Makale

ADLÎ BİLİMLER EKSENİNDE BAKARA KISSASINDA KRİMİNAL AKIL, OTOPSİ VE MADDÎ GERÇEK

ADLÎ BİLİMLER EKSENİNDE BAKARA KISSASINDA KRİMİNAL AKIL, OTOPSİ VE MADDÎ GERÇEK

Günümüz adlî bilimler ve ceza muhakemesi hukuku, işlenen bir suçun arkasındaki sır perdesini aralamak için devasa laboratuvarlar, DNA analizleri, otopsi odaları ve karmaşık olay yeri inceleme metodolojileri kullanır. Bütün bu çabanın tek bir nihaî gayesi vardır: Şüpheye yer bırakmayacak şekilde “maddî gerçeğe” ulaşmak, maktulün sessiz çığlığını duymak ve masum ile suçluyu adaletle ayırmaktır.

Pek çok kimse adlî bilimleri ve olay yeri incelemeyi 19. ve 20. yüzyıl Batı dünyasının bir icadı sansa da Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğinde tefekkür eden bir zihin için durum çok farklıdır. Kur’ân-ı Kerim’de anlatılan kıssalar, sadece geçmiş kavimlerin başından geçen ibretlik hikâyelerden ibaret değildir; aksine sosyolojiden psikolojiye, hukuktan adlî tıbbî metodolojiye kadar günümüz modern bilim dallarına ışık tutan evrensel ilkesel haritalardır. Bu ilâhî ışığın adlî bilimler sahasındaki en çarpıcı tecellisi ise Bakara Suresi’nde (67-73. âyetler) karşımıza çıkar.

Faili Meçhul Cinayet, Asabiyet ve Soruşturmayı Sabotaj

Bakara Suresi’nde aktarılan olay, tıpkı günümüz faili meçhul cinayetlerinde olduğu gibi büyük bir toplumsal krizle başlar: Zengin ve nüfuzlu bir adam öldürülmüştür. Katil ortada yoktur. Maktulün yakınları ve muhtemel şüpheliler birbirini suçlamakta, toplumsal bir kaos ve kamuoyu manipülasyonu yaşanmaktadır.

Toplum, olayı aydınlatması için dönemin peygamberi ve hukuk otoritesi konumunda olan Hz. Musa’ya müracaat eder. Bunun üzerine Hz. Musa, vahyin getirdiği bir emir ile kitleye bir sığır kesmelerini söyler. İşte tam bu noktada, sosyolojik ve adlî açıdan çok tanıdık karmaşık bir durum baş gösterir: Kör bir asabiyet (haksız da olsa birilerini kollama/koruma) refleksi ve tali detaylarla soruşturmayı tıkama çabası.

İsrailoğulları; kurban edilecek hayvanın rengini, yaşını, cinsini ve çifte koşulup koşulmadığını sürekli sorgulayarak, süreci bilinçli olarak bir şekilde yokuşa sürer. Buradaki sorular, basit bir merak değil; katil kendi içlerinden (akrabalarından/kabilelerinden) olduğu için, onu korumaya çalışan “asabiyet” taassubudur. Maksat, zamana oynamak, emredilen ineği bulunmaz kılarak, olayın üstünü örtmek ve adlî süreci sabote etmektir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim, bu kolektif isteksizliği; “…Nihayet onu kestiler, ama az kalsın yapmayacaklardı” (Bakara, 71) ifadesiyle tesciller.

Kriminalist Edmond Locard ve “Her Temas Bir İz Bırakır” İlkesi

Burada durup adlî bilimlerin kurucu babalarından sayılan Fransız kriminalist Dr. Edmond Locard’ı (1877–1966) hatırlamak icap eder. Lyon Polis Departmanı’nda dünyanın ilk adlî tıp laboratuvarını kuran Locard, adlî tıp tarihine geçen şu meşhur ilkeyi armağan etmiştir: “Her temas bir iz bırakır” (Principle of Exchange). Locard’a göre bir cani, ne kadar profesyonel olursa olsun, olay yerine veya kurbana temas ettiği anda kendinden bir iz bırakır ve kurbandan da üzerine bir iz alır. Bu yönüyle Locard, kriminalistiğin öncüsüdür. Kriminalistik (İz/Delil Bilimi), fizik, kimya, biyoloji ve adlî tıp yöntemlerini kullanarak, olay yerindeki maddî delilleri (parmak izi, DNA, kan, temas izleri) laboratuvarda inceleyen ve maddî hakikati ortaya çıkarmayı hedefleyen adlî bilim disiplinidir.


Resim: “Fransız Sherlock Holmes” olarak da bilinen tıp doktoru ve hukukçu Dr. Edmond Locard, “Kriminalistiğin Kurucu Babası”dır.

İşte Bakara kıssasındaki o muazzam incelik tam da bu noktada düğümlenir. Kesilen ineğin bir parçası, maktulün bedenine vurulduğunda, maktul mucizevî bir şekilde canlanarak, katilini ilan etmiş, kabile taassubunu ve asabiyet zırhını delerek, sır perdesini aralamıştır.

