
Türk siyaseti yine kendi içine döndü.
Dünyanın gözü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Gazze’de ve Filistin meselesindeyken Türkiye’nin televizyon ekranlarında bir anda Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası baş gündem haline geldi.
Elbette bir büyükşehir belediye başkanının partisinden ayrılması siyasi açıdan önemli bir gelişmedir. Ancak burada üzerinde düşünülmesi gereken başka bir mesele daha var:
Gündem Gazze ve Birleşmiş Milletler iken Türkiye neden yeniden kendi siyasi tartışmalarının içine çekiliyor?
Mansur Yavaş, CHP’den istifa ettiğini ve siyasi yoluna bağımsız devam edeceğini açıkladı. Yavaş, daha sonra yaptığı açıklamada kararının cumhurbaşkanlığı seçimiyle hiçbir ilgisi olmadığını da özellikle vurguladı.
Fakat siyaset yalnızca açıklamalardan ibaret değildir.
İstifanın hemen ardından tartışmanın cumhurbaşkanlığı adaylığına taşınması bunun göstergesidir. Çünkü Yavaş artık herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadan yoluna devam edeceğini söylüyor. Bu durum da ister istemez önümüzdeki dönemde farklı siyasi ihtimallerin konuşulmasına kapı aralıyor.
Yeni bir siyasi oluşum mu?
Bir ittifak mı?
Bağımsız bir adaylık mı?
Yoksa yalnızca Ankara’daki görevine devam eden bağımsız bir belediye başkanlığı mı?
Bugün bunların hiçbirine kesin cevap vermek mümkün değil.
Fakat siyasette bazen bugünkü karar kadar, o kararın yarın hangi seçenekleri mümkün hale getirdiği önemlidir.
Yavaş’ın istifasının ardından Ankara’daki bazı ilçe belediye başkanlarının da CHP’den ayrılması ise olayın yalnızca bireysel bir istifa olarak kalmadığını gösteren yeni bir tablo ortaya çıkardı.
Asıl mesele belki de burada.
Birleşmiş Milletler’in 81. Genel Kurulu savaşların, krizlerin ve özellikle Gazze’deki insanlık dramının gölgesinde toplanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da BM kürsüsünde Gazze’yi ve Filistin meselesini gündeme taşıdı.
Tam böyle bir dönemde Türkiye’de saatlerce Mansur Yavaş’ın istifasının konuşulması, gündem belirleme meselesini yeniden tartışmaya açıyor.
Mesele Mansur Yavaş’ın konuşulması değil.
Elbette konuşulacak.
Mesele, başka önemli meselelerin konuşulamaz hale gelmesi.
Gazze’nin, Filistin’in, Birleşmiş Milletler’in, Türkiye’nin dış politikasının ve vatandaşın gündelik sorunlarının yerini birkaç saat içinde yeni bir siyasi tartışmanın alması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılması gerçekten yalnızca bağımsızlık kararı mı, yoksa gelecekte yeni bir siyasi yolun başlangıcı mı?
Bunun cevabını bugün vermek mümkün değil.
Üstelik Yavaş kendisi cumhurbaşkanlığı adaylığı iddialarını reddediyor.
Dolayısıyla bugün yapılması gereken “Yavaş kesin aday olacak” demek değil.
Asıl yapılması gereken, bu istifanın Türk siyasetinde hangi yeni dengeleri ortaya çıkarabileceğini görmek.
Çünkü siyaset, bazen bir kişinin bir partiden ayrılmasıyla değil, ayrıldıktan sonra hangi kapıların önünde belirdiğiyle şekillenir.
Şimdi Mansur Yavaş için yeni bir dönem başladı.
Türkiye için ise daha önemli bir soru hâlâ ortada duruyor:
Gündemimizi gerçekten biz mi belirliyoruz, yoksa önümüze konulan gündemi mi konuşuyoruz?
Belki de bugün asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.
İSLAMİ HABER “MİRAT”