
Dünya üzerinde Sabetaycı nüfusun en yoğun yerleştiği kentler Selanik ve İzmir’dir.350 yıldır yönetim kadrolarının vazgeçilmez unsurları olarak çeşitli makamlarda türlü yıkıcı hesaplara girişti bu şehirlerin karanlık adamları.
Irkçılığın acısını en çok Museviler yaşasa da; Filistin davasının kendilerince yegâne tek haklı(!) tarafı olarak yıllarca kendilerini kandırdılar.
Yeryüzündeki tek Yahudi devleti değildir İsrail. En son kurulanıdır.
Mesela, Fransa gizli-laik bir Yahudi Cumhuriyeti’dir.
Lenin’e kurdurulan Sovyetler Birliği’de öyle. Birleşik Devletler ise tartışmasız bu cemaatin yuvalandığı, ipe adam gönderip adam alan beyin takımının en büyük merkez üssüdür.
Hatta Trump’ın danışman damadı Jared Kushner’de Yahudi asıllıdır. Kayınpederinin ikinci defa seçilebilmesi için Başkanlık kampanyasını yürüten ve bu diasporayı etkisinde tutmaya çalışan Trump’tan sonraki en güçlü kişiliktir. Geleneklerine bağlı sıkı bir Ortadoks kırmasıdır. Daha 23 yaşındayken ailesinin vergi kaçırma plânına dahil olduğu için 14 ay hapis dahi yatmıştır. Kayınpederi Trump’tan daha da zengin bir gayrimenkul kralıdır kendisi. Ortadoğu’yu da kontrol eden de bir karakterdir aynı zamanda. Suudi Prens Selman’ın da en sadık dostu ve akıl hocası (!) aynı zamanda.
İslam coğrafyasında dıştan İslami görünen, lâkin Yahudi locaları tarafından çok sıkı denetim altında tutulan Müslüman devletler var.
Bazıları Siyonist sermaye ve fikir babalığı ile kurulup öngörülen rejimler ile şekillendirilerek içerden kendi adamlarıyla yönetiliyorlar. O yüzden de istikrarlı adımlar bu coğrafyalarda uzun nefesli olamıyor.
Dikkat edin; İslam ülkelerinde yönetimlerin pek çoğu farklı çeşitlilikler arz eder.
Bu ülkelerin 1.Dünya savaşı öncesi Okyanus ötesi ABD’yi avucunun içine alıp merkez edinmiş siyonist sermayedarlarını tanımazsanız; ne savaşların sebeplerini, ne öngörülen rejimleri, ne de plânlanan darbeleri idrak etmeniz mümkündür.
Tüm bu dizaynlar, içten pazarlıklı kirli Anglosakson zihniyetinin dümen suyunda, aynı yuvarlak masalar etrafında planlanıp servis edilmiştir dünyaya.
Osmanlıyı 200 yıl yıkıp parçalamak için uğraş veren Britanya üst aklının, eskisinin yerine yenisini koyup bir kenara çekileceğini düşünmek, elbette büyük bir yanılgıdır.
Siyonizm’in beyin takımları, aramıza yerleştirdikleri insan müsveddesi ajanlarını yıllarca aleyhimize kullanarak memleketin kanını emdi.
Bu bozguncular Karun kadar zengindirler ama, kullandıkları para kendilerine ait değildir. Bir nevi emanetçidirler. Gerçi kağıt üstünde ve kanun nizam önünde her şey kitabına uydurulduğundan sorun yaşamazlar barındırıldıkları ülkelerde. Bu da planın bir parçasıdır elbette.
Küresel ve Siyonist banker baronları karar mercilerinin başındadır her daim.
Bu seçilmiş yerli zenginler kadrosunun merkezden habersiz nefes dahi alması olanaksızdır. Patronlarına göbekten bağlı devletlerin sektörlerini de bu seçilmiş ün sahibi aileler yönetir.
Müzik, Film, Sinema, Spor, Medya ve daha birçok sektörün dizginleri onların ellerindedir.
Kırmızı halılardan geçilen geceler düzenleyip, ödüller dağıtırlar patlayan flaşların altında sırıtan yüzlere. O yüzden bu artist takımı sesini çıkaramaz, çıkarsa da güçlünün yanından horozlanır kameralara.
Paranın bu baronları milyonları peşinden sürükleyen spor kulüplerine de hükmeder, fiyakalı transferlere imza atarlar vergiden muaf futbol cenneti ülkemizde.
Böylelikle aramıza karışır omuzlarda yükselirler son moda tezahüratlar eşliğinde. Oysa düşmanın en büyük hilesi dostluğudur. Onların dostlukları ise sunidir. Uzatılan mikrofonlara en namuslu sözleri, en namussuz yılandilleriyle gözlerinizin içine baka baka söylerler utanmadan.
Bu güruh tarihler boyu Türk Milletinin sırtında bir kambur olarak yaşamıştır. Nice başarılı Osmanlı Padişahlarını da tahtlarından etmişlerdir. Bu ihanetler neticesinde 600 senelik Osmanlı medeniyeti solmaya yok olmaya yüz tutmuştur.
Sabetay Sevi denen zat İzmir’de doğmuş bir sapkınlar şahıydı. Gizli teşkilatlanmaları ve yapılanmaları İzmir’i merkez ilan etmiş, genellikle de sahil yerlerini tutmuş yurt mekânlar kurmuşlardır.
Anayasalar çoğunlukla bunların ve bunlar gibilerinin kaleminden çıkmıştır. Eski devlet erkanı genellikle bu kült örgütlenmelerin elemanlarıdırlar.
