Gündem

A’RÂF NEDİR? ASHÂBÜ’L-A’RÂF KİMLERDİR?

A’RÂF NEDİR? ASHÂBÜ’L-A’RÂF KİMLERDİR?

A’râf ve Ashâbü’l-A’râf Kur’ânî kavramlardır. Böyleyken pek çok tefsir ve meâlde bu kavramlar doğru bir şekilde açıklan(a)mamaktadır. Bunun sonucu da yanlış kullanımların yaygınlaşmasıdır. Amacımız eleştiri olmayıp hakikate hizmet olduğundan, hatalı olma ihtimaliyle birlikte doğru olduğuna inandığımız çalışmamızı sunuyoruz.

Önce A’râf kelimesini ve Ashâbü’l-A’râf tamlamasının geçtiği A’râf Sûresi’nin ilgili âyetlerini ve anlamını sunalım:

وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّا بِس۪يمٰيهُمْ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ ﴿46﴾ وَاِذَا صُرِفَتْ اَبْصَارُهُمْ تِلْقَاۤءَ اَصْحَابِ النَّارِ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ﴿47﴾ وَنَادٰىۤ اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَاۤ اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ ﴿48﴾ اَهٰۤؤُۨلَاۤءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍ اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَاۤ اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ

İki taraf (Cennetlikler ve Cehennemlikler) arasında bir Hicab/Sûr vardır. [1] Sûrun en yüksek yerinde (A’râf’ta [2] Cennetlikler ve Cehennemliklerin) her birini sîmalarından tanıyan (Ashâbü’l-A’râf denilen) adamlar bulunmaktadır; bunlar henüz Cennet’e giremedikleri hâlde girmeyi uman Cennetliklere yüksekçe bir sesle: “Selâm olsun size!” diyerek selâm verirler. Onların gözleri Cehennemlikler tarafına çevrilince de: “Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber kılma!” şeklinde dua ederler.”

İşte bu Ashâbü’l-A’râf, (Cehennemlik olduklarını) sîmalarından tanıdıkları birtakım kişileri de etkili sesle şöylece yererler: ‘Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.’ (Cennetlikleri işaret ederek de kınamalarını şöylece sürdürürler:) ‘Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?’

“(Sonra da Cennetliklere dönerek): ‘Girin Cennet’e; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.’ (derler.)” [3]

Bu âyetler iyice incelendiği zaman Mahşer yeri denilen sorgulama alanında üç zümre olduğu görülür. Bunlar, Cennetlikler ve Cehennemliklerle, bulundukları A’râf’ta onlara hâkim bir konumda olan ve onları selâmlayan ve yeren Ashâbü’l-A’râf’tır. Bir diğer anlatımla Ashâbü’l-A’râf, Cehennemliklerin değil, Cennetliklerin de üstünde olacak seçkin insanlardır. İnsanlardır diyoruz, çünkü onlar için anlamlarını aktardığımız âyetlerde erkekler anlamına gelen Rical sözcüğü kullanılmaktadır.

Peki Kimdir Bu Ashâbü’l-A’râf?

Kur’ân’da özgür iradeli amelleri tartıya gireceklerden, tartıları ağır geleceği için mutlu olacaklarla, hafif geleceği için ateş azabına uğrayacaklar üç ayrı sûrede anılmakta, fakat tartıları eşit geldiği için ortada kalacaklardan söz edilmemektedir. [4] Kaldı ki, söz edilse bile onların mahşer alanının en yüksek mekânı olan A’râf’ta Cennetliklere üstten bakar konumda olamayacakları açıktır.

