
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, son aylarda dile getirdiği “altılı ittifak” vizyonuyla Ortadoğu’da yeni bir güvenlik ve güç mimarisi kurma niyetini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu girişim diplomatik bir açılım olarak sunuluyor, oysa sahadaki askeri adımlar, Gazze’deki yıkım ve İran’a yapılan saldırılar birlikte okunduğunda tablo çok daha sert bir stratejiyi işaret ediyor.
Netanyahu farklı konuşmalarında, İsrail’in “yedi cephede savaştığını” söyledi. Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den Yemen’e, Irak’taki milislerden İran’a uzanan bir cephe haritası çizdi. Bu söylem bir savunma refleksi olarak anlatılsa da bölgeye yayılan operasyonların çoğu Tel Aviv’in inisiyatifiyle genişledi. Netanyahu’nun ifadesiyle, “Ortadoğu’nun çehresini değiştiriyoruz.” Bu cümle, yalnızca bir güvenlik doktrini beyanı sayılmıyor, açık bir bölgesel mühendislik iddiası anlamına geliyor.
Netanyahu’nun işaret ettiği altılı ittifak Yunanistan, Hindistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve kimi Arap ülkelerini içine alan çok taraflı bir blok olarak tanımlanıyor. Bu çerçeve, hâlihazırda ekonomik ve diplomatik zemin oluşturan bazı platformların askeri bir eksene taşınması anlamına geliyor.
Bunların başında I2U2 Group yer alıyor. Hindistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD arasında kurulan bu platform başlangıçta ekonomik ve teknolojik işbirliği başlıklarıyla duyuruldu. Ancak Netanyahu’nun “radikal İslam’a karşı demir gibi bir ittifak inşa edeceğiz” sözleri, bu hattın güvenlik boyutunun önceliklendirildiğini gösterdi.
Doğu Akdeniz hattında ise Eastern Mediterranean Gas Forum bulunuyor. Enerji diplomasisi olarak sunulan bu forum, gerçekte Türkiye’yi ve bölgedeki diğer aktörleri dışlayarak İsrail merkezli bir enerji ve güvenlik çevresi oluşturma çabası olarak okunuyor. Netanyahu’nun “ekonomik refahın dağıtıcısı İsrail olacak” yönündeki ifadeleri, bu mimaride Tel Aviv’i merkez ülke yapma niyetini açıkça ortaya koyuyor.
Bu sürecin arkasındaki en büyük güç hiç kuşkusuz Amerika. Washington yönetimi askeri yardım paketleri, diplomatik koruma ve bölgesel caydırıcılık politikalarıyla Netanyahu hükümetinin arkasında duruyor. ABD’nin İsrail’e sağladığı askeri destek, sadece savunma işbirliği çerçevesinde kalmıyor, bölgesel güç dengelerini Tel Aviv lehine yeniden düzenleyen bir kaldıraç işlevi görüyor.
Altılı ittifak projesi, bölgesel istikrarın anahtarı olarak anlatılıyor. Oysa sahadaki gerçekler Gazze’de ağır yıkım, Batı Şeria’da genişleyen yerleşimler ve sınır ötesi operasyonlarla şekilleniyor. Bu koşullarda kurulan bu sözde güvenlik bloğu, yeni bir hegemonya aracı olarak görülüyor.
Netanyahu’nun “Ortadoğu’nun çehresini değiştiriyoruz” sözü, ittifakın felsefesini özetliyor. Bu değişimin kimin lehine, kimin aleyhine olacağı sorusu ise bölge başkentlerinde derin bir kuşku yaratıyor. ABD desteğiyle tahkim edilen bu blok, yerel halkların siyasi iradesini merkeze alan bir düzen kurma vaadi sunmuyor, daha çok askeri ve jeopolitik önceliklere dayalı bir yapı inşa ediyor.
Sonuçta altılı ittifak, İsrail’in askeri kapasitesini ekonomik ve stratejik ağlarla birleştiren, ABD’nin küresel desteğiyle güçlenen ve bölgesel dengeyi kendi lehine yeniden kurmayı hedefleyen kapsamlı bir proje olarak şekilleniyor. Bu tabloyu destekleyenler güvenlik ve istikrar söylemini öne çıkarıyor, ancak bu yeni bir hegemonya arayışından başka bir şey değil.
Mirat Haber – YouTube
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…