
“Allahuekber’i Linç Sloganına Çevirdiler”: Nihal Bengisu Karaca’dan Leman Saldırısına Sert Tepki!
Nihal Bengisu Karaca’nın “Leman” yazısı tepki çekti: Dine ve topluma aykırı söylemler kabul edilemez..
Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca’nın Leman dergisinin Hazreti Muhammed’e yönelik çizimi üzerinden kaleme aldığı yazı, İslam’ı ve Peygamber sevgisini esas alan milyonlarca inananı derinden yaraladı. Karaca, “O gece yaşananlar İslam değildi” diyerek halkın verdiği haklı tepkiyi küçümsedi; “Allahuekber” kelimesinin linç sloganına dönüştürüldüğünü iddia ederek büyük bir iftiraya imza attı.
Leman dergisinde yayımlanan ve Hz. Muhammed’in dolaylı şekilde tasvir edildiği karikatür, bu topraklarda yaşayan milyonların inancına ve kutsalına apaçık bir saldırıdır. Derginin iddialarına rağmen çizimin içeriği, Peygamber Efendimize yönelik bir alaycılığı ima etmiş, halkta derin bir öfkeye sebep olmuştur. Bu öfke, ne bir “kültürel iktidar” hırsıdır ne de bir provokasyon ürünüdür. Bu, ümmetin sevgilisini hedef alan küstahlığa karşı gösterilmiş doğal ve haklı bir iman refleksidir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“O Peygamberi incitenler yok mu! Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.” (Tevbe, 61)
Müslüman bir toplum, Allah Resulü’ne yapılan hakaret karşısında elbette sessiz kalamaz. “Bu İslam değil” demek, hem topluma hem İslam’a karşı büyük bir haksızlıktır. Karaca’nın ifadesiyle, “Hz. Muhammed böyle savunulmazdı” demek, ümmeti itham etmek, öfkeyi kriminalize etmek anlamına gelir. Oysa ki savunmak, sadece fiziki tepki değil, kalbi bir duruştur, ses yükseltmedir, haksızlık karşısında susmamaktır.
“Allahuekber” ifadesi, asla bir linç sloganı değildir. Aksine o, Müslümanın yüreğinden kopan, Allah’ın en yüce olduğunu haykırdığı kutsal bir ifadedir. Bu kelimeyi sokakta atan kalabalığı suçlamak, o insanların imanını sorgulamak anlamına gelir ki bu çok tehlikeli ve haddini aşan bir tutumdur. Müslüman halk, elbette bu tür ahlaksızlıklara karşı tepkisini ifade edecektir. Asıl provokasyon, bu tepkileri “şiddet” ve “linç” diye yaftalayanların kaleminden çıkmaktadır.
Karaca’nın yazısında Leman dergisinin çizimini “hakaret değil, vicdan sorgulaması” olarak nitelendirmesi, meseleyi sıradanlaştırmakta ve Müslümanları hedef göstermektedir. Dinimize ve Peygamberimize dil uzatmak “ifade özgürlüğü” değildir. Bu çizimlerin arkasına sığınıp İslam’a karşı cephe açanların niyetini görmek gerekir. Eğer bu çizim başka bir dine yapılsaydı, acaba aynı tepki verilmez miydi?
Bu millet, İslam’ın sancağını yüzyıllardır taşıyan bir ümmettir. Allah Resulü’ne olan sevgisiyle nice sınavlardan geçmiş, bedeller ödemiştir. Bu sevgiyi küçümseyen, bu öfkeyi “linç” olarak yaftalayan zihniyet, bu toplumun manevi damarını anlamaktan çok uzaktır. Nihal Bengisu Karaca’nın yazısı, halkı aşağılayan, dini duyguları küçümseyen ve inançla hesaplaşan bir anlayışın tezahürüdür. Ve bilinmelidir ki, bu millet, dinine yapılan saldırıyı ne unutur ne de affeder.
“Nihal Bengisu Karaca’nın Leman karikatürünü savunan yazısı”
Ne hakaret ne tahkir var.
Karikatürist açıkça, Filistin’de ölen iki insanın adları üzerinden bir vicdan sorgulaması yaptığını ifade etti.
