
Her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü, sadece ağaç dikme etkinliklerinden veya çevre temalı sloganlardan ibaret değildir. Bu gün, insanlığın üzerinde yaşadığı yeryüzüne karşı sorumluluğunu yeniden hatırlaması için önemli bir fırsattır.
Modern insan, teknolojide büyük ilerlemeler kaydederken çoğu zaman hayatının temelini oluşturan unsurları gözden kaçırabiliyor. Oysa insanın ekmeği topraktan, suyu kaynaklardan, nefesi havadan, bereketi yağmurdan gelir. Bunlardan biri zarar gördüğünde hayatın tamamı etkilenir.
Bugün çevre meselesi artık sadece çevrecilerin veya bilim insanlarının konuştuğu bir konu olmaktan çıkmış; ekonomik, siyasi, sosyal ve hatta ahlaki bir mesele haline gelmiştir.
Toprak yalnızca üzerinde yürüdüğümüz bir zemin değildir. İnsanlığın gıda kaynağıdır. Tarih boyunca bütün medeniyetler verimli toprakların çevresinde kurulmuştur.
Ancak günümüzde yanlış tarım uygulamaları, kimyasal kirlilik, plansız şehirleşme ve erozyon nedeniyle dünyanın birçok bölgesinde verimli topraklar hızla kaybolmaktadır.
Bir santimetrelik verimli toprağın oluşması yüzlerce yıl sürebilirken, yanlış uygulamalarla birkaç yılda yok edilebilmektedir. Toprağın kaybı yalnızca tarımsal üretimin azalması anlamına gelmez; aynı zamanda gıda güvenliğinin ve ekonomik istikrarın da tehlikeye girmesi demektir.
Dünya yüzeyinin büyük kısmı suyla kaplı olsa da kullanılabilir tatlı su miktarı oldukça sınırlıdır.
Uzmanlar, gelecekte petrol savaşlarından çok su kaynakları üzerindeki rekabetin konuşulacağını ifade ediyor. Artan nüfus, sanayi faaliyetleri ve iklim değişikliği, temiz su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
Kuruyan göller, azalan yer altı suları ve kirlenen akarsular yalnızca çevresel değil, ekonomik ve sosyal krizlerin de habercisi olarak görülüyor.
İnsanlığın suyu sınırsız bir kaynak gibi tüketmeye devam etmesi halinde gelecek nesiller çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalabilir.
Ormanlar sadece ağaç toplulukları değildir. Yağış düzeninin korunmasında, toprağın muhafazasında ve milyonlarca canlı türünün yaşamında hayati rol oynarlar.
Bir ormanın yok olması, yalnızca birkaç ağacın kesilmesi anlamına gelmez. O bölgede yaşayan kuşların, böceklerin, bitkilerin ve diğer canlıların da yaşam alanlarının yok olması demektir.
Bugün dünyanın birçok bölgesinde yaşanan orman yangınları, bilinçsiz kesimler ve hızlı kentleşme, doğal dengeyi ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Yağmur, çevre döngüsünün en önemli unsurlarından biridir. Tarımın devamı, su kaynaklarının beslenmesi ve doğal yaşamın sürmesi büyük ölçüde yağışlara bağlıdır.
Son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde görülen aşırı kuraklıklar ve ani seller, iklim dengesindeki değişimlerin etkisini açık şekilde göstermektedir.
Bir bölgede yağmurun azalması yalnızca çiftçiyi değil, gıda fiyatlarından enerji üretimine kadar geniş bir alanı etkileyebilmektedir.
İnsan günlerce aç kalabilir, susuz birkaç gün yaşayabilir; ancak temiz havaya birkaç dakikadan fazla ihtiyaç duymadan yaşayamaz.
Buna rağmen hava kirliliği günümüzün en büyük çevre sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Sanayi tesisleri, fosil yakıt kullanımı ve plansız kentleşme birçok şehirde hava kalitesini olumsuz etkiliyor.
Temiz hava yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir halk sağlığı meselesidir.
Çevreyi koruma konusu yalnızca teknik tedbirlerle açıklanamaz. Asıl mesele insanın tabiatla kurduğu ilişkinin niteliğidir.
