islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3920
EURO
55,3812
ALTIN
6.583,73
BIST
12.250,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
15°C
Pazar Parçalı Bulutlu
14°C

Kelimeler Değişti, İşgal Sürüyor: Gazze’de Ateşkesin Acı Gerçekliği

Kelimeler Değişti, İşgal Sürüyor: Gazze’de Ateşkesin Acı Gerçekliği
14/10/2026 09:49
A+
A-

Kelimeler Değişti, İşgal Sürüyor: Gazze’de Ateşkesin Acı Gerçekliği

Gazze‘de ateşkes ilan edildi ancak saldırılar, insani yardım kısıtlamaları ve genişleyen askerî kontrol tartışmaları sona ermedi. Filistinli gazeteci ve yazar Ramzy Baroud, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde, ateşkesin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini söylüyor.

Baroud, Anadolu Ajansının 13 Ekim 2026 tarihli analizinde, Gazze’de ateşkes adı altında devam eden süreci değerlendirerek uluslararası toplumun kullandığı diplomatik dil ile sahadaki gerçekler arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor.

Ateşkes var, peki ya güvenlik?

Baroud‘un analizinin merkezinde şu soru yer alıyor: Siviller hayatını kaybetmeye, aileler çocuklarını toprağa vermeye ve bombardımanlar sürmeye devam ediyorsa buna gerçek anlamda ateşkes denilebilir mi?

Yazara göre 2025 yılında gündeme gelen Trump’ın Gazze planı ve ardından ilan edilen ateşkes, uluslararası kamuoyunda şiddetin sona ereceğine dair beklentiler oluşturdu. Ancak Baroud, anlaşmanın Gazze‘deki yıkımı ortadan kaldırmadığını, İsrail’in bölge üzerindeki askerî kontrolünü ve Filistinlilerin karşı karşıya olduğu ağır koşulları büyük ölçüde sürdürdüğünü dile getirdi.

Bu değerlendirmeye göre ateşkes, Gazze halkı için kalıcı güvenliğin ve normal hayata dönüşün başlangıcı olamadı. Bombardımanların ardından ayakta kalan binaların çökmesi, sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sorunlar, sivillerin hayatını tehdit etmeyi sürdürüyor.

Çocuklar, hastaneler ve enkaz altındaki hayatlar

Baroud, analizinde Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine dayanarak 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkesten makalenin yayımlandığı tarihe kadar en az 1.471 Filistinlinin öldürüldüğünü, 5.189 kişinin yaralandığını aktarıyor. Bu rakamların arasında çocukların da bulunduğunu belirten yazar, sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden ve devam eden insani krizden kaynaklanan kayıpların bu sayılara bütünüyle yansımadığını vurguluyor.

Analizde, Gazze‘deki hastanelerin kapasitesi, enkaz altında kaldığı tahmin edilen insanlar ve yıkılan yerleşimlerin oluşturduğu tehlikeler de ele alınıyor. Hasar gören binaların çökmesi bile savaşın doğrudan saldırılar sona erse dahi siviller için ölümcül sonuçlar doğurmaya devam edebileceğini gösteriyor.

İnsani yardım sözleri neden tutulmuyor?

Analizin önemli başlıklarından biri de Gazze’ye ulaştırılması gereken insani yardımlar. Baroud, anlaşmada günlük yaklaşık 600 yardım tırının girişinin öngörüldüğünü, ancak BM koordinasyonundaki sevkiyatların bu hedefin oldukça gerisinde kaldığını belirtiyor.

Gazze‘de gıda, ilaç, barınma malzemesi ve sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç sürerken enkazın kaldırılması ve yıkılan şehirlerin yeniden inşası için gerekli ekipmanların girişindeki kısıtlamalar da hayatı zorlaştırıyor.

Yazara göre ateşkesin anlamlı olabilmesi için yalnızca silahların susması değil, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması, sivillerin korunması ve hayatın yeniden kurulması için gerekli şartların oluşturulması gerekiyor.

Gazze’de askerî kontrol alanı genişliyor mu?

Baroud‘un dikkat çektiği bir diğer mesele, İsrail’in Gazze’de kontrol ettiği alanın genişlemesi. Analizde Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin değerlendirmelerine atıfla, İsrail’in askerî kontrol alanının Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’ünden yüzde 63’üne, bazı tahminlere göre ise yüzde 70’ine çıktığı belirtiliyor.

Bu durum, ateşkesin yalnızca bir güvenlik meselesi olmadığını; toprak, egemenlik, hareket özgürlüğü ve Filistinlilerin geleceğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

Baroud ayrıca uluslararası tartışmaların Filistin direnişinin silahsızlandırılması üzerinde yoğunlaşmasını eleştiriyor. Ona göre İsrail’in askerî faaliyetleri ve Gazze üzerindeki kontrolü devam ederken yalnızca Filistin tarafının yükümlülüklerinin gündeme getirilmesi, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin temel sorunları gölgede bırakıyor.

Ateşkes, kalıcı barış anlamına gelmiyor

Ramzy Baroud‘un analizinde ulaştığı temel sonuç açık: Bir anlaşmaya ateşkes adının verilmesi, sahadaki şartların kendiliğinden değiştiği anlamına gelmiyor.

Gazze‘de kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için sivillerin korunması, insani yardımların önündeki engellerin kaldırılması, yeniden inşanın başlatılması ve işgalin sona ermesine yönelik somut adımlar atılması gerekiyor.

Uluslararası toplumun sorumluluğu da yalnızca diplomatik açıklamalar yapmakla sınırlı kalmıyor. Anlaşmaların uygulanmasını sağlamak, ihlalleri soruşturmak ve sivillerin korunması için etkili mekanizmalar oluşturmak gerekiyor.

Gazze’nin ihtiyacı, kâğıt üzerinde kalan bir ateşkes değil; çocukların korkmadan uyuyabildiği, hastanelerin çalışabildiği, ailelerin evlerine dönebildiği ve insanların yarın hayatta kalıp kalamayacağını düşünmeden yaşayabildiği gerçek bir barıştır.

Kaynak: Anadolu Ajansı, Ramzy Baroud, “Kelimeler değişti, işgal sürüyor: Gazze’de ateşkes gerçekliği”, 13 Ekim 2026.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.