islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,4136
EURO
55,6578
ALTIN
6.612,14
BIST
12.118,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
15°C
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ’NİN BİLDİRİSİ: TOPLUMSAL ÇÜRÜME KARŞISINDA “İNSAN KALMA” İKAZI

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ’NİN BİLDİRİSİ: TOPLUMSAL ÇÜRÜME KARŞISINDA “İNSAN KALMA” İKAZI
A+
A-

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ’NİN BİLDİRİSİ: TOPLUMSAL ÇÜRÜME KARŞISINDA “İNSAN KALMA” İKAZI

 Zaman, ruhun köşe bucak sıkıştığı, erdemin gürültülü kalabalıklar arasında sessizliğe mahkûm edildiği çetin bir eşikten geçiyor. Bugün karşı karşıya kaldığımız kronikleşen kriz, yalnızca ekonomik dalgalanmaların ya da konjonktürel siyasî çalkantıların ötesinde, insanı insan kılan mukaddes değerlerin aşındığı derin bir ontolojik erozyondur. Utanma duygusunun kalkanları indirmiş, kötülüğün sıradanlaşıp hatta alkışlanır hâle geldiği bir çağda, vicdan sahibi kurumların ve hakikat erbabının susması, artık bir sükûnet değil, suça ortak olma riskini barındırır. İşte tam da bu boğucu iklimde, köklü irfan merkezlerinden gelen her ses, toplumsal hafıza için bir can simidi kıymeti taşır. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın kamuoyuyla paylaştığı son bildiri, bu karanlık tünelde yakılmış cılız bir lamba değil, zihinleri ve sorumluları uyarmayı amaçlayan sarih bir ihtarname niteliğindedir.

Ahlâkî Erozyon ve Utanma Duygusunun Yitimi

Bir medeniyet iddiasının taşıyıcı kolonları sarsıldığında, ilk feda edilen şey “haysiyetli insan” modelidir. Bildirinin parmak bastığı meseleler; ekranlardan evlerimizin en mahrem köşelerine kadar sızan ahlâkî yozlaşmadan, sanal kumar bataklıklarına, adaletsizlik çarklarına ve hukukun evrensel ilkelerinin zedelendiği alanlara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Gündüz kuşağı kisvesi altında aile müessesesini dinamitleyen, sadakatsizliği meşrulaştıran yapımların denetlenmemesi, masum bir ihmal olarak görülemez. Bu, nesillerin zihni zehirlenmesine rıza göstermektir. Cezaların kâğıt üstünde kaldığı, reklam gelirlerinin ahlâkî değerlerin önüne geçtiği bir düzen, iktisadî kalkınma masallarıyla maskelenemez. Ruhunu, ideallerini, davasını ve geleceğini kaybeden bir toplumun, maddî imkânlarla hangi zirveye tırmandığının hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.

Adaletsizlik Çarkları: KHK Zulmü ve Şafak Operasyonları Gölgesinde Hukuk

Hukuk sisteminin sarsıntıya uğraması ve adalet duygusunun azalmasının en acı tecellileri, maalesef hakkaniyetin ve hukukun evrensel ölçülerinden uzaklaşılan uygulamalarda kendini göstermektedir. KHK zulmü gibi insanları sosyal ve sivil ölüme mahkûm eden, hak arama yollarını tıkayan toptancı uygulamalar ve temel insan haklarını hiçe sayan mesnetsiz şafak operasyonları, bu ülkenin adalet duygusuna vurulmuş en ağır darbelerdir. Bir toplumda adaletin tesisi, sadece mahkeme salonlarına bırakılamayacak kadar mukaddestir. Hukukî güvenlik hakkının zedelendiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ve vicdanları kanatan bu tür idarî ve adlî zulümler karşısında susmak, ahlâkî çürümenin en büyük zeminini hazırlar. Hakikat, ancak zulmün her türüne karşı ses yükseltildiği ölçüde değer kazanır.

Osman Nuri Topbaş’ın Rehberliğinde Manevî Pusula ve “İnsan Kalmak” Devrimi

Manevî önderlerin ve bu toprakların köklü irfan köklerinin işaret ettiği istikamet, bireysel kurtuluşun ötesinde toplumsal bir inisiyatifi zorunlu kılar. Ali Rıza Demircan ve Osman Nuri Topbaş gibi hayatını ilme, irfana ve nebevî istikamete adamış kanaat önderlerinin temsil ettiği çizgi, dünyevî hırslara karşı bir fener gibidir. O fener, bize insanın yalnızca yiyen, içen, tüketen ve kazanan bir varlık olmadığını; her şeyden önce emaneti yüklenen bir “kul” bilinciyle hareket etmesi gerektiğini hatırlatır. Bugün doğru kabul ettiğimiz o manevî  uyarılar, dünyaya tırnaklarıyla tutunan modern insanın kibrini törpülemek, onu hakikat zeminine davet etmek için en güvenli sığınaktır. “İnsan olmak/kalmak”, “güzel kul” olmak, bugünün dünyasında en büyük çağrı ve hakikî devrimdir; çünkü bütün tağutî rejimler, insanı insanlıktan çıkarmak, kulu şeytanın bir kölesi yapmak üzere kurgulanmıştır.

Resim: Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’na Yaptığı Bir Ziyaret Esnasında Hayatımda Bir Kez Tanışma Fırsatım Olduğu Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Musa Topbaş’ın (1917-1999) oğlu Yazar, Hayırsever ve İş İnsanı Osman Nuri Topbaş Beyefendiyi İle Birlikteyim (Yıl: 1996-1997).

Vicdan Muhasebesi ve Akademik Bir Sorumluluk

Eğitimden medyaya, iktisadî adaletten sosyal münasebetlere kadar her alanda “değerler” kelimesinin içini boşaltan pragmatizm/materyalizm, bizi ortak bir uçuruma sürüklüyor. Vakfın bildirisinde yer alan hakikatler, bir şikâyet dilekçesi değil; Hakk’ın ve halkın huzurunda yapılan bir vicdan muhasebesidir. Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytan olmamak, rüşvetin ve haksız kazancın sıradanlaşmasına rıza göstermemek, her müminin ve özellikle aydının omuzlarındaki en ağır ve mukaddes vebaldir. Akademik bir soğukkanlılıkla ve fakat imanî/imanî bir hassasiyetle bu çürümeyi tahlil etmek mecburiyetindeyiz. Zira teşhis koyulmadan tedavi icra edilemez.

Netice: Enkaz Altından Çıkış İradesi

Netice itibarıyla, kaybolan değerlerimizi yeniden kuşanmak, erdemli bir hayatı ve âdil düzeni yeniden tesis etmek zorundayız. Toplumsal çürüme karşısında gösterilecek en büyük direnç, kendi içimizdeki merhameti, adaleti ve ahlâkî titizliği diri tutmaktır. Bu ihtarnameyi bir manifesto olmaktan öte, her birimizin vicdanına vurulmuş bir mühür olarak okumalıyız. Unutulmamalıdır ki, binalar yükselirken, Kapitalistler gibi zenginleşirken ahlâk ve vicdan çökerse, o medeniyet, enkaz altında kalmaya mahkûmdur. İnsan/kul kalabilmek ve mümince bir duruş sergileyebilmek, bu enkazın altından el birliğiyle çıkma iradesini göstermekle mümkündür.

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.