islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9580
EURO
18,5329
ALTIN
1.032,04
BIST
2.868,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Cuma Açık
30°C
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Az Bulutlu
28°C

YERLEŞKEDE KUMPAS ŞOV

YERLEŞKEDE KUMPAS ŞOV
01.07.2022
A+
A-

Polisler eşliğinde evden çıktığımızda mesaiye götürmek için gelmiş makam aracım beyhude yere beni bekliyordu. Ancak ben bu kez polislerin yönlendirmesiyle içinde telsiz seslerinin yükseldiği polis aracına geçtim ve arka koltuğuna oturdum. Sağ ve sol yanıma birer polis oturdu.

FETÖ ile mücadelenin zirvede olduğu bir dönemde devletin güvenlik soruşturmasını yapıp yeniden atadığı rektörün tehlikeli bir terörist olduğunu, Belediye Başkanının yol ve yön tayin ettiği Uşak’ın güvenlik bürokrasisi saptamıştı! Anlayacağınız kimsenin bilmediğini bilen herkesin bildiğini ise bilmeyen kişiler Uşak’ın yargı ve güvenlik bürokrasinin başındaydı.

Organize çete, sosyal medyada çoktan sevinç çığlıkları atmaya başlamıştır diye düşündüm. Öğrencilerimiz de haberi duymuş olmalılar. Sık sık bir araya geldiğimiz öğrencilerimize ve personelimize karşı ihanet örgütü ile ilişkilendirilmiş duruma düşürülmekten dolayı karışık duygular içerisindeyim.

Kısa sürede serbest kalacağıma inandığım için bu algı operasyonuna karşı nasıl bir basın açıklaması yapayım diye plan yapıyorum. Zihnimde dönen bu düşüncelerle, gece gündüz çalışarak imar ve inşa ettiğimiz, gözümün nuru üniversite yerleşkemize ulaştık.

Makama girmek için daha az dikkat çeksin diye, polisleri arka kapıya yönlendirdim. Ancak o kadar çok ekip vardı ki; dikkat çekmemesi mümkün değil.

FETÖ sünneti gereği kumpas operasyonu özellikle basında ve sosyal medyada algı operasyonları eşliğinde icra ediliyordu!  Masum bir rektöre FETÖ’cü imajının yerleştirilmesi, algı operasyonunun başarısına bağlıydı.  Bunu için en güzel alanlardan biri yerleşkeydi. Görevini kötüye kullanan kirli kamu görevlileri ve dışarıdaki sivil uzantıları FETÖ döneminden edindikleri uzmanlıklarını başarıyla kullandılar ve yerleşkemizde kumpasın şovu icra ettiler.

Makamda Arama

Makamda arama başladı. Bu sırada Tıp Fakültesi Dekanım Prof. Dr. Ömer KARAHAN hoca geldi. Çocuklarım meraklanmasın diye Konya Meram Tıp Fakültesi Dekanını aradığını ve dekanın çocuklarımı çağırıp operasyon haberini uygun bir dille ileteceğini söyledi.

Arkasından üç rektör yardımcım da geldiler. Hepsi de çok üzgün görünüyordu.  Bunlardan Sayın DALKIRAN, YÖK başkanı Yekta SARAÇ’ı aradığını ve operasyonu haber verdiğini söyledi. Konuştuğunda vücut dili hiç hoşuma gitmedi.

Ona mı düşmüştü bunu haber vermek?

Elbette hemen anladım.  DALKIRAN, YÖK Başkanı ile tanışıklık ve yakınlık kurma hesabı ile onu aramış ve lisanı hal ile ben buradayım, duruma vaziyet ediyorum demişti!  Muhtemelen operasyondan dolayı sahte şaşkınlığını ve üzüntülerini ifade etmiş, diğer rektör yardımcılarının bir tık önüne geçerek rol çalmış, rektör vekilliği konumunu kapmıştı. Koyun can derdindeydi,  kasap et!

Evet, bu arkadaş üzgün görünmeye çalışsa da siması ve beden dili hiç de öyle görünmüyordu.   Daha sonraki süreçlerde bu hislerimde yanılmadığımı öyle bir ortaya koydu ki sürekli çok yakınımda görünen bu ilahiyat profesörünün, rektörlük koltuğuna oturabilmenin dayanılmaz hafifliğiyle arkamdan çevirdiği dolaplar silsilesi tarihe mâl edilmesi gereken ibretlik hadiseler olarak belleklerimizde yerini aldı.

