islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,6024
EURO
55,7396
ALTIN
6.584,32
BIST
11.696,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Pazar Çok Bulutlu
20°C

Teknoloji Gelişiyor, İnsan Neden Geriliyor?

Teknoloji Gelişiyor, İnsan Neden Geriliyor?
A+
A-

Teknoloji Gelişiyor, İnsan Neden Geriliyor?

Yapay zekâ, dijital bağımlılık ve anlamını kaybeden hayatlar… Bilgi çoğalırken hikmet, iletişim artarken samimiyet neden azalıyor?

İnsanlık tarihinin belki de en hızlı değişim dönemini yaşıyoruz. Bir tuşla dünyanın öbür ucuna ulaşıyor, yapay zekâya sorular soruyor, saniyeler içinde bilgiye erişiyoruz. Hayatımız kolaylaşıyor, işlerimiz hızlanıyor. Peki bütün bu gelişmeler insanı gerçekten daha huzurlu, daha merhametli ve daha ahlaklı hâle getiriyor mu?

Asıl mesele burada başlıyor: Teknoloji ilerlerken insanın iç dünyası neden aynı hızla gelişmiyor?

Bilgi çoğalıyor, hikmet azalıyor!

Bugün bilgiye ulaşmak kolay, fakat bilgiyi doğru kullanmak her zamankinden daha büyük bir sorumluluk. İnsanlar saatlerce ekran başında kalabiliyor ama birkaç dakikayı ailesine, çocuğuna veya kendisini bekleyen yaşlı bir yakınına ayıramıyor. Binlerce sanal arkadaşı olan insan, derdini anlatacak samimi bir dost bulmakta zorlanabiliyor.

Oysa İslam, insanı yalnızca bilen değil, bildiğiyle amel eden bir varlık olmaya çağırır. Kur’an-ı Kerim’de, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” buyrulur (Zümer, 39/9). Buradaki bilgi, insanı hakikate yaklaştıran ve sorumluluk bilincini güçlendiren bir anlayışla birlikte düşünülmelidir.

Aile aynı evde, gönüller başka dünyalarda!

Dijital bağımlılığın en görünür sonuçlarından biri, aynı çatı altında yaşayan insanların birbirinden uzaklaşmasıdır. Sofrada telefonlar, odalarda ayrı ekranlar, konuşmaların yerini alan kısa mesajlar…

Çocuklarımızın ne izlediğini, ne düşündüğünü, hangi dünyalarda dolaştığını biliyor muyuz? Gençlerimizi yalnızca teknolojinin tehlikelerinden korumak yeterli mi, yoksa onlara hayatın anlamını, ahlakı ve sorumluluğu da öğretmek zorunda mıyız?

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz” hadisi (Buhârî, Ahkâm, 1), aile içindeki sorumluluğumuzu hatırlatır.

Teknoloji araçtır, insanın efendisi değil!

Yapay zekâ elbette düşmanımız değildir. Doğru kullanıldığında eğitimden sağlığa, bilimden iletişime kadar pek çok alanda insanlığa fayda sağlayabilir. Ancak hiçbir teknoloji vicdanın, merhametin, imanın ve ahlaki muhasebenin yerini tutamaz.

Mesele teknolojiyi reddetmek değil, onu insanlığımızı kaybetmeden kullanabilmektir.

Kur’an’ın şu uyarısı bugün de anlamını koruyor: “Şüphesiz Allah, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)

Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız: Daha hızlı mı yaşıyoruz, yoksa daha anlamlı mı?

Unutmayalım: İnsan, makinelerden daha hızlı olmak zorunda değil ama insan kalabilmek zorunda.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.