islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,6146
EURO
17,3516
ALTIN
970,92
BIST
2.401,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Perşembe Açık
28°C
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Açık
27°C

ÜÇ GÜNLÜK DÜNYA…

ÜÇ GÜNLÜK DÜNYA…
20.06.2022
A+
A-

Üç günlük dünya diyoruz ama bu dünyada hiçte misafirmişiz gibi yaşamıyoruz…

Bu üç günlük dünyada, elimizdekiler ile yetinmek, Allah’ın bizlere bahşettiği nimetlere şükretmek yerine, hep daha fazlasını istiyoruz. Nefsin doyumsuz olduğunu, Peygamberimizin (sav) “İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa ikincisini ister” hadisini unutuveriyoruz.

“Benim derdim; konumum ve makamım ne olursa olsun İslam’a ve Müslümanlara her durum ve şartta hizmettir” diyoruz ama makam ve koltuk peşinde koşmaktan da kendimizi bir türlü alamıyoruz.

Bütün bunları yaparken de “Müslüman güçlü ve zengin olmalı ki, İslam düşmanlarıyla mücadele edebilsin” diyerek, bu kılıf altında nefislerimizi rahatlatmayı da ihmal etmiyoruz.

Hadi bakalım “Sevdiğiniz şeylerden infak edin” ayeti kerimesini birbirimize hatırlattığımızda ise, oralı olmuyor,  ıslık çalarak gökteki yıldızları sayıyoruz. Bu söylem ve eylemlerimizle heva ve heveslerimizi ilahlaştırdığımızın farkına bile varamıyoruz.

Kazandığımız dünyalıkların başında emanetçi olduğumuzu unutuyor, o malların maliki olduğumuzu zannediyoruz.

Kuranı Kerim ve sünnetten uzaklaştıkça şeytani batılların peşinden gittiğimizin farkına bile varamıyoruz.  Yönümüz hangi istikamette dönersek dönelim, İslam’ın güzellikleriyle bezenmedikçe, bilerek ya da bilmeyerek şeytani sistemlerin peşinde gittiğimizin farkına bile varamıyoruz. Ama maalesef Şeytani düzenlerin peşinden gittiğimizi anladığımız gün çok geç olacak. Hem de çok geç. Bu konuda yüce rabbimiz bizleri şöylece ikaz ediyor:

“Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.” (Mü’minun suresi 100)

Yaşadığımız bu hayatın debdebeleri gözlerimizi öyle kamaştırıyor ki, “Son pişmanlığın fayda vermeyeceğini”  idrak edebilmekten aciz yaşıyoruz. Unutmayalım ki ölüm anındaki  ve ahret hayatında ki pişmanlığın bize zerre kadar faydası olamayacaktır. Çünkü rabbimiz bizleri ayeti kerimeleri ile bu dünyadayken, ahret hayatında ki azabı hatırlatıyor ve ikaz ediyor. Buyurun bu ikazı birlikte okuyalım:

“Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.” (Nebe suresi 40)

Uyardın ya Rabbi, uyardın da keşke bizler bu uyarılarını ve ikazlarını bu dünyada anlayabilmiş olsak…

Geliniz bu dünyada ne kadar kaldığımızı ya da ne kadar kaldığımızı zannettiğimizi yine rabbimizin ayetlerinden dinleyelim:

“Allah, (inkârcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler. Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. O’ndan başka hiç ilâh yoktur. O, şerefli ve yüce Arş’ın Rabbidir.” (Mü’minun 112-113-114-115-116)

İki cihan güneşi Peygamberimiz (sav) günümüz Müslüman’ının bu konuda ki durumunu mecazi manada şöyle dile getiriyor:

“Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.” Tirmizi Edeb 82)

Unutmayalım ki cehennemin yolu, iyi niyet taşlarıyla örülü. Piyango bileti aldığında “Büyük ikramiye bana çıkarsa, cami yaptıracağım, fakirleri doyuracağım” diyenler de piyango bileti almanın haram olduğunun farkında oldukları için bunu söyleyerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışıyorlar. Aynı namaz kılmamanın kötü bir şey olduğu idrakinde olanların “Benim namaz kılmama gerek yok, kalbim temiz” demeleri gibi…

Günümüz Müslüman’ının da artık bu dünyanın üç günlük olduğunu ve göz açıp kapayana kadar ömrün bittiğini, asıl ve de baki olanın ahret hayatı olduğunu idrak etmesi gerekmiyor mu?

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

                                                                   Şaban DOĞAN

 

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.