O hâlde sorumuzu yineleyerek soralım: Ashâbü’l-A’râf kimdir? Bu sorunun cevabını alabilmemiz için tek ana kaynağımız olan Kur’ân’da araştırma yapmak, Mahşer’de ve sonrasında iki grubunu Cennetlikler ve Cehennemliklerin, üçüncü grubunu Cennetliklere de hâkim olacakların oluşturacağı üç ayrı sınıfın kimler olacağını belirlemek durumundayız. Vâkıa Sûresi’nde şöyle buyrulmaktadır:

وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةً ﴿7﴾ فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَاۤ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ ﴿8﴾ وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَاۤ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ ﴿9﴾ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ ﴿10﴾ اُوۨلٰۤئِكَ الْمُقَرَّبُونَ ﴿11﴾ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ﴿12﴾ ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَ ﴿13﴾ وَقَل۪يلٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَ ﴿14﴾ عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍ ﴿15﴾ مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِل۪ينَ ﴿16

“(Kıyamet gerçekleştiğinde) Sizler de üç sınıf olacaksınız: (Onlardan biri İslâm Dîni’ne îman eden ve ona göre yaşayan) Ashâbü’l-Meymene’dir, ne mutludur o Ashâbü’l-Meymene! (Diğeri, Bâtıl inanç ve yaşantıların sahipleri olan) Ashâbü’l-Meş’eme’dir, ne bahtsızdır o Ashâbü’l-Meş’eme! (Üçüncüleri de) es-Sabikûn; önde olanlardır. Onlar (yüksek dereceleriyle de) öndedirler. İşte yalnızca onlardır, (Allah’a) en yakın olanlar. Onlar Naîm Cennetleri’ndedirler. Onların çoğu önceki ümmetlerden, birazı da sonrakilerdendir. Ve onlar cevherlerle işlenmiş tahtları üzerine, karşılıklı olarak kurulacaklardır.” [5]

Vâkıa Sûresi’nin bu ilk âyetlerinden Cennetlik olan Ashâbü’l-Meymene ile Cehennemlik olan Ashâbü’l-Meş’eme’nin yanı sıra, Ashâbü’l-Meymene’ye de üstün olacak üçüncü bir grubun varlığını öğreniyoruz ki bunlar es-Sabikûn olan öncülerdir ve bunların konumları Ashâbü’l-A’râf’la birebir örtüşmektedir. Çünkü Ashâbü’l-A’râf da Cennetliklere hâkim konumda olacaktır.

Buradan hareketle es-Sabikûn’un Ashâbü’l-A’râf olduğunu, Ashâbü’l-A’râf’ın da Peygamberler ve Şühedâ’dan / Şâhidlerden oluşacağını söyleyebiliriz. [6] Çünkü mahşer sorgulamasının Peygamberler ve Şühedâ’nın huzurunda yapılacağını bize bizzat Kur’an haber vermektedir:

وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَج۪يۤءَ بِالنَّبِيّ۪نَ وَالشُّهَدَاۤءِ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ﴿69﴾ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ ﴿70

“(Sûr’a ikinci defa üflenmesi ile birlikte insanlar çevrelerine bakar oldukları hâlde ayağa kalkarlar.) Artık Rabbinin nûruyla ortalık aydınlanır, yargıya esas olacak Amel Kitapları ortaya konur, Peygamberler ve Şâhidler getirilir, insanlar hakkında doğruluk ve adaletle hüküm verilir, onlara aslâ haksızlık edilmez. Herkese yaptığının karşılığı gereğince ödenir; Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir.” [7]

Sonuç olarak Ashâbü’l-A’râf’ın Peygamberler ve Şâhidlerden oluşacağı hükmüne varabiliriz.

Burada sorulaştırılarak yapılmakta olan bir itirazı da cevaplandıralım.

Ashâbü’l-A’râf nasıl Peygamberler ve Şâhidlerden oluşabilir ki, biz Ashâbü’l-A’râf’ın “Cehennemlikler tarafına döndürülünce, Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!” şeklinde dua ettiklerini öğreniyoruz. Onlar Peygamberler ve Şâhidlerden oluşsaydı tedirginlik içinde böyle dua ederler miydi?”

Bu şekilde bir itiraz yapılamaz. Çünkü Peygamberlerin sonuncusu ve evrenseli kılınan Peygamberimizin dünya hayatında çokça yaptığı ve yapılmasını öğütlediği dua Bakara Sûresi’nin 201. âyetinde yer alan