
Erdoğan, AK Parti 8. Olağan Kongresi’nde Konuştu:
Türkiye’de görünmeyen muhalefet odakları var. Bildiriler yayımlayarak, darbecileri cesaretlendirerek, siyasetçileri tehdit ve vaatlerle yönlendirerek, uluslararası güçlerle iş birliği yaparak kendi ajandalarını dayatmaya çalıştılar.
Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Dün rahattık, bugün zorluklarla karşılaşıyoruz, yarın tekrar rahata ereceğiz. Önemli olan yolumuzu kaybetmemek. AK Parti, 24 yıldır kendini sürekli geliştiren bir siyasi harekettir. Kongre sürecinde, il başkanlarımızın dörtte üçü, ilçe başkanlarımızın ise yaklaşık üçte ikisi değişti. Bayrağı devreden ve devralan arkadaşlarımızdan daha verimli çalışmalar bekliyoruz.
Partimizin her eve ulaşmasını sağlayan kadın kollarımızdan daha fazla gayret göstermelerini istiyorum. Sevgili gençlerden beklentim ise gençliğin dinamizmini partimize taşımalarıdır. Unutmayın, burada isimler geçicidir, baki olan davadır. Partimizin kadroları değişse de ilkeleri sabittir.”

“Yaklaşık dört ay önce, iktidarda geçirdiğimiz 22 yılda büyük bir başarıya imza attık. Bu başarıya kadeh tokuşturarak ya da kaynağı belirsiz paralarla kuleler yaparak ulaşmadık. Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyledik ve bunda başarılı olduk.
Biz gökten zembille inmediğimiz gibi pazarlık masalarında da kurulmadık. Milletin partisi olarak doğduk, büyüdük ve bugünlere geldik. AK Parti’ye düşmanlık edenler, bu hareketin dağılıp yok olacağını umdular. Yılmamızı, pes etmemizi beklediler. Milletin bize emanet ettiği iradeye ihanet edeceğimizi düşündüler. Ancak 14 Ağustos 2001’den bu yana bekleyenler daha çok bekleyecekler.”
“Türkiye’ye politik ve ekonomik bağımsızlığını biz kazandırdık. Çok partili hayata geçildiğinden beri demokrasinin çevresindeki kirli kuşatma tam anlamıyla kırılmadı. Bunun en büyük sebebi, iktidara gelebilmek için her yolu mübah gören çarpık muhalefet anlayışıdır.
Sandıkta alamadığı yetkiyi dış güçlerden temin etmeye çalışan, seçim kazanmak uğruna terör örgütleriyle iş birliği yapacak kadar ileri giden bu muhalefet anlayışı, Türkiye’yi toksik demokrasi sorunuyla karşı karşıya bıraktı. Özellikle son iki seçimde bu durum açıkça görüldü. Kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklarla stratejik kurumların alınıp satıldığı, demokrasinin sağladığı imkanların demokrasiyi zayıflatmak için kullanıldığı bir süreç yaşandı. Bu toksik demokrasinin panzehiri AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır.”
“Terörsüz Türkiye ideali, geniş tabanlı bir milli mutabakatın ifadesidir. Terörle siyaset veya demokrasi aynı anda var olamaz. Ya terör ya demokrasi, ya silah ya sivil siyaset tercihi yapılmalıdır.
Yeni bir dünya düzeni kurulurken, Türkiye’nin terör başta olmak üzere tüm yüklerinden kurtulması gerekmektedir. Bu günler inşallah çok yakındır. Türkiye’nin ekonomide, dış politikada ve siyasetteki itici gücü demokrasidir. Terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştireceğiz.
MHP ve Sayın Bahçeli, Cumhur İttifakı çatısı altında yapıcı tavırlarıyla Türk siyasi tarihine isimlerini şimdiden yazdırmışlardır. Bu ittifak var oldukça Türkiye güvendedir.”
“Türkiye’de görünmeyen muhalefet odakları var. Bildiriler yayımlayarak, darbecileri cesaretlendirerek, siyasetçileri tehdit ve vaatlerle yönlendirerek, uluslararası güçlerle iş birliği yaparak kendi ajandalarını dayatmaya çalıştılar. Geçmişte devletin içindeki kirli oluşumlarla nasıl mücadele ettiysek, bu kirli muhalefete de aynı şekilde karşı koyduk. AK Parti, Türkiye’yi ötekileştirmeyen tek partidir. Alevi vatandaşlarımızın taleplerini büyük ölçüde karşıladık. Başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların özgürce çalışmasının önünü açtık. Ayasofya’yı dualarla yeniden ibadete açtık. Hiç kimsenin diline, dinine, mezhebine bakmadık.”
“İş dünyasında da önemli adımlar attık. Esnafın ve sanayicinin yanında olduk. Sermayeyi Anadolu’ya yaydık.
Ancak bazı çevreler, Batılı güçlerle kurdukları asimetrik ilişkilere güvenerek eski Türkiye’nin geri geleceğini umuyorlar. AK Parti döneminde sermayelerini büyüten bazı gruplar, şimdi kayıplarını devlet hazinesinden telafi etmek istiyorlar.
Ancak Yeni Türkiye’de kayıt dışı ekonomiye ve siyasete yer yoktur.”
“Daha fazla yatırım, üretim ve ihracat prensibiyle dolar cinsinden milli gelirimizi 6 kat artırdık ve Türkiye’yi trilyon dolarlık ekonomiler ligine taşıdık. 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak için son iki yılda yaklaşık 75 milyar dolarlık kaynak kullandık. Merkez Bankası rezervleri, 173 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.
Türkiye, büyük bir ekonomik dönüşümün eşiğindedir. Bölgemizdeki gelişmeler bu süreci hızlandıracak ve kolaylaştıracaktır. Enflasyondaki düşüş hızlanarak devam edecek, bu da alım gücünü artıracaktır.”
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-