Çok Özel Vaka

Söylediğim gibi çok özel bir vakadır Nur Cemaatinin Kırkıncı kolundan olan Sayın DALKIRAN!  Şafak baskından epey önce safını sinsice belirleyerek bir casus gibi içeriden çeteye adım adım bilgi aktaran çok özel bir vaka!

Öyle şeyler yaptı ki?

DALKIRAN’ın savcıya verdiği ifadesinden bir bukle sunmak, bilenler için meramımızı anlatmaya yeter sanırım. Zira bu konuyu daha sonra etraflıca bilgi ve belgeleriyle olaya koyacağım.

Bakın ne demiş:  “Sait ÇELİK ile ben 6 yıl çalıştım. Bu süreçte rektör yardımcısıydım. Sait ÇELİK üniversiteye geldiğim andan itibaren benimle arasına mesafe koydu. Sait ÇELİK tutuklanmadan bir iki ay önce beni odasına çağırmıştı. Bana ‘Benim aleyhimde dışarıda konuşuyorsun, konuşamazsın, bana mutlak itaat edeceksin.’ tarzında şeyler söyledi. Sözlü tartışma yaşadık. Ben de kendisine ‘Benden Pensilvanyadakinin itaatini isteyemezsiniz’ dedim. Çünkü o süreçte artık Sait ÇELİK ile ve FETÖ ile olan ilgisine ilişkin taşlar yerine oturmaya başlamıştı. O yüzden bu ifadeyi kullanmıştım.”

Akademik camiadan olan hemen herkes bilir ki rektör yardımcısının atanması da görevden alınması da tamamen rektörün tercihi ve inisiyatifi iledir. DALKIRAN ifadesinde üniversiteye sanki kendiliğinden gelmiş ve rektör yardımcısı olmuş gibi ifade veriyor ki; baştan beri aramızın iyi olmadığını ifade edebilsin!

Nitekim arkasından “Sait ÇELİK üniversiteye geldiğim andan itibaren benimle arasına mesafe koydu” diyor. Ben FETÖ’cüyüm ya, kurnazlığa bakar mısınız?

Biz zaten mesafeliydik!  Aramız kötüydü!

Hiç bir rektör, arasının iyi olmadığı birini asla kendisine yardımcı atamaz ve 6 yıl boyunca rektör yardımcısı olarak tutmaz. Sorun çıkartırsa da görevden alır. Bu sebeple bir rektör yardımcısı kendisini göreve getiren rektörü aleyhine sağda solda konuşması pek gerçekçi olmadığı gibi, rektörü ile tartışıp onu FETÖ ile mücadelenin zirvede olduğu bir dönemde FETÖ’cü diye itham edemez. Benim gibi abdestinden şüphesi olmayan bir rektörü hiç edemez. Yürek yemiş olması gerekir! Hele DALKIRAN gibi bir şahsiyet!

Madem rektör FETÖ’cüydü, niye FETÖ’cü bir rektörle 6 yıl yardımcılığını yaptın denilmesin ve aran iyi ise sen de FETÖ iltisak ve irtibatlı olabilirsin sonucu çıkmasın diye, baştan beri aramızda mesafe vardı, yalanını ortalığa yuvarlıyor!

Ne de olsa maksatlı savcı 6 yıldır aranızda mesafe vardı da,  rektör sizi rektör yardımcısı olarak orada nasıl tuttu, ifadelerinizde çelişki var, demiyor!

Böyle savcıları bulunca DALKIRAN da atıyor atabildiği kadar! Düşmüşüm ya!

Bundan dolayı olsa gerek, DALKIRAN yalan ve iftirada cuşa geliyor ve yardımcılığını yaptığı adama FETÖ’cü diyor!  Senaryosunda aradaki mesafe ile ve rektör yardımcılığı olgusunun ortaya koyduğu çelişkiyi fark etmediği için, benimle sözlü tartışma yaşandığını ve “Benden Pensilvanyadakinin itaatini isteyemezsiniz” dediği yalanını ekliyor ve şeytanları kıskandıracak bir boyuta atlıyor! 

Gerçi, öyle söylemesinin sebebi de çok güzel! 6 yıl yanında çalıştığı rektörünü son iki ayda tanımış!  Taşlar yerine oturmaya başladığı için böyle söylemiş!   Hemen herkesin “cemaat”e övgüler düzdüğü FETÖ’nün FETÖ olmadığı dönemlerde bile benim FETÖ’cü olduğumu fark edememiş de ancak tutuklanmama bir iki ay kala FETÖ’cü olduğuma dair taşlar yerine oturmaya başlamışmış!