Tüketim kültürü, israf anlayışı ve sınırsız kazanma hırsı, doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Oysa çevre, geçmiş nesillerden miras kalan bir mülk değil; gelecek nesillerden ödünç alınmış bir emanettir.
İnsan kendisini doğanın sahibi değil, sorumlu bir emanetçisi olarak gördüğünde çevre sorunlarının önemli bir kısmı da çözülmeye başlayacaktır.
Müslüman açısından çevreyi korumak yalnızca insani veya vicdani bir görev değildir; aynı zamanda kulluğun ve emanete riayetin bir gereğidir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de insan, yeryüzünde Allah’ın halifesi ve emanetçisi olarak tanımlanmıştır.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Göğü yükseltti ve dengeyi koydu. Sakın dengeyi bozmayın.”
(Rahman, 55/7-8)
Bu ayet, kâinatta ilahi bir ölçü ve denge bulunduğunu haber vermektedir. Çevrenin korunması, aslında Allah’ın kurduğu bu dengeye saygı göstermektir. Ormanların yok edilmesi, suların kirletilmesi, toprağın zehirlenmesi ve havanın kirletilmesi; ilahi ölçünün bozulmasına sebep olan davranışlar arasında yer almaktadır.
Kur’an’da insan eliyle meydana gelen çevresel ve toplumsal bozulmalara da dikkat çekilir:
“İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı.”
(Rum, 30/41)
Asırlar önce nazil olan bu ayet, günümüzde yaşanan çevre felaketlerini, iklim krizlerini, kuraklıkları ve ekolojik sorunları düşündüğümüzde çok daha anlamlı hale gelmektedir.
İslam’ın israf konusundaki hassasiyeti de çevre bilincinin temel taşlarından biridir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Yiyiniz, içiniz; fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
(A’râf, 7/31)
Bugün dünyanın karşı karşıya bulunduğu birçok çevre sorununun temelinde de aşırı tüketim ve israf anlayışı bulunmaktadır. İslam ise tüketirken sorumluluğu, kullanırken ölçüyü ve sahip olurken şükrü öğretmektedir.
Peygamber Efendimiz (sav) de çevre konusunda ümmetine önemli örnekler bırakmıştır. Bir hadis-i şeriflerinde:
“Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz.”
buyurarak geleceğe umut bırakmanın ve tabiatı korumanın önemine işaret etmiştir.
Sonuç olarak Dünya Çevre Günü, yalnızca çevresel bir farkındalık günü değil; aynı zamanda insanın Rabbine, kendisine ve gelecek nesillere karşı sorumluluğunu hatırladığı bir muhasebe vesilesi olmalıdır. Çünkü Müslüman bilir ki; toprak Allah’ın emaneti, su Allah’ın nimeti, ağaç Allah’ın sanatı, tabiat ise O’nun kudretinin açık bir tecellisidir.
Yeryüzünü imar etmekle görevli olan insanın vazifesi, bu emaneti tahrip etmek değil; koruyup güzelleştirerek kendisinden sonraki nesillere aktarmaktır. Zira çevreyi korumak sadece doğayı korumak değil, Allah’ın emanetine sahip çıkmaktır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Sturm Graz Teknik Direktörü Ingolitsch: İyi bir takımımız olduğunu söyleyebilirim ve her şey mümkün hakkında…
Trabzonsporun net borcunun 5,9 milyar lira olduğu açıklandı. Bu rakam, kulübün finansal durumunu ve gelecekteki…
İsrail basını: Lübnanın güneyinde Hizbullaha ait operasyon hücresi hedef alındı hakkında son gelişmeler. İsrail basını,…
Türkiye Futbol Federasyonu, Fantezi Ligi hayata geçirdi. Bu yeni uygulama, futbolseverlere farklı bir deneyim sunmayı…
Konyaspor transfer çalışmalarına hız veriyor hakkında son gelişmeler. Konyaspor, yeni sezon için transfer çalışmalarına hız…
İlaç sektörüne yönelik Rekabet Kurulunca hazırlanan inceleme raporu yayımlandı hakkında son gelişmeler. İlaç sektörüne yönelik…