Bu ilâhî temas, adlî tıp odalarındaki otopsi masasının ve kriminal laboratuvarların sembolik bir öncülüdür. Bugün modern otopside cansız bir bedeni konuşturan şey, yine bu temas ilkeleridir. Otopside maktulün bedeninden alınan bir doku örneği, tırnak arasındaki küçücük bir katil derisi parçası veya olay yerinde görünmeyen kan izlerini ortaya çıkaran hayvansal/kimyasal reaktifler (Luminol gibi maddeler), tıpkı kıssadaki inek parçası gibi görev yapar. Ceset, otopsi masasında üzerine uygulanan o adlî temaslar sayesinde adeta dile gelir ve kendisini katleden faili sessizce ihbar eder.

Kur’ân Kıssalarının Bilim Dallarına Tuttuğu Işık

Bu tablo bize açıkça göstermektedir ki; Kur’ân kıssaları, durağan birer tarih anlatısı değil, bilime metodoloji sunan diri kaynaklardır:

  • Ceza Hukukuna: Asabiyet baskısıyla veya kabile korumacılığıyla değil; somut, nesnel ve şüpheye yer bırakmayan kesin delille hükmetme ilkesini verir.
  • Kriminoloji Dalına (Suç Bilimine): Bilindiği üzere kriminoloji, suç olgusunu, suça yönelen kişinin (failin) özelliklerini, suçun sebeplerini, mağdur üzerindeki etkilerini ve toplumun suça gösterdiği tepkiyi disiplinlerarası bir yöntemle inceleyen sosyal bilim dalıdır. İşte bu ilginç kıssa da soruşturma yürütürken faillerin süreci uzatma taktiklerine ve tali teferruatlara boğulmadan doğrudan “kurban-fail-nesne” arasındaki temas bağını kurma disiplinini öğretir.
  • Kriminalistik Dalına (Adlî Tıbbî Otopsiye): Bakara kıssası, sadece katilin psikolojisini ve kabile asabiyetinin sosyolojik boyutunu (kriminoloji) değil, doğrudan maktul ile nesne arasındaki temastan yola çıkarak, faili tespit eden adlî inceleme metodolojisini (Kriminalistik) de bünyesinde barındırır. Dolayısıyla günümüze bakan yönleriyle bu kıssa, bedenin üzerindeki izlerin ve biyolojik/kimyasal delillerin, katilin kimliğini ortaya çıkarmadaki hayatî rolünü sembolize eder.

Netice-i Kelâm: Hakikatin Peşinde Bir Adlî Akıl

Bakara Suresi’ndeki bu kıssa, insanlık tarihine sunulmuş ilk ve en derin adlî tıp, adlî psikoloji ve delil hukuku derslerinden biridir. Kabile taassubunun, asabiyetin ve taraf tutmaların hâkim olduğu ortamlarda adaleti ayakta tutan şey; tarafsız inceleme, somut delile hürmet ve olayın özünü kavrayan adlî bir akıldır. Bugün hukukçularımız ve adlî tıp uzmanlarımız, elbette bilimin sunduğu son teknolojilerden faydalanacaktır. Ancak mukaddes Kitabımızın kıssalarındaki bu metodolojik ruhu keşfetmek, bize bilimin arkasındaki o yüksek hikmet ve adalet anlayışını yeniden hatırlatmaktadır.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

“1.400 Yıl Önce İslam Kadına Bu Hakkı Vermişti”

“1.400 Yıl Önce İslam Kadına Bu Hakkı Vermişti” Sosyal medyada paylaşılan bir video, İslam’ın kadınlara…

42 dakika ago
  • Gündem

Çölde Doğan Nağme: “Çağrı” Filminin Müziğinin Gerçek Hikâyesi

Çölde Doğan Nağme: “Çağrı” Filminin Müziğinin Gerçek Hikâyesi Maurice Jarre gerçekten iki ay boyunca çölde…

2 saat ago
  • Genel

ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI

ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI ​Vicdanın rafa kaldırıldığı, adaletin pazarlık masalarında satıldığı bir çağda, inancı sadece…

7 saat ago
  • Gündem

MİT ve Emniyet’ten Dev Operasyon

MİT ve Emniyet'ten Dev Operasyon: Plazalardaki Küresel Dolandırıcılık Şebekesi Çökertildi İstanbul’un Levent ve Maslak hattındaki…

9 saat ago
  • Genel

HIRSIZLIKTAN SOYGUNDAN ARINIYORUZ AZ KALDI

HIRSIZLIKTAN SOYGUNDAN ARINIYORUZ AZ KALDI CHP'de "Arınma" Süreci Devam Ediyor: Kılıçdaroğlu'ndan Net Mesaj CHP Genel…

10 saat ago
  • Gündem

Erdoğan’dan Net Fon Çıkışı: O Paralar Gelecek

Erdoğan'dan Net Fon Çıkışı: O Paralar Gelecek Türkiye'nin gündemini sarsan fon vurgunu iddialarına ilişkin siyasette…

11 saat ago