DALKIRAN, Uşak milletvekillerinin ve sivil toplum kuruluşları başkanlarının yanına gittiğinde  “Ben rektörün FETÖ lehinde hiç konuştuğuna rastlamadım, hep eleştirirdi”  diyecektir!  Elbette buralarda doğru söylemesinin de nedeni var! Zira bu kişiler nezdinde bana atacağı FETÖ iftirasının tutmayacağını biliyor!

Evet, husumete vaktimiz yok ama kusurumuzu görene ve bize bildirene minnettar oluruz diye bir düsturumuz var. Ey kendilerini muhabbet fedaileri olarak tanımlayan kardeşler. Siz benim yerimde olsanız bu ifadeleri veren hakkında ne düşünürsünüz?   Güya 15 günde bir İhlas risalesini okuyan bu adamdan bu ifadeler nasıl zuhur etti? Erzurum’daki cemaatin önde gelenleri olarak bu arkadaşı “Seni mahcup etmez.” diye ısrarla tavsiye eden hocalarım özellikle sizlere soruyorum. Bu işlere ne diyorsunuz?    Sizlerin tavsiye ettiği bu adam bunu bana nasıl yaptı?  Bizleri 30-40 yıldır çok iyi tanıyan sizlere bu akıl ve ahlak yoksunu eylemlerden bir mahcubiyet düşer mi?

Elbette burada hem İslam hukukun hem de çağdaş hukukun temel ilkesi olan suç ve cezaların bireyselliği ilkesini unutmamak gerekir. Ona görev verip 6 yıl gibi uzun bir süre çalıştığım için bir Müslüman olarak onun ortaya koyduğu eylemlerden tüm din kardeşlerim adına ben mahcup oldum.

Bu arkadaşın da içinde bulunduğu ekibin üstün gayretleriyle haksız yere kuyulara atıldım!  Sizler, Üstadın “Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize; şerefte, makamda, teveccühte, hatta menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz” ahlaki düsturunu rehber edinmişler olarak beni ikaz etmeliydiniz! Benim boynumda bir akrep bulunduğunu söyleseydiniz memnun olurdum.

İnşallah, beni yanılttığı gibi sizleri de yanıltamamış ve beni betona gömdükten sonra, bu arkadaş bizdendir diyerek, rektör atattırmak için koşuşturmamışsınızdır.  Zira aynı meşrepten bazı kişilerin yardımcı olmaya çalıştığını biliyorum.

Beni elbirliği ile derdest ettikten sonra kamuoyu önünde “Allah benim canımı alsın da Cumhurbaşkanıma versin” gibi vıcık vıcık yağ kokan sözlerine ve her türlü dalaveresine rağmen bu zatın rektörlük hevesi kursağında kalmış, girdiği iki yarışta da rektör olarak atanamamıştır.

Rektörlüğüm süresince yardımcılığımı yapan DALKIRAN ”Sırt üstü gömülür insanlar ama sen beni yüz üstü bıraktın!” sözünün hayattaki tecessüm etmiş halidir.

Rutin işlerde birçok hata yapan bu kişinin birçok kişisel zaaflarını görmüş, idare de yaptığı hataları fark etmiş, görev düzenini en az hata yapmasını sağlayacak şekilde dizayn ederek Rektör Yardımcılığına devamını sağlamıştım. Ne de olsa saygı duyduğum kişiler aradaydı ve onların üzülmesi beni de üzerdi.

Hata yapmışım. Derhal görevden almalıymışım.

Evet, işte böyle dostlar. Ben bu tür mizaçların toplumda az olmakla birlikte daha fazla dikkat çektiklerini ve bu yüzden de yaygın gibi algılandığı kanaatindeyim. Nitekim atadığım idarecilerden sadece bu arkadaş ile genel sekreterim sorunlu çıkarken diğer yardımcılarım, dekanlarım ve müdürlerimden hiçbirisi sorunlu çıkmamıştır.

Rabbimin evrensel ilkeler olarak bizlere hatırlattığı bazı kuralları ihmalimin doğurduğu zaaflarıma dayanan körlüğüm, maalesef Müslüman kardeşim addettiğim bazı kişileri hak etmedikleri konumlara getirmeme sebep oldu.

Bu özeleştirimi arz etmezsem hakikate ve okuyucularıma ihanet etmiş olurum.

Haftaya, Nezarethane Günleri inşallah.

PROF. DR. SAİT ÇELİK

 

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.