
ABD’nin Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas‘a vize vermemesi, Filistin meselesinin BM Genel Kurulu’nda gündeme gelmesini engelleyemedi. Erdoğan’dan Macron’a, İngiltere’den Ürdün’e, Kanada’dan Bosna Hersek ve Vietnam’a kadar çok sayıda lider Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelere dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Kurul konuşmasında Filistin’e güçlü destek mesajı verdi. Erdoğan, “Özgür Filistin Devleti’nin sesi olacağız” diyerek Türkiye’nin Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Gazze’deki insani durumun kabul edilemez boyutlara ulaştığını söyledi. Filistinlilerin meşru haklarına ve egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Macron, Batı Şeria’daki gelişmelere de dikkat çekti.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Gazze’de çocuklar da dahil çok sayıda insanın öldüğünü belirterek bölgeye yeterli insani yardımın ulaşmadığını söyledi. Burnham, Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını eleştirerek iki devletli çözüm çağrısı yaptı.
Ürdün Kralı 2. Abdullah, İsrail hükümetinin yayılmacı politikalarının bölgesel tehdit haline geldiğini söyledi. Gazze’deki yıkım ile Batı Şeria’daki gelişmelerin aynı stratejinin iki yüzü olduğunu savundu.
Kanada Başbakanı Mark Carney, Filistin’e 100 milyon Kanada doları yardım sağlayacaklarını açıkladı. İsrail’in Doğu Kudüs’teki yerleşim politikalarının iki devletli çözümü tehdit ettiğini belirtti.
Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic ise Gazze’deki gelişmeler karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayarak, “Adaletsizlik karşısında sessiz kalmamalıyız” dedi.
Vietnam Devlet Başkanı To Lam da Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve iki devletli çözümü desteklediklerini açıkladı.
BM Genel Kurulu’ndaki konuşmalar, Gazze ve Filistin meselesinin uluslararası gündemdeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Gazze’deki insani kriz ve Batı Şeria’daki İsrail politikaları, farklı ülkelerin liderleri tarafından doğrudan Genel Kurul kürsüsüne taşındı.
HABER YORUM

İnsan, Fransız Macron‘dan, İngiltere’den Filistin hakkında duyduğu cümlelere hayret ediyor değil mi?
7 Ekim’den sonra bizzat gidip Netanyahu denilen caninin sırtını sıvazlayanlar, bugün Filistin’i destekliyor görünümünde arzıendam ediyorlar…
Kimsenin herhangi bir konuda samimiyetini ölçecek bir terazimiz yok elimizde…
Ama Batı denilen batık kültürün temsilcilerinin geçmişteki iki yüzlülüklerini gördükten sonra, Filistin konusundaki sözlerine ihtiyatlı yaklaşmak gerekir diye de düşünmeden edemiyorum…
Gerek Gazze konusunda, gerek Akdeniz konusunda, gerekse Orta Doğu‘da hesapları tutmayanların, bugün Gazze‘nin yanındaymış gibi açıklamalarda bulunmaları, samimiyetten uzak bir görüntü oluşturuyor…
Zira, 7 Ekim’den sonra İsrail’e karşı konulacak ağır tepkiler, işin bu boyuta gelmesini engelleyebilirdi…
Birleşmiş Milletler kürsüsünde Filistin‘in konuşulması elbette siyasi ve diplomatik açıdan önemlidir.
İşte tam da bu noktada bugün yapılması gereken, liderlerin hangi cümleyi kurduğundan çok, o cümlenin ardından hangi adımın atıldığına bakmaktır.
Eskilerin deyimiyle, “Söz uçar, yazı ve eylem kalır.“
Şimdi söz uçmadan, konuşulanların eyleme dökülmesi ve Filistin Devleti’nin tanınarak orada barışın tesis edilmesi en büyük temennimizdir…
İSLAMİ HABER “MİRAT”