islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5774
EURO
55,6147
ALTIN
6.569,81
BIST
11.614,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Yağmurlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

ŞİLİ’Lİ MADENCİLERİN MUCİZEVÎ KURTULUŞU VE MANEVÎ BOYUT: ŞEYH NAZIM KIBRISİ’NİN DUALARI

ŞİLİ’Lİ MADENCİLERİN MUCİZEVÎ KURTULUŞU VE MANEVÎ BOYUT: ŞEYH NAZIM KIBRISİ’NİN DUALARI

ŞİLİ’Lİ MADENCİLERİN MUCİZEVÎ KURTULUŞU VE MANEVÎ BOYUT: ŞEYH NAZIM KIBRISİ’NİN DUALARI

2010 yılında Şili’deki San José madeninde yaşanan göçük, tüm dünyanın nefesini tutarak takip ettiği büyük bir insanlık dramına ve ardından eşsiz bir keramete sahne olmuştu. Yerin 700 metre altında, tonlarca kayanın ve toprağın altında 69 gün boyunca mahsur kalan 33 madencinin sağ olarak kurtarılması, modern madencilik tarihine altın harflerle yazıldı.

ODATV, bu tarihî olayı, “69 gün boyunca ölümle yaşadılar: 33 madencinin yerin altından gelen mucizesi” başlığı altında 18 Ekim 2026 tarihinde bir haber yapar.

https://www.odatv.com/ozel/silinin-unutulmayan-hikayesi-69-gun-boyunca-olumle-yasadilar-33-madencinin-yerin-altindan-gelen-mucizesi-120166492

ODATV de bu ilginç kurtarılma olayını dinî bir tabirle bir “mucize” (aslında bir keramet) olarak takdim ediyor ama bu olağanüstü kurtuluşunun manevî perde arkasını nedense göstermiyor. Halbuki basının ve uluslararası medyanın günlerce canlı yayınlarla aktardığı bu kurtarma operasyonu, her ne kadar devasa teknik imkânlar ve mühendislik çalışmalarıyla anılsa da olayın ardındaki derin manevî boyut da uzun süre konuşuldu. Medyanın gözden kaçırdığı veya eksik bıraktığı en önemli detaylardan biri, bu mucizevî kurtuluşun arkasındaki manevî dayanışma ve Şilili madencilerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gerçekleştirdiği tarihî ziyaretti.

Yerin 700 Metre Altında Yükselen Dualar ve Kıbrıs’ta Gerçekleşen Tarihî Ziyaret

Madenciler yer altında açlık, susuzluk ve ölüm korkusuyla baş başayken, dünya genelinde farklı din ve inanç gruplarından insanlar, onlar için dua etti. Bu süreçte, Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Nazım Kıbrısî de madencilerin kurtulması için, özel olarak dualar eden ve manevî destekte bulunan kanaat önderleri arasındaydı. Olayın ardından dünya turuna çıkan ve farklı ülkeleri ziyaret eden madencilerden bir heyet, yaşadıkları kurtuluşun tesadüf olmadığını belirterek, KKTC’nin Lefke kasabasında bulunan dergâha sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi.

Madencilerden Ömer Reygadas, Kıbrıs’a özellikle Şeyh Nazım ile tanışmaya geldiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Şeyh Nazım ile tanışmaya geldik çünkü o, biz yerin altında mahsurken bizim için çok dua etti. Onun bildiği birçok insandan farklı olduğunu hissediyor ve tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz.”

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren bir diğer madenci Dario Segovia ise Kıbrıs’ta kendilerine gösterilen sıcak ilgiden duyduğu mutluluğu paylaştı.

Madencileri kabul eden Şeyh Nazım Kıbrısî ise kurtuluşun hakikî bir inanç ve ilahî yardım sayesinde gerçekleştiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:

“Onlar yerin 700 metre altındayken dua ettim onlara. Bu manevî kuvvet olmasa bir tanesi bile yaşamazdı; maddî imkânlarla orada bir günden fazla yaşayamazlardı. İnanan kurtulur…”


Resim: Şili’li madenciler, Şeyh M. Nazım Kıbrısî’nin huzurunda.

Ziyaret sırasında Katolik inancına sahip Şilili işçiler, dergâhta gerçekleştirilen zikir törenine katılarak manevî bir atmosfer soludular. Şeyh Nazım’a olan minnetlerini göstermek maksadıyla yeraltından çıkardıkları bir maden kayası parçasını ve 33 madencinin tamamının imzasını taşıyan Şili bayrağını kendisine takdim ettiler.

