Genel

ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI

ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI

​Vicdanın rafa kaldırıldığı, adaletin pazarlık masalarında satıldığı bir çağda, inancı sadece sembollere indirgemek ne kadar kolay…

 Başörtüsü, sakal, eldeki tespih ya da dilden düşmeyen süslü dualar…

Hepsi, çürümüş bir iç dünyayı örtmeye yarayan şık birer örtüden ibaret kılınabilir mi?

​Bugün Türkiye’nin sokaklarında, vicdan sahibi her insanın göğsünü sıkıştıran ağır bir hayal kırıklığı var.

Yaşanan finansal skandallar, fon vurgunları, fırsatçılıklar ve göz göre göre işlenen kul hakkı ihlalleri; sıradan birer “günah” parantezine alınıp kapatılamayacak kadar derin bir ahlaki çöküşü işaret ediyor.

Kimi “Önce ahlak lazımdı” diye feryat ediyor, kimi de inancı eylemsiz bir zihinsel kabule indirgeyip “hata yapmış ama mümin” tesellisine sığınıyor.

Oysa asıl kriz, ne tek başına ahlakta ne de soyut ilkelerde; kriz, imanın özünden koparılıp nesneleştirilmesinde.

​Bir insan, Allah’a inandığını söylerken O’nun koyduğu adalet terazisini hileyle nasıl bozar?

Bir toplum, ayetleri diline pelesenk ederken, o ayetlerin can damarı olan takvayı, adaleti,  dürüstlüğü ve emaneti nasıl bu denli kolay harcar?

​Kur’an’ın tarif ettiği iman; bir zihin egzersizi, pasif bir kabulleniş ya da kimlik kartına yazılan bir ibareden ibaret değildir.

İman, kelime anlamıyla da kök bulduğu “emn” kavramıyla da güvendir, emniyettir, tanıklıktır.

İman etmek; Tanrı’ya, O’nun mesajına mutlak bir güvenle bağlanmak ve o güvenin gereğini yaşantısıyla dünyada temsil etmektir.

İman; adaleti ayakta tutmaktır, sömürü sistemine karşı durmaktır, yetimin hakkını korumaktır, çevreyi temiz tutmaktır, doğayı emniyette kılmaktır, kibirden ve gösterişten arınıp sadeleşmektir.

Kur’an; amelsiz, ahlaksız, eylemsiz bir imanı asla kabul etmez.

Nerede “İman edenler” dese, hemen arkasından “ve salih amel işleyenler” şartını koşar. İman ile ahlak, birbirinden ayrılması imkânsız olan bir bütünün iki yüzüdür.

​Fakat günümüz insanı, zihinsel bir kurnazlıkla bu bütünlüğü parçaladı.

Karşımıza çıkan şey; seçici bir dindarlık, bir tür pragmatik inanç biçimidir.

​İşine geldiğinde vahyin adalet mesajına sarılan, işine gelmediğinde servet hırsıyla, tefecilikle, kamu hakkını gasp etmekle, manipülasyonla milyarları götüren ama yine de kendisini “dindar” sayan çelişkili bir profil belirdi.

Ağzında faizsiz finans süslemeleriyle haram düzenini meşrulaştıranlar; fahiş fiyatlarla halkı ezen fırsatçılar; ehliyet ve liyakati çöpe atıp sadakat adı altında biat düzeni kuranlar…

Bu insanlar, Kur’an’ın ifadesiyle “Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr eden” bir zihniyetin kurbanlarıdır.

​Çünkü onlar, inançlarını Kur’an’ın o keskin ve dönüştürücü aynasına arz etmediler.

Kendi nefislerine, hırslarına ve konforlarına uygun sapkın bir din algısı inşa ettiler.

Allah’ı vicdanlarında değil, sadece şekillerde aradılar.

​Bir yanda batan milyarlar, çeteler, kirlenmiş ilişkiler; diğer yanda “müslümanlığına toz kondurmayan” özgüvenli bir aymazlık…

Bu ilkesizlik,  tutarsızlık, sadece bireysel bir ahlaksızlık değildir; bir toplumun inanç dokusunun, vicdan terazisinin bozulmasıdır.

İman, çocuk oyuncağı değildir, şaka değildir, eğlence malzemesi değildir.

İman; ciddiyet, kararlılık, azim, samimiyet ve en önemlisi dik bir duruş ister.

​Şimdi o ağır soru ortada duruyor:

Biz gerçekten Allah’a mı inanıyoruz, yoksa kendi yarattığımız ve işimize geldiği gibi kullandığımız o konforlu illüzyona mı?

Eğer ikincisiyse; bu çöküş, kaçınılmaz bir sonun ilk perdeleridir.

Kaçış yok.

Bu acı gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.

Söylemlerimizi, eylemlerimizi, yaşantımızı vahye arzetmek zorundayız.

Güven veren, dürüst, adil, ilkeli, onurlu,  örnek bir mü’min olmak zorundayız.

İlkesiz, ölçüsüz, keyfi, seçici ve çıkarcı dindarlık anlayışını reddedeceğiz.

Eğer derdimiz Allah’ın rızasını kazanmak ise bunu başarmak zorundayız.

Artık karar verme zamanı.

Seçici ilkesiz çıkarcı dindarlığı mı yoksa vahye şahitlik eden, takvalı örnek bir dindarlığı mı yaşayacağız?

Seçiminiz kurtuluşunuzu da belirleyecektir.

Vedat Kat

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

“1.400 Yıl Önce İslam Kadına Bu Hakkı Vermişti”

“1.400 Yıl Önce İslam Kadına Bu Hakkı Vermişti” Sosyal medyada paylaşılan bir video, İslam’ın kadınlara…

15 dakika ago
  • Gündem

Çölde Doğan Nağme: “Çağrı” Filminin Müziğinin Gerçek Hikâyesi

Çölde Doğan Nağme: “Çağrı” Filminin Müziğinin Gerçek Hikâyesi Maurice Jarre gerçekten iki ay boyunca çölde…

1 saat ago
  • Gündem

MİT ve Emniyet’ten Dev Operasyon

MİT ve Emniyet'ten Dev Operasyon: Plazalardaki Küresel Dolandırıcılık Şebekesi Çökertildi İstanbul’un Levent ve Maslak hattındaki…

8 saat ago
  • Genel

HIRSIZLIKTAN SOYGUNDAN ARINIYORUZ AZ KALDI

HIRSIZLIKTAN SOYGUNDAN ARINIYORUZ AZ KALDI CHP'de "Arınma" Süreci Devam Ediyor: Kılıçdaroğlu'ndan Net Mesaj CHP Genel…

10 saat ago
  • Gündem

Erdoğan’dan Net Fon Çıkışı: O Paralar Gelecek

Erdoğan'dan Net Fon Çıkışı: O Paralar Gelecek Türkiye'nin gündemini sarsan fon vurgunu iddialarına ilişkin siyasette…

10 saat ago
  • Gündem

Türk Bakanların Telefonlarına Casusluk Girişimi

Türk Bakanların Telefonlarına Casusluk Girişimi: Apple’dan Güvenlik Uyarısı En az üç Türk bakanın iPhone’una casus…

11 saat ago