Gündem

Adil Bir Dünya Mümkündür – 5

Adil Bir Dünya Mümkündür – 5

Aziz kardeşlerim,

Bu köşeden yeni bir ekonomiyi değil, devrim niteliğinde yeni bir anlayışı teklif ediyoruz.

Bu teklif, borca dayalı değil, emek ve adalete dayalı bir kalkınma modelidir.

Bu teklif, ithal reçetelere değil, yerli akla, manevî ilkelerimize ve bilimsel yaklaşıma dayalıdır.

Ve bu teklif, sadece bizim değil, bölgemizin, hatta insanlığın ihtiyaç duyduğu yeni bir modelin adıdır.

 

Aziz milletim, değerli dostlar, saygıdeğer misafirler;

Eğer bu coğrafyada bir kalkınma olacaksa…

Bu kalkınma birlikte ve bütünlük içinde gerçekleşmelidir.

📌 Ne bizim ülkemizdeki yeraltı ve yerüstü zenginlikleri…

📌 Ne de diğer bölge ülkelerindeki kaynaklar… kendi başlarına bir anlam ifade edebilir.

Ancak ve ancak etkileşimli bir bölgesel sistem kurabilirsek, bu zenginlikler o zaman bir anlam ifade eder ve kıymet kazanır.

İşte bu vizyonla, yeni bir barış ve kalkınma projesini de sizlerle paylaşıyorum:

🎯 Sekiz Deniz Yaylası Projesi

Bu proje bir hayal değildir; bu proje, bu coğrafyanın bin yıllık ortak hafızasının yeniden dirilişidir!

📌 Hazar Denizi, Karadeniz, Marmara, Adalar Denizi, Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Basra Körfezi…

İşte bu coğrafya, bu denizlerin ortasındadır. Adeta bu denizlerin yaylasıdır.

Ve bu sekiz deniz, yeni bir ticaret hattı, yeni bir barış hattı, yeni bir ipek yolu olarak düşünülmelidir!

 

Bugün bu bölgede ülkelerarası ticaret oranı %15’in altında!

Ortadoğu’da %10 bile değil…

Savaşlarla, kargaşalarla, suni iktidar çekişmeleriyle bölgenin refahı çalındı.

Oysa elimizde muazzam bir potansiyel var.

Bununla,

📌 Bir ticaret döngüsü kurabiliriz.

📌 Bir refah kuşağı oluşturabiliriz.

📌 Bir barış havzası tesis edebiliriz.

Ama bunun için önce irade gerekir, sonra vizyon!

 

Ve biz bu vizyonu beş adımda hayata geçirebiliriz:

  1. Bölgesel entegrasyonu güçlendirmek için ulaşım ve enerji altyapımızı geliştirmeliyiz.
  2. Ticaretin temelini sağlamlaştırmak amacıyla ortak bir para birimi oluşturmalıyız. Fiziksel altın ve gümüş tedavülü, bu amaç için ideal olabilir.
  3. Toplumsal refahı artırmak için gelir dağılımında adaleti sağlamalı ve sosyal dayanışmayı güçlendirmeliyiz.
  4. Kalkınma hedeflerine ulaşırken çevreyle uyumlu bir model benimsemeliyiz. Ancak kalkınmak isteyen ülkelere karbon kısıtlamalarını, Chemtrail uygulamalarını ve insanlığın geleceğini tehlikeye atan DSÖ dayatmalarını da reddediyoruz.
  5. Eğitim, kültür ve inanç özgürlüğünü güvence altına almalıyız. Beşikten mezara eğitim seferberliği başlatmalı; beyin göçünü tersine çevirerek bölgenin evlatları ile bölgenin geleceğini inşa etmeliyiz. Kültürel farklılıklar ise, en büyük zenginlik olarak değerlendirilmelidir.

 

Kıymetli kardeşlerim,

Bu proje, devletlerin yok edilmesi için değil, barış içinde birlikte kalkınması için önerilmektedir.

Bu bir sömürü projesi değil, bir medeniyet restorasyonudur.

Biz zaten yüzyıllar boyunca birlikte yaşadık. Biz aynı coğrafyada acıyı da sevinci de beraber tattık. Bugün ayrı durmamız anormaldir.

Bir araya gelmek, doğal ve tarihi bir gerekliliktir.

Bu projeyi gerçekleştirmek zor değil…

Yeter ki bir irade ortaya konsun.

Yeter ki bu bölgenin kadim halkları yeniden birbirine güvenmeye başlasın.

Bugün bu çağrıyı, sadece Türkiye adına değil,

bu coğrafyanın tamamı adına yapıyorum.

📢 Gelin, bu bölgeyi çatışmalarla değil, kalkınmayla anılan bir bölge yapalım.

📢 Gelin, savaş yerine ticaretin, yıkım yerine imarın egemen olduğu bir gelecek kuralım.

Ve unutmayalım…

Dünyanın her köşesi karışıkken, barış inşa etmek, sadece bizim gibi milletlerin harcıdır.

