
Mirat Haber yazarı Abdurrahman Dilipak, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde kaleme aldığı dikkat çekici analizinde, FETÖ‘nün darbe girişiminin başarıya ulaşması halinde Türkiye’de kurulması planlandığını öne sürdüğü siyasi, idari ve uluslararası düzeni değerlendirdi. Dilipak, yazısında yalnızca geçmişi değil, geleceğe yönelik olası tehditlere ilişkin de önemli uyarılarda bulundu.
Mirat Haber yazarı Abdurrahman Dilipak, “Gülen Başarılı Olsaydı” başlıklı yazısında, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün darbe girişiminin başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin nasıl bir yönetim modeliyle karşı karşıya kalabileceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Dilipak, yazısının bir “kehanet” olmadığını özellikle vurgulayarak, anlatılanların örgütün hedefleri, hazırlıkları ve niyetleri üzerinden yapılan bir analiz niteliği taşıdığını ifade etti. Yazıda, darbenin ardından ilan edilmesi planlanan olağanüstü hâlden, oluşturulacağı iddia edilen yönetim kadrolarına kadar birçok ayrıntıya yer veriliyor.
Yazıda, darbenin başarıya ulaşması halinde “Yurtta Sulh Konseyi”nin yönetimi devralacağı, olağanüstü hâl ilan edileceği ve valilerden kaymakamlara, emniyet müdürlerinden yargı mensuplarına kadar devletin kritik kademelerinde görevlendirilecek isimlerin önceden belirlendiği öne sürülüyor.
Dilipak ayrıca gözaltına alınacak siyasetçiler, bürokratlar, iş insanları, medya temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu yöneticilerine ilişkin listelerin de hazırlandığını, hatta bazı isimler hakkında iddianamelerin önceden oluşturulduğunu ifade ediyor.
Yazının dikkat çeken bölümlerinden biri de FETÖ lideri Fetullah Gülen‘in uluslararası alandaki rolüne ilişkin değerlendirmeler oldu.
Dilipak’a göre darbenin başarıya ulaşması halinde Gülen, Türkiye’de büyük törenlerle karşılanacak, ardından Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa merkezli uluslararası diplomatik girişimlerde bulunacak, İsrail-Filistin meselesine yönelik bir barış planı gündeme getirilecek ve küresel ölçekte “barış elçisi” olarak öne çıkarılacaktı. Yazıda bu sürecin Batılı ülkelerin desteğiyle yürütüleceği yönündeki değerlendirmeler de yer aldı.
Dilipak, FETÖ‘nün başarılı olması halinde Türkiye’nin dış politika ekseninde büyük bir değişiklik yaşanmayacağını, aksine ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO eksenli politikaların daha güçlü şekilde uygulanacağını savundu.
Yazıda; iklim politikaları, İstanbul Sözleşmesi, küresel dijital dönüşüm projeleri, İsrail ile ilişkiler ve uluslararası güvenlik politikaları gibi birçok başlık üzerinden değerlendirmeler yapılırken, FETÖ‘nün uzun yıllar öncesinden çeşitli stratejik alanlarda hazırlık yaptığı yönünde görüşler dile getirildi.
Yazar, örgütün yalnızca devlet bürokrasında değil; farklı siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve toplumun çeşitli kesimlerinde de etkili olmaya çalıştığını ileri sürdü.
Dilipak, FETÖ‘nün geçmişte birçok farklı çevreyle ilişki kurduğunu, örgütün bugün yurt dışında faaliyetlerini sürdürdüğünü ve farklı ülkelerin istihbarat yapılarıyla temas halinde olduğunu öne sürerken, örgütün kapsamlı bir özeleştiri yapmadığını da savundu.
Yazısının son bölümünde geçmişte yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini vurgulayan Dilipak, benzer yapıların farklı isimler altında yeniden ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.
Toplumun adalet duygusunu kaybetmemesi gerektiğini ifade eden yazar, haksızlık karşısında sessiz kalınmaması çağrısında bulunurken, hesaplaşmanın yalnızca hukuk önünde değil, ilahi adalet önünde de gerçekleşeceğini belirterek yazısını dua ve muhasebe çağrısıyla tamamladı.
Bu yönüyle Abdurrahman Dilipak’ın yazısı, yalnızca 15 Temmuz’un perde arkasına ilişkin değerlendirmeler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda FETÖ yapılanması, küresel ilişkiler ve Türkiye’nin geleceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıyan kapsamlı bir analiz niteliği taşıyor.
ABDURRAHMAN DİLİPAK’IN YAZISINA AŞAĞIDAKİ LİNKTEN ULAŞABİLİRSİNİZ:
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Başka şeye takıldım.,yazıda verilen ara başlıklarda biri eğer Fetö darbesi başarılı olsaydı “Batı ile Aynı Çizgide Bir Yönetim Kurulacaktı”..halbuki sayın A.Dilipak bugünkü yönetiminde bu konuda çok farklı olmadığını belirtmiş..bu ara başlık “klavye sürçmesi” herhalde