Kamu kurumlarındaysa nüfuzları kuvvetlidir. Partilerde ise kadrolaşmaları sağlam ve üst makamlardandır.
Bu kadrolaşmanın özündeyse parsayı kimin toplayacağı kaygısı yatar. Birilerini idam ettirecek kadar ileri gitseler de; dışarıdaki Müslümanlara renk vermez kendilerini belli etmezler!
İçlerinden bir bölümü İslâm ile şereflenip ülkemize fayda sağlayacak hizmetlere devam etse de; kalan kısım kaos üretmeye devam eder.
Bugün mücadele ettiğimiz baş belası Fetö’nün evleri ve Işık okulları hep buralardan beslenmişler ve dünya geneline yayılmışlardır.
Diğer bir konuysa bu bozguncular son nefesleriyle birlikte o hain necis bedenlerini (mezarları) tertemiz topraklarımıza düşürürler. Genellikle Aşiyan, Maçka, Feriköy, Bülbül deresi, Nakkaş tepe mezarlıklarından yer alıp, oralara gömülmeyi tercih ederler. Dikkat edin mezarlarında genellikle resim vardır, figür vardır, mani ya da şiir vardır. Mezar taşları hiç görmediğiniz tipte usulde olabilen şatafatlı türlerdendir. İşte bu haliyle bu kült örgütlenmelerin farkındalığına erişmek zor değildir ama, elbette inanmak istemeyenler yine mum dikmeye devam edeceklerdir son duraklarına.
Peki, bütün bu saman altından su yürütmelerin hedefi nedir?
Bu kirli küresel aklın ve yapılandırdığı düzenin en önemli stratejisi şudur ki:
“Yok edemiyor ya da köleleştiremiyorsan, zihnini işgal edip etkisiz hale getir”
İşte bizim halkımıza verdikleri zararda tam manasıyla budur. İslâm âlemi de aynı dertten muzdarip, açık ve öncelikli hedeflerindendir.
Neredeyse her yere kurdukları Medya, Sanat ve Eğitim düzenekleriyle hedef şaşırtıp dilediklerini kahraman yapıp, dilediklerini de itibarsızlaştırmak suretiyle dizginlerin ellerinde olduğunu hissettirirler.
Yüzyıllık plânlarla ülkeler içindeki gizli güçler desteklenir ve kontrol edilir.
Gerekli gördüklerinde güdümlü sanat entellektüellerini devreye sokar, algı oluşturup ihtar verirler. Maksatları hükümete devlete gözdağı vererek gövde gösterisi yapmaktır.
Türkiye’de 3 milyon civarında bu işlere kafa yoran Sanatçı, Politikacı, İş Adamı, yandaş köşe başı yazarları ve farklı meslek gruplarından eli güçlü marjinal devlet düşmanı devşirmeler, hâli hazırda faaliyettedirler. Farkındaysanız içimize sızmış bu aykırıların hiçbir tutumu Anadolu insanının geleneğiyle bağdaşmaz. Görünmeyen bir egemenliğin perde arkasını bu yapay/devşirmeler oluşturur. Bunlar “Dönme-Sabetaycılar ya da “Sabetayistler” olarak bilinirler.
Aramıza karışmış, Türk isimleriyle kamufle edilmiş, gizli, kült örgütçü mason zihniyetleriyle zehirlenmiş kirli zümrelerdir bunlar. Sermayeye kul köle olan uşaklardır. Paraya tapan nursuz yüzlerinde, lağım kokan pis ağızlarından salyalar akar. Devletlerin en üst kademelerini işgal etmekte mahirdirler.
Mesih olduğunu iddia eden Sabetay Sevi adlı bir hahama bağlı olan ve sahte olarak Türk ve Müslüman gibi görünen, aslında Yahudilik ritüellerine inanmış bir cemaat olan Sabetaycılar/Dönmeler, değişik dönemlerde farklı isimlerle anılmış, bulundukları devletlerde söz sahibi olmuş, zekâsını şerre yoran şeytanın çocuklarıdır bu kademsizler.
Ülkemizde de pek çok meslek dalında ehil üst düzey mason yetkili, Türkiye’nin en karanlık cemaatine mensup olarak yıllarca en elit koltuklarda karar verici olarak kalem oynatmışlardır.
Başbakanlığı döneminde İstihbarat ve Emniyet Teşkilatlarına masonlarla ilgili tespit raporu hazırlamaları talimatı veren ve Türkiye’deki bu karanlıklar hükümranlığını çok iyi bilen merhum Başbakan Adnan Menderes, 1959’da Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek ile olan bir görüşmesinde şu cümleyi kurar:
“Üstümde Cumhurbaşkanı, altımda Başbakan Yardımcısı var. Bunların ikisi de 33. dereceden masondur. Ben iki değirmen taşı arasına sıkışmış buğday tanesi gibiyim!”
Bir başbakanın bu karanlıklar cemaatinin karşısındaki çaresizliği, aslında yakın geçmişin gerçek bir Türkiye fotoğrafıdır.
Bizler ise hâlâ büyük resmi görmemekte ısrar ediyoruz.
Ya çok iyi niyetliyiz, ya da kanımıza yüksek dozda adam sendecilik narkozu enjekte edilmiş.
Kim bilir belki de narkozun etkisi yeni yeni geçmeye başladı ve biz ancak ayılıyoruz.
Uyan ey halkım;
Türkiye Yüzyılı seninle parıldayacak.
ATİLLA AKBAŞ
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
Teşekkür ediyoruz.👍👏🤲🇹🇷🇹🇷🇹🇷
3milyon sebatayist hemde en üst düzeyde kanser en ücra köşelere işlemiş ALLAH yardım eylesin