
AMERİKA’NIN TÜRKİYE VE ORTA DOĞU’DAKİ HAKİMİYET HESABI
Orta Doğu, modern çağın en stratejik coğrafyasıdır. Petrolün, doğalgazın, kutsal mekânların ve tarihî yolların birleştiği bu topraklar, yüzyıldır büyük güçlerin iştahını kabartıyor. İngiltere ve Fransa’nın Sykes-Picot ile çizdiği haritaların yerini bugün Amerika Birleşik Devletleri (ABD) aldı. Washington’un stratejisi açık: Enerjiyi kontrol etmek, İsrail’i korumak, bölge devletlerini kendi küresel düzenine bağımlı kılmak.
Ama mesele yalnızca ABD’nin planlarını konuşmak değil; bizim nasıl bir duruş sergileyeceğimiz, neyi kaybettiğimiz ve neyi yeniden inşa edebileceğimizdir. Çünkü mesele, nihayetinde bir medeniyet meselesidir.
ABD’nin bölgedeki askerî varlığı, Körfez Savaşları’ndan itibaren kalıcı hâle geldi. Irak, Suriye, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki üsler; Türkiye’deki İncirlik ve Kürecik; Doğu Akdeniz’deki deniz üsleri… Hepsi, yalnızca “güvenlik” adıyla değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik dizayn amacıyla kuruldu.
Irak işgali, milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu. Afganistan, “demokrasi” vaadiyle girilen ama yıkılmış bir devlet olarak bırakıldı. Suriye’de PYD/YPG üzerinden kurulan fiilî hâkimiyet, Türkiye’nin güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
ABD’nin asıl başarısı, sadece askerî üsler değil, bölge ülkelerinin siyasî elitlerini, ekonomik bağımlılıklarını ve kültürel yapısını kontrol altına alabilmesidir. Bu, halkların kendi kaderini tayin hakkını yok sayan modern bir vesayet sistemidir.
Türkiye, ABD açısından hem vazgeçilmez hem de problemli bir ülke.
Vazgeçilmezdir, çünkü NATO’nun doğu kanadında en güçlü orduya sahiptir, Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu ve Akdeniz arasında köprü konumundadır.
Problemli görülür, çünkü son yıllarda kendi bağımsız politikalarını denemektedir. S-400 alımı, Suriye’deki operasyonlar, Libya ve Karabağ’daki etkinlik, Afrika açılımı… Tüm bunlar Washington’un çizdiği senaryonun dışına çıkıştır.
ABD, buna karşılık Yunanistan’daki üslerini büyütüyor, Güney Kıbrıs’a silah satıyor, PYD/YPG’yi destekliyor. Böylece Ankara’yı hem kuzeyden hem güneyden baskı altına almayı amaçlıyor.
ABD’nin bölgeye bakışında iki değişmeyen vardır: enerji ve İsrail.
Enerji hatlarını kontrol ederek Çin ve Avrupa’yı baskılamak,
İsrail’i koruyarak bölgesel düzeni kendi çıkarına göre şekillendirmek.
Filistin meselesinde ABD’nin sürekli Tel Aviv’in yanında durmasının sebebi budur. Bu yüzden hiçbir Amerikan yönetimi, hangi parti iktidarda olursa olsun, İsrail’in güvenliğini sorgulamamıştır.
ABD’nin ve Batı’nın bölgeye yönelik planlarında sadece askerî ve ekonomik değil, siyasi mühendislik de önemli bir yer tutar. “Demokrasi ihracı” adı altında yapılan müdahaleler, aslında halkların iradesini güçlendirmekten çok, Batı’ya yakın iktidarları işbaşına getirmeyi hedefler.
Irak’a “demokrasi getirmek” için yapılan işgal milyonları öldürdü, devleti çökertti. Mısır’da seçilmiş iktidar, Batı’nın onayıyla darbeyle devrildi. Libya, Kaddafi sonrası demokrasi vaatleriyle bölünmüş bir ülkeye dönüştü. Bu örnekler gösteriyor ki Batı için “demokrasi”, çoğu zaman bir araçtır, amaç değil.
Türkiye’de de benzer baskılar görülüyor. İktidarlar değiştikçe ABD, yeni gelen yönetimle ilişkilerini yeniden kuruyor. Ancak halk iradesi çoğu zaman ekonomik ve askerî bağımlılıklar nedeniyle sınırlı kalıyor. Yani iktidarın kim olduğu önemli olsa da, asıl belirleyici olan ülkenin hangi değerler üzerine siyasetini kurduğudur. Eğer siyaset Batı’ya bağımlı bir ekonomi ve güvenlik anlayışı üzerine kurulursa, iktidarlar değişse de ülkenin kaderi değişmez.
İslam BAŞARAN
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…
View Comments
Allah CC sizden razı olsun İnşaAllah
İslâm gardaşım.
Sözlerine cânî gönülden katılıyorum.
Allah'û Teâlâ insanlara basiret,müslümanlara hidâyet NASİB etsin inşaAllah.
Vahşi batı kendi kirli çıkarlarını korumak için ortadoğu'yu el birliği ile cehenneme çevirdi.
İşin en acı yanı da yönetimde adı
(İslam olan )devletlerin yöneticileri abd'nin emir komutasından kurtulmaya cesaret bile etmiyorlar.
Halepçe katliamı ile başlayan vahşet mütedeyyin kürtleri bile sosyalistlerin kervarına kattı.
Abd ve siyonist israil'in istediği de bu. Sorunsuz bir türkiye onlar için en büyük sorun.
Değindiğiniz başlıkların her biri bir birinden değerli.
Emeğinize, yüreğinize sağlık