Şili’deki maden kazasından sağ çıkan işçilerin, binlerce kilometre yol kat ederek, Kıbrıs’ta bir Sufi lideri ziyaret etmesi ve “Yerin altındayken onun dualarını hissettik” demesi, dönemin basınında inancın sınır tanımayan gücü olarak yorumlandı. Teknik kurtarma çalışmalarının ötesinde, inancın, umudun ve duaların insanı hayatta tutan en büyük güç olduğunu gösteren bu olay, tarihe unutulmaz bir manevî buluşma olarak geçti.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. ALİ SEYYAR dedi ki:

    Bir Hoca Efendi/İmam, özel whattsup adresime mezkûr haber – yorum yazıma şöyle bir yorum göndermiş:

    “Bu çok abartılı olmuş hocam sanki haşa şeyhin manevi gücüyle kurtulmuşlar. Allah’ın hiç esamesi okunmamış haşa bu şirke girer. Öldüren de dirilten de tek Allah’tır. Şeyh Kıbrisi’nin bu kadar büyük marifeti vardı neden hiç Gazzelilerin kurtuluşu için dua etmedi.”

    Bu konuda şu zarurî açıklamayı gerekli duyuyorum:
    1. Şirk Vurgusu ve İlahî Kudret: İslâm akidesine göre elbette öldüren de dirilten de mutlak kudret sahibi olan da yalnızca Yüce Allah’tır (c.c.). Yazımızda hiçbir şekilde bir fâninin müstakil bir güç sahibi olduğu ima edilmemiştir. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin sözleri de metinde açıkça yer almaktadır: “İnanan kurtulur…” ve kurtuluşun “ilahî yardım sayesinde” gerçekleştiği vurgulanmıştır. İslâm inancında ve tasavvuf geleneğinde kulun duası ve manevî yönelişi, ilahî rahmetin tecellisine bir vesile (sebeb-i zahirî) olarak görülür; haşa yaratıcı bir güç olarak değil.
    2. Dua ve Vesile Kılma: Kur’ân-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve O’na yaklaşmaya vesile arayın…” (Mâide, 35) buyrulur. İnsanların zor anlarında salih kulların duasını talep etmesi ve Allah’ın da bu duaları kabul buyurarak, yardım etmesi sünnetullahtandır. Madencilerin yaşadığı da Allah’ın lütfu ve duaların bereketiyle tecelli eden bir keramet örneğidir. Burada tazim edilen şahıs değil, o şahsın halis duasına icabet eden Allah’ın sonsuz rahmetidir.
    3. Gazze ve Ümmetin Mazlumları Meselesi: Gazze’deki veya dünyadaki diğer mazlumların durumu üzerinden yapılan kıyas ise hakikate hakkaniyetle bakmamaktan kaynaklanmaktadır. Kaldı ki, Şeyh Nazım Kıbrısî, 7 Mayıs 2014 tarihinde vefat etmiştir. Vefatının üzerinden yıllar geçmiş bir zatın günümüzdeki Gazze olayları için ‘neden dua etmedi’ şeklinde sorgulanması da fevkalade talihsiz ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir yaklaşımdır. Genel bir ifadeyle İslâm alimleri ve maneviyat büyükleri her daim ümmetin ve insanlığın kurtuluşu için dua etmiştir. Ancak tecelliyat-ı ilahiyye (Allah’ın takdiri, hikmeti ve imtihan sırrı) her olayda farklı işler. Kimi zaman imtihan ve şehadet tecelli eder, kimi zaman kurtuluş ve lütuf. Bir yerde duaların kurtuluşla neticelenmesi, başka bir yer için dua edilmediği anlamına gelmez.
    4. Kavlî Dua ve Fiilî Dua Farkı: Gazze’deki mazlumların kurtuluşu ve zulmün son bulması hususunda asıl “fiilî duanın” (yani tedbir alma, diplomatik, askeri ve ekonomik gücü harekete geçirme sorumluluğunun) muhatapları, elinde yetki ve imkân bulunduran İslâm ülkelerinin liderleridir. Maneviyat büyükleri kavlî dualarıyla ümmetin derdiyle dertlenmiştir; fakat zulmü fiilen durdurmak idarecilerin mesuliyetindedir.
    Niyetimiz hiçbir zaman hakikati gölgelemek veya şirke kapı aralamak olamaz. Gayemiz; modern medyanın sadece teknik boyutunu öne çıkardığı bir olayda, inancın ve duanın insan hayatındaki manevî gücünü gözler önüne sermektir. (Prof. Dr. Ali Seyyar).

    1. Abdullah dedi ki:

      Bu İmam Efendi kusura bakmasın Ali Hocam ama ne kadar cahilce bir itiraz getirmiş. Dediğiniz gibi yazıda şirk iddia edilecek en küçük bir vurgu bile yok. Bazı tasavvuf ekollerinde ve yaklaşımlarında sıkıntılı durumlar var ama burada edilen dualar ve Rabbimizin icabeti anlatılmış. Hatta bu yaşanılan olayda kerâmetler de (İmam Efendi belki inanmayabilir ama muteber görüşe göre bu da haktır) anlatılır. İmam Efendi şunu cevaplamalı; Yaşanılan deprem sonrası kurtulan bu Şilili işçiler, dünyanın diğer ucundan kalkıp da neden Kıbrıs’a gelmişler?