörtüsü mücadelemizi yaparken muhatap olduğumuz hocalar ve öğrenciler arasında mütedeyyin ve muhafazakar gördüğümüz bazı kimselerin bize liman olacağını sanıyorduk. Fakat dehşet bir sonuç ile karşılaştık.
Bizi ; Rabbimizin hükümlerinin emanetini tutmak için mücadele veren, özgür eğitim ve insanlık hakları ellerinden alınmış masum kız kardeşleri olarak görmüyorlardı.
Bilakis İslami ve insani mücadelemizde bize verdikleri anlam; bozgunculuk çıkaran başını açmayarak!!! dini mücadele taviz veren!!!, kendileri bu kararımıza direnirken sahada yalnız bırakanlar olarak tanımlıyorlardı.
Kendileri son derece fedakar, İslam’ın lehine düşünen fakat bizleri de bencilce!!! kararlar alarak rahatı!!! seçen ve mücadele sahasından çekilen!!! kimlikler olarak bir anda lanse ettiklerinde tam bir şok yaşamıştım.
Yıllarca okuduğum tefsir, siyer kitaplarında Allah’ın bize Peygamber kıssaları ile anlattığı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin siyer-i nebisi ile bizlere ulaşan İslam’ın yaşanılırlığının en güzel örneği Efendimizin hangi davranışına göre konuşuyorlardı ?
Bunları anlamak, kavramak mümkün değildi…
Fakat dini inancı olmayan, fikri yapısı bizimle tamamen zıt olan, siyasi olarak kesinlikle aynı parametrede bulunamayacağımız eğitmen ve öğrencilerin bizimle birlikte üzüldüğünü, yanımızda saf tuttuğunu, bize yardımcı olduğunu görmek çok etkileyici idi. Apayrı bir farkındalık sebebi oldu bizlere. Hatta bu gibi bazı gençler, abiler, ablalar protesto yürüyüşlerinde bizi yalnız bırakmamışlardı.
Bu sahnenin şahidi olmak benim zihni dünyamda tam bir reform oluşturdu. İşte bu müthiş bir kazanım idi benim için.
Ve ben o gün hayatta sadece iki çeşit insan olduğunu öğrendim.
İyiler ve kötüler…
Erdemliler ve Cahiller…

28 Şubat’ın ısırıcı saltanat günlerinde, Rabbimizin Kur’an’ı Kerimde defaatle adaleti neden dile getirdiğini, her türlü taassuptan uzak olarak düşmanımız dahi olsa adil davranmamız gereken bakış açısını nasıl da ısrarla biz de inşa etmek istemesinin hikmetini hücrelerime kadar hissetmiştim.
28 Şubat günlerinde başımızı açmayarak mezun olmadığımız için maddi olarak imtihan olacağımız bir hayatı tercih etmiştik.
Bunun ciddi olarak bedelini sonraki dönem yaşanan 23 yıllık hayatımız boyunca her parametrede ödedik.
Hamdolsun o Allah’a ki rızasının dışında kazanılan bir kazanç bize vermemişti.
Aksine apayrı bir huzur verdi ve bu huzurun tadını enfes lezzeti ile bize hissettirdi…
Üstad Nevzat Tarhan’ın dediği gibiydi o duygu :
_ Görkemli yaşamanın değil, iç huzuru ile yaşamanın gönül zenginliği
_ Canının istediğini almanın değil, aldığının yıllarca tadını çıkarabilmenin şükran zenginliği.
(Nevzat Tarhan, Bilgelik Psikolojisi 1, s. 34)
O iç huzur ile Rahman’a dönmek, Nebiye salavat getirmek, gençlere, aileme, evlatlarıma ulaşmak harika bir duygu idi. Yıllarca bu şerefin bana verdiği gücü asla inkar edemem.
İslam-ı her parametrede muhteşem yaşadığımız gibi bir iddiada asla değilim. Olamayız da…
Bir Alime sormuşlar ;
“Düzelecek miyiz ne dersiniz ?
Bir şeytan bir de melek düzdür. İnsan, yamuk olandır.” demiş…
Bu cevap hata ve eksikliklerimiz konusunda bir motivasyon olmalı bizlere ve erdeme kıymet veren her kişiye…
Madem ki bir yanımız eksik kalacak, mükemmelliyetci bir zihinle kendimize ve çevremize haksızlık etmek neden ?
Allah kimseye taşıyamayacağını yüklemez ve yüklememizi de istemez. O vakit bardağın dolu tarafını hesap ederek, azimle boşlukları doldurmak bizim için en güzel…
Yıllar sonra üniversiteden çıkarken bizi ağlatan duygunun ne olduğunu şimdi söyleyebilirim .
Hani demiştik ya ; iyi ve kötü insanlar var hayatta sadece…
Ve ben olanca gücümle tekrar döndüğüm üniversitemde en iyi öğrenci, en iyi abla, en iyi anne, yeri geldiğinde gençlere en iyi öğretmen olmaya çalıştım.

O kadar güzel dönütler aldım ki ; Kolları dövmeli bir genç olgun yaşımda üniversite okuduğum için kendimle gurur duymam gerektiğini bana söylediğinde sevindim. Hayat görüşü, giyim kuşamı bizimle tamamen zıt olan gençlerin abla veda töreninin video çekimlerine gelmezsen protesto ederiz, biz de çekime gitmeyiz” diyerek sevgi ve sevdanın düşünce ile ve maddi varlıkla sınırlarını aşan çok büyük bir güç olduğunu bir kere daha yaşadım. Allah’a hamdimin gözyaşlarıydı akan inci tanesi ışıltılar… Tesbih ediyordu Hamid ve Şekür olan Rahman’ı…
Son sınav sonrası diyalogda biri Profesör ve diğeri Doktor olan iki ayrı hocamız :
-“Mezuniyete katılacak mısın Hatice ?” diye sorduklarında
-Hocam aslında utanıyorum, çünkü aralarında yaşça en olgun olan benim ” dedim.
Hocalarımın cevabı:
-“Hatice bu bir onurdur. Mutlaka katılmalısın. Senin eğitim için verdiğin mücadele gerçekten örnek bir mücadele. Ve orada olmalısın ” diyerek cevap verdiklerinde yaşadığım duygu yine yoğunlaştı.
Bir gün atıldığım üniversiteden, başka bir gün güzellikle bakan gözler tarafından takdir görerek 28 Şubat’ın rövanşını da bana yaşatan Allah’ın lütfuna dökülen hamd gözyaşları idi .
Tarifsiz güzeldi.
Sadece utandığım için gözyaşlarımı saklamaya çalışıyordum. Hani ne düşünecek gören gençler, bunu izah edemeyeceğim korkusu ile gizlemeye çalışıyordum.

Aslında gerçek o ki, hamd makamında coşan yüreğim hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordu.
Şimdi bu refah günler varken İslami ahlaka, tesettüre, bu günlerin bize ulaşmasına vesile olan her bir cefa sahibi kişiye vefa ile tutunmayan zihniyete nasıl evrildik ona üzülüyorum.
Din-i mubini yaşama uğrunda, dinde kardeşlerine sımsıkı sarılma arzusuyla, insanlığa göz aydınlığı olacak işlerde ve duruşlarda kendinden ve umutlarından vazgeçmeden yine yeniden başlamak için Euzubillehimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim Evveli ve Ahiri

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.