islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3794
EURO
54,0536
ALTIN
6.160,00
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

AMERİKA’YI KİM YÖNETİYOR? (1)

AMERİKA’YI KİM YÖNETİYOR? (1)
A+
A-

AMERİKA’YI KİM YÖNETİYOR? (1)

Lobiler, Milyarlarca Dolarlık Bağışlar ve Küresel Güç Mücadelesi

Demokrasi mi, Sermayenin Etkisi mi?

Amerika Birleşik Devletleri, kendisini uzun yıllardır “özgür dünyanın lideri” ve “demokrasinin kalesi” olarak tanıtıyor. Ancak ABD’nin seçim sistemi, dış politikası ve küresel müdahaleleri incelendiğinde, birçok uzman şu soruyu sormaya devam ediyor:

Washington’u gerçekten halk mı yönetiyor, yoksa milyarlarca dolarlık bağışlarla siyaset üzerinde etkili olan güçlü lobi grupları mı?

Bu soru yeni değil. Özellikle seçim kampanyalarının astronomik maliyetlere ulaştığı son yıllarda, büyük sermayenin Amerikan siyasetindeki etkisi daha görünür hâle geldi.

ABD’DE SEÇİM KAZANMAK MİLYARLARCA DOLAR GEREKTİRİYOR

Amerikan seçim sistemi dünyanın en pahalı seçim organizasyonlarından biri olarak gösteriliyor.

Başkan adayları ve Kongre üyeleri, seçim kampanyalarını yürütebilmek için çok büyük mali kaynaklara ihtiyaç duyuyor. Reklamlar, televizyon yayınları, dijital kampanyalar, saha çalışmaları ve organizasyonlar milyarlarca dolarlık bütçeler gerektiriyor.

Bu nedenle adaylar; bireysel bağışçılardan, siyasi eylem komitelerinden (PAC), bağımsız harcama gruplarından (Super PAC) ve çeşitli çıkar gruplarından destek alıyor.

Amerikan hukukuna göre bu bağışların önemli bir kısmı yasaldır.

Ancak tartışma tam da burada başlıyor.

HUKUKİ OLABİLİR AMA ETİK Mİ?

Bir siyasetçiye seçim sürecinde milyonlarca dolar destek veren kişi veya kuruluşların, seçim sonrasında hiçbir beklenti içine girmeyeceğini söylemek gerçekçi görünmüyor.

Elbette her bağış, doğrudan bir siyasi karar satın alındığı anlamına gelmez. Ancak siyaset bilimciler ve etik uzmanları, büyük bağışçıların siyasetçiler üzerinde erişim, nüfuz ve gündem belirleme açısından önemli avantajlar elde ettiğini uzun süredir tartışmaktadır.

Bu nedenle Amerikan siyasetinde “paranın etkisi” en çok eleştirilen başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

İSRAİL YANLISI LOBİLER NEDEN SÜREKLİ GÜNDEMDE?

Washington’da faaliyet gösteren yüzlerce lobi kuruluşu bulunuyor.

Bunlar arasında savunma sanayii, enerji şirketleri, teknoloji devleri, ilaç sektörü ve sendikalar olduğu gibi İsrail yanlısı kuruluşlar da yer alıyor.

Özellikle AIPAC gibi etkili organizasyonlar, İsrail’in güvenliği ve ABD-İsrail ilişkilerinin güçlendirilmesi amacıyla Kongre üyeleriyle yoğun temas yürütüyor.

ABD basınında ve akademik çalışmalarda, İsrail’e güçlü destek veren adayların seçim kampanyalarında önemli destek gördüğü; İsrail politikalarını sert biçimde eleştiren bazı adayların ise yoğun karşı kampanyalarla karşılaştığına ilişkin çok sayıda değerlendirme yer almaktadır.

Bu durum, Amerikan dış politikasının ne ölçüde ulusal çıkarlar, ne ölçüde güçlü lobi faaliyetleri tarafından şekillendirildiği yönündeki tartışmaları canlı tutmaktadır.

ORTA DOĞU POLİTİKALARINA ETKİSİ

ABD‘nin son otuz yıldaki dış politikası incelendiğinde birçok tartışmalı karar dikkat çekiyor.

Irak‘ın işgali…

Afganistan‘da yirmi yıl süren savaş…

Suriye‘de izlenen politika…

İsrail‘e verilen askerî, ekonomik ve diplomatik destek…

PKK’nın Suriye uzantısı olarak görülen YPG‘ye sağlanan destek nedeniyle yaşanan Türkiye-ABD gerilimi…

Tüm bu başlıklar, Washington’un dış politika kararlarının hangi dinamiklerle alındığı sorusunu gündeme getiriyor.

AMERİKA’NIN KÜRESEL GÜÇ ARAYIŞI

ABD‘nin dış politikası yalnızca Orta Doğu ile sınırlı değil.

Donald Trump‘ın Grönland’ı satın alma yönündeki açıklamaları, Panama Kanalı üzerindeki söylemleri ve Venezuela yönetimine yönelik sert politikaları da küresel nüfuz arayışının farklı örnekleri olarak değerlendiriliyor.

Eleştirmenlere göre Washington, ekonomik, askerî ve diplomatik gücünü dünyanın birçok bölgesinde etkisini artırmak için kullanıyor.

ABD yönetimleri ise bu politikaları, ulusal güvenlik, ekonomik çıkarlar ve uluslararası istikrar gerekçeleriyle savunuyor.

DEMOKRASİ SADECE SANDIK MIDIR?

Bir ülkede seçim yapılması, tek başına güçlü bir demokrasinin varlığı için yeterli görülmüyor.

Siyasi karar alma süreçlerinin ne kadar şeffaf olduğu, büyük sermayenin ve çıkar gruplarının siyaset üzerindeki etkisi ile kamu yararının nasıl korunduğu da demokrasinin önemli ölçütleri arasında yer alıyor.

ABD örneğinde seçim finansmanı sistemi, bu açıdan yıllardır hem ülke içinde hem de uluslararası kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

SON SÖZ

Amerika Birleşik Devletleri, demokrasi ve özgürlük söylemini küresel ölçekte en güçlü biçimde kullanan ülkelerden biri.

Ancak aynı Amerika, seçim kampanyalarının finansman modeli, güçlü lobi faaliyetleri ve dış politika tercihleri nedeniyle ciddi eleştirilerin de odağında bulunuyor.

Asıl soru ise hâlâ güncelliğini koruyor:

Washington’da son sözü sandık mı söylüyor, yoksa milyarlarca dolarlık bağışlarla güç kazanan çıkar grupları mı?

Bu soruya verilecek cevap, yalnızca Amerikan siyasetini değil; Gazze’den Şam’a, Bağdat’tan Caracas’a kadar dünyanın birçok bölgesinde yaşanan gelişmeleri anlamak açısından da önem taşıyor.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.