Çünkü biz barışı, sadece masa başında değil, yürekten kurarız!

 

Bugüne değin, Türk dış politikası dört ana eksende önemli tecrübeler ve birikimler oluşturmuştur.

  1. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla Batı ekseni, uzun yıllar boyunca liberal ve seküler anlayışlarla şekillendirilmiş, küresel sistemle entegrasyon çabaları yürütülmüştür.
  2. Ata yurdu, Türk dünyası ve Doğu ekseni, milliyetçi düşüncenin öncülüğünde, dilde, fikirde ve işte birlik anlayışıyla geliştirilmiştir.
  3. İslâm dünyası ekseni, muhafazakâr ve İslâmî duyarlılığı yüksek çevrelerin çabalarıyla, kardeşlik bağlarımızı canlandırma yönünde ilerlemiştir.
  4. Uzak Doğu ve Afrika çalışmaları ise zaman içinde tüm kesimlerin katkısıyla daha derinlikli bir boyut kazanmıştır.

Bu çalışmaların her biri, kendi zaviyesinden bakıldığında millete ve vatana hizmet etme gayretidir.

Her kesim, kendi vatanseverliğini; bu ülkenin geleceği için doğru bildiği yolda çalışmakla ortaya koymuştur.

 

Ve biz diyoruz ki:

  • Hiçbir yurttaşımız, kendisini gereksiz, dışlanmış veya faydasız hissetmemelidir.
  • Bu topraklarda yaşayan herkes, bu milletin asli bir parçasıdır.
  • Herkesin sevgisi, emeği ve hayali, bu büyük ülkenin geleceği için kıymetlidir.

 

Şimdi bize düşen; bu farklı yönelimleri, bu değerli çabaları birbiriyle yarıştırmak değil, birleştirmek, tamamlamak ve birlikte yeni bir vizyon oluşturmaktır.

Geçmişin birikimlerini çöpe atmak değil; bu birikimlerden yeni bir sinerji üretmektir.

Türkiye’nin dış politikası;

🔹 Parçalı değil bütüncül,

🔹 Tepkisel değil, ilkesel,

🔹 Takip eden değil, yön veren,

bir karakter kazanmalıdır.

 

Ve bunu başaracak olan da, toplumun bütün kesimlerini kucaklayan; kimseyi dışlamayan, ötekileştirmeyen; herkese “bu ülkenin geleceğinde benim de payım var” dedirten bir ortak dış politika görüşüdür.

 

İşte biz, bu anlayışı savunuyoruz:

📌 Farklı düşünsek de aynı vatana yürekten bağlıyız.

📌 Ayrı geçmişlerden gelsek de ortak bir geleceğe yürümeliyiz.

📌 Ve hep birlikte, bu coğrafyayı yeniden barışın, refahın ve medeniyetin merkezi haline getirmeliyiz.

Tam bağımsız, erdemli, vizyoner bir dış politika modelini inşa ederek, Türkiye’yi sadece bölgesinde değil, dünyada da hak ettiği yere taşıyabiliriz.

 

Aziz dostlarım,

📌 Kültürel mirasımız, en büyük gücümüzdür

İslâm dünyasına, Türk dünyasına, Kafkaslara, Balkanlara ve Afrika’ya uzanan kültürel zenginliğimiz, sadece hatıra değil, geleceğe dair bir sermayedir.

Bu zenginliği eğitim, sağlık ve kültür iş birlikleriyle paylaşmalı, kardeşliğimizi kalıcı dostluklara dönüştürmeliyiz.

 

Değerli kardeşlerim,

Türkiye artık geçmişiyle övünmenin ötesine geçmeli; geleceği inşa eden, yön veren bir ülke olmalıdır. İçinden geçtiğimiz çağ, sıradan bir zaman dilimi değil, aynı zamanda yeni bir hakikat arayışının, büyük bir uyanışın ve tarihi bir dönüm noktasının habercisidir.

Bugün dünya sarsılıyor,

Küresel düzen çatırdıyor,

Geleneksel yapılar birer birer yıkılıyor.

Ancak her çöküş, aynı zamanda bir doğuşun, yeniden inşanın ve dirilişin habercisidir.

İşte tam da bu noktada bizlere düşen görev açık ve nettir:

Geleceği inşa etmek!

 

Kıymetli kardeşlerim,

Tehditlerin gölgesinde fırsatlar yeşerir. O fırsatları görebilen ve değerlendirebilenler, yarının sahipleri olur. Şimdi önümüzde böyle büyük bir fırsat vardır.

Bu fırsat sadece birkaç yılı değil, önümüzdeki onlarca yılı, belki de asırlık istikameti belirleyecek mahiyettedir.

Bugün, bölgenin ve hatta dünyanın yeniden şekillendiği bir eşikteyiz.

Bu süreçte söz sahibi olmak, öncülük etmek ve istikamet belirlemek artık bizim için bir tercih değil, tarihî bir sorumluluk, kaçınılmaz bir mecburiyettir.

