
{ …Hilafet, öyle ya da böyle, Sünni Müslümanların çoğunluğunun biat ettiği, itaat ettiği, hürmet ettiği bir makamdı. Hilafetin kaldırılması, Müslümanları daha fazla parçalara ayırdı. Bugün artık her biri kendisine yeni kimlikler oluşturma çabası içinde onlarca ayrı devlet ve “ulus” var. Bırakınız İslam ümmetini, artık Araplar, Türkler dahi kendi aralarında ittifak kuramıyorlar. ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Netanyahu’nun da açıkça telaffuz ettiği gibi İsrail hilafetten “öcü” gibi korkarken, mesela Türkiye’de de, en az onlar kadar, hilafet kavramını duyduğu anda alerjik reaksiyon veren “yeşermiş tohumlar” var. Neyse, şimdilik geçelim bu meseleyi.
Hilafet, siyasi bir birliktelik oluşturmaktan şimdilik çok uzak ama şunu gördük ki ümmet coğrafyasında bir gönül birlikteliği oluşturma noktasında büyük boşluk var. Düşünün ki, dünya Müslümanları olarak, Ramazan orucuna dahi bazen aynı günde başlamıyoruz. Ramazan Bayramı’nı, Kurban Bayramı’nı dahi aynı günde yapamıyor, aynı günde sevinemiyoruz. Bütün Müslümanları ilgilendiren en temel meselelerde dahi ortak bir dil, üslup, yaklaşım sergileyemiyor, ortak tepkiler veremiyor, ortak kararlar alamıyoruz. Ülkelerimiz arasına çizilen sınırların gönüllerimize de sınır çizdiğini, gönüllerimiz arasına dikenli teller yerleştirdiğini acziyetle izliyoruz.
İşte Gazze: 100 yıldır devam eden soykırım, son 2 yıldır en vahşi, en azgın seviyesine ulaştı. Gazze’de Hamas üyeleri, Gazzeliler, Filistinliler, Araplar değil; Müslümanlar katlediliyor. Gazze’de Müslümanlar katledildiği için dünya susuyor. Müslümanlar ise şu son 2 yıl içinde ortak bir tepki gösteremediler, ortak eylem yapamadılar. Bırakınız siyasi bir ortak tepkiyi, ortak bir ses bile olamadılar.
Müslüman Âlimler Birliği’nin çabaları bu yönüyle son derece anlamlı. 50 ülkeden 150 İslam âlimi bir boşluğu doldurmaya, tüm Müslümanların sesi, hissiyatı olmaya çalışıyorlar. Daha önce, “Gazze için cihadın farz olduğu” fetvasını yayınlamışlardı; İstanbul deklarasyonu da muhtemelen benzer kararları ihtiva edecek.
Kimse bu çabayı, bu teşekkülü küçümsemesin. Bir başlangıçtır. Bir umuttur. Hilafet boşluğunu telafi etmeye namzet anlamlı bir şuradır. Bu umudu yeşertmek, büyütmek hepimizin boynuna borçtur. İstanbul’daki toplantıyı ve kararlarını dünya Müslümanlarına ulaştırmak hepimizin vazifesi olmalıdır.}
AYDIN ÜNAL / Yenişafak
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Sabancı’dan Dev Çıkış: CarrefourSA’nın Ardından Akçansa da Satıldı Sabancı Holding, portföyündeki yapısal dönüşüm hamlelerine bir…
SOSYAL MEDYADAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ *Mesele Hamas Değil, Zihinlerimizle Oynuyorlar. *Emekli ABD Askerlerinden Kongre’de İran…
Netanyahu’dan Hz. İsa Heykeli Olayına Özür: “Derin Üzüntü Duydum” İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan’da bir…
BM Yetkilisinden Çarpıcı Çıkış: "Bu Parayla 87 Milyon İnsanı Kurtarabilirdik" Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler…
BALIK ETİNİN TAZE OLMASI GEREĞİ KUR’ÂN MUCİZESİDİR Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de bize Domuz eti yememiz…
Masada Barış mı, Sahada Savaş mı? Kritik Süreç Başladı ABD ile İran arasında yeniden müzakere…