Ancak savcılık, kamu barışı gerekçesiyle 216/3’ü devreye soktu.
Pratikte bu madde, siyasi iklime göre genişletilip daraltılabilen, eleştiriyle hakaret arasındaki farkı bulanıklaştıran bir denetim aracına dönüştürülüyor.
Hakaret yok, suret yasağı eşiğini geçme var
Ben inancın başladığı yerde sınırsız ifade özgürlüğü olamayacağını düşünenlerdenim.
Charlie Hebdo çizimleri bu sınırı defalarca ihlal etti.
Ama Leman’ın karikatürü böyle bir içerik taşımıyor.
Yine de dünden önceki gün sokak öyle hareketlendi ki, devletin neredeyse tüm üst kademesi, bu çizimi hedef alarak harekete geçmeye karar verdi.
Camlar indirildi. Yaşlı müessese müdürü ters kelepçeyle gözaltına alındı.
Sokaklarda saldırgan kalabalıklar, içeride resmi prosedürler işledi.
Oysa karikatürün verdiği mesaj açık:
‘İbrahimî gelenekten gelen iki inancın mensupları, aynı soyun çocukları arasındaki bu çatışma özünde çok anlamsız değil mi?’
Bu soru yalnızca çizilerek sorulduğu için cezalandırıldı.
Ama aranızda bu soruyu sahiden hiç düşünmeyen var mıydı?
Kültürel iktidar nasıl kurulmaz?
Leman’ın camları taşlanırken sosyal medyaya baktım.
Karikatüre öfke kusanların büyük kısmı, sadece dini hassasiyetlerinden değil, kamusal alana ve sokaklara da kendi kültürel iktidarlarının damgasını basma hevesinden besleniyordu.
Oysa kültürel iktidar, ‘Allahuekber’ gibi güzel bir kavramı linç butonuna dönüştürerek kurulmaz.
Provokasyon üzerinden prim yapmak isteyen herkes aynı saftaydı o gece.
Tepki vermeyenleri tehdit ettiler.
Sessizliğin üzerine basarak kendilerini yükselttiler.
Ve sonunda ‘Allahuekber’ kelimesini bir linç sloganına çevirdiler.
‘İslam bu değil’ demekten dilimizde tüy bitti.
Ama tekrar etmek gerekirse:
O gece yaşananlar İslam değildi.
Hz. Muhammed kendisini hiçbir zaman böyle savunmadı.”
İSLAMİ HABER “MİRAT” –YOUTUBE-
İngiltere'nin başkenti Londra'da insan hakları aktivistleri, İrana destek amacıyla bir gösteri düzenledi. Londra'da İran'a Destek…
Batılılar, neden Çin’i değil de, İslâm’ı tehdit olarak görüyorlar? Batı dünyasının küresel stratejilerinde İslâm dünyasına…
İRAN’DAN TÜRKİYE AÇIKLAMASI: “ABD VE İSRAİL SİNSİ BİR PLAN YÜRÜTÜYOR” ABD ile İsrail’in İran’a yönelik…
KADİR GECESİ KUR’AN GECESİ Yeniden Kadir gecesine kavuşabilmek ne büyük bir nimet, ne büyük bir…
Pakistan ile Afganistan arasındaki sınır gerilimi, son dönemde yaşanan çatışmalarla yeni bir boyuta taşındı. Taliban…
SEMÂNIN YERYÜZÜNE İNDİĞİ GECE: KADİR GECESİ Allahu Teâlâ, bu ümmet-i merhûmeye pek çok fazîlet ve…
View Comments
Gazze'ye akan petrolü ve giden gemileri önce inkar eden,sonra ticareti durduran,yalan söyledikleri ortaya çıkınca "tekrar ticareti durduran" hükümete karşı "dilini eğip büken",karnından konuşan bazıları,"dişine göre düşman"bulunca aslan kesildi...Leman,elbette protesto edilebilir...Lakin insanların arasında "selden kütük kapmak "için fırsat kollayan İşid zihniyetli mahluklar da görmezden gelinemez..yeni bir "madımak" Türkiye'yi felâkete sürükler.Nihal hanım gayet makul bir yazı yazmış..tebrik ediyorum