
Gecenin karanlığı henüz tamamen dağılmamıştı. Ufukta beliren ilk ışıklar, yalnızca yeni bir günün değil; millet iradesinin yeniden doğuşunun da habercisiydi. Takvimler 16 Temmuz‘u gösterirken Türkiye, tarihinin en uzun ve en ağır gecelerinden birini geride bırakmıştı.
Bir gece önce bu topraklarda tanklar sokaklara çıkmış, savaş uçakları kendi semalarında alçaktan uçmuş, helikopterlerden vatandaşların üzerine ateş açılmıştı. Ankara semalarında patlayan bombalar, yalnızca binaları değil, milletin geleceğini hedef almıştı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve çevresi saldırıya uğramış, emniyet binaları hedef alınmıştı. Tanklar sivillerin üzerine sürülmüş, masum insanlar ezilmiş, darbecilerin açtığı ateş sonucu yüzlerce vatandaş şehit olmuş, binlercesi yaralanmıştı.
Fakat cuntacılar bir şeyi hesap edememişti…
Bu millet, tarih boyunca nice işgallere, nice ihanetlere karşı nasıl dimdik durmuşsa, o gece de aynı imanla meydanlara akmıştı.
Evinden çıkan yaşlılar, gençler, kadınlar, erkekler… Omuz omuza yürüyen insanlar, silahlı askerlerin ve tankların karşısına yalnızca cesaretleriyle çıktı. Ellerinde silah yoktu; ama yüreklerinde vatan sevgisi, dillerinde tekbirler ve dualar vardı.
Kimisi bir köprünün üzerinde şehadete yürüdü.
Kimisi tankın önünde durarak “Bu ülkeyi size bırakmayacağız.” dedi.
Kimisi kurşunların üzerine yürüdü.
Çünkü o gece mesele yalnızca bir hükümeti korumak değildi. Mesele, milletin kendi iradesine, seçtiği yöneticilerine, bağımsızlığına ve geleceğine sahip çıkmasıydı.
Cuntacılar, halkın korkacağını sanmıştı.
Oysa karşılarında korkuyu çoktan geride bırakmış bir millet vardı.
Millet, şehit vermek pahasına direndi. Canını ortaya koydu; ama ülkesinin yeniden vesayet zincirlerine vurulmasına izin vermedi. Türkiye’nin geleceğinin karanlık bir cunta yönetimine teslim edilmesine razı olmadı.
Sabaha karşı darbecilerin planları birer birer çökmeye başladı.
Tanklar sustu.
Silahlar bırakıldı.
Meydanlar ise boşalmadı.
Çünkü insanlar yalnızca darbeyi durdurmamış, aynı zamanda millet iradesinin hiçbir silah gücüyle teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermişti.
16 Temmuz sabahı, güneş bambaşka doğdu.
Bu sabah, sadece bir takvim yaprağının değişmesi değildi. Demokrasiye sahip çıkan milyonların zafer sabahıydı. Şehitlerin kanıyla yazılan direniş destanının ilk sabahıydı.
Türk milleti o gün, dünya siyasi tarihine eşine az rastlanır bir örnek bıraktı. Silahlı bir darbeyi, çıplak elleriyle, imanıyla ve sarsılmaz iradesiyle durduran bir millet olarak tarihe geçti.
O gece darbe yapmak isteyenler kaybetti.
Millet kazandı.
Ve 16 Temmuz sabahı, sadece yeni bir gün değil; “darbeye darbe yapan” bir milletin onurla ayağa kalktığı tarihî bir sabah olarak hafızalara kazındı.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
ABDli Stripe ve Adventtan PayPal için 53 milyar dolarlık ortak satın alma teklifi hakkında son…
Milli güreşçiler, Macaristandaki turnuvada mindere çıkacak. Turnuva, uluslararası bir platformda önemli bir mücadele alanı sunuyor.
Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi hakkında son gelişmeler. Dışişleri…
Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi hakkında son gelişmeler. Dışişleri…
Christopher Nolan'ın Odyssey filmi yarın vizyona girecek hakkında son gelişmeler. Christopher Nolan'ın merakla beklenen Odyssey…
Japonya Savunma Bakanı Koizumiden İstanbulda uskumru sandviç paylaşımı hakkında son gelişmeler. Japonya Savunma Bakanı Koizumi,…