 

Şartlar ne kadar zor olursa olsun, tarihimiz de muhteşem çıkışların tarihidir.

Bundan bin sene önce de bu coğrafyada benzer bir tablo ile karşı karşıyaydık. Selçuklular dağılmış, Anadolu, Moğol istilasına maruz kalmış, pazarlar ele geçirilmiş, birlik ve beraberlik bozulmuş, idareler işbirlikçi olmuş, fitne fesat her yere bulaşmıştı.

Umudun çok zayıfladığı bir zamanda Ahmet Yesevi gibi bir irfan geleneği, Ahi Evran gibi teşkilatçı bir akıl yeniden birlik sancağını açmış ve herkesi altında toplayabilmişti. Direnişi başlatmış ve akabinde diriliş gelmişti. Selçuklunun küllerinden Osmanlı doğmuştu.

 

Benzer şekilde, bu kez Birinci Dünya Savaşı sonrasında ülkemiz işgal altındaydı. Yine aynı ilke ve prensipler, aynı akıl, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna mesken olmuştur.

 

Şimdi de yine yakın şartlar olgunlaşmaktadır. Bir yanda örtülü işgaller, bir yandan ekonomik krizler, bir yanda ihanetler, bir yanda mandacı zihniyetler, bir yanda işbirlikçiler, her yanda fitne ve fesat…

 

İşte böyle durumlarda, bizim tarihi müktesebatımız bize yeniden direniş ve diriliş ilkelerini fısıldıyor. Harekete geçme çağrısı yapıyor.

“Allah’a dayan, sâ’ye sarıl, hikmete râm ol.”

“Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”,diyor.

 

Biz de;

Artık izleyici değil, öncü olmalıyız.

Artık edilgen değil, aktif olmalıyız.

Artık ezik değil, cesur olmalıyız.

Türkiye’miz, adalet, birlik, hürriyet ve karşılıklı hürmetler üzerine kurulacak yeni bir medeniyet inşasında öncülük etmelidir. Yeni bir dünyanın vicdanı ve aklı Türkiye’den doğmalıdır!

 

 

Elbette, bu kolay olmayacaktır.

Çünkü değişim zordur.

Çünkü sistem köhnemiştir.

Çünkü eski düzenin üzerine yeni bir gelecek inşa edilemez.

 

O halde ne yapmalıyız?

🎯 Ekonomiyi ayağa kaldırmalıyız.

🎯 Hukuk sistemini adaletle donatmalıyız.

🎯 Eğitimi çağın önüne geçirmeliyiz.

🎯 Siyaseti halkın vicdanıyla buluşturmalıyız.

🎯 Dış politikada tam bağımsız, çok eksenli ve hakkaniyet temelli bir vizyon inşa etmeliyiz.

 

Yani, sadece hükümeti değil, yönetim zihniyetini de değiştirmeliyiz.

 

Kardeşlerim,

Çağdaş firavunlar bize diyorlar ki: “Ya boyun eğin, ya da yok olun”

Biz de diyoruz ki: “Ne sizin köleniz oluruz, ne de bizi yok edebilirsiniz!”

Çünkü biz Akif’in hatırlattığı gibi,

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”, diyen fertlerin oluşturduğu bir milletiz.

 

📌 Biz bu coğrafyada çok daha zor günler gördük.

📌 Ama her seferinde özümüze döndük.

📌 Her seferinde yeniden ayağa kalktık.

Yine yapabiliriz ve yine yapacağız. Çünkü bizim hamurumuzda, direniş var, diriliş var, şahlanış var. Bir çağı açıp, bir çağı kapatmak var!

 

İşte bu günler yine o günlerdir!

Bu millet ya bir yol bulur, ya bir yol açar ama asla pes etmez! Mutlaka hedefine ulaşır.

Ve unutmayın kardeşlerim!

İnanç, en büyük motivasyon kaynağıdır.

Zafer, inananlarındır!

Ve zafer, yakındır!

Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

Recent Posts

  • Gündem

KASADOLU’DAN NETANYAHU’YA SUÇ DUYURUSU: “CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR”

KASADOLU’DAN NETANYAHU’YA SUÇ DUYURUSU: “CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR” Türkiye’de kendisini “Osmanlı Yahudisi” olarak tanımlayan Musevi iş…

4 saat ago
  • Makale

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK!

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK!  Biz aile’yi kaybettik, onun yerine neyi koyarsanız koyun o şeyin artık fazla…

5 saat ago
  • Gündem

Rusya Dışişleri: Savaş Petrol için Çıkartıldı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…

14 saat ago
  • Gündem

Tahran’da: Cuma Namazında Yaşasın Türkiye Sesleri

Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri   TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…

16 saat ago
  • Gündem

KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ

KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…

17 saat ago
  • Gündem

Papa XIV. Leo’dan, Trump’a Sert Mesaj

Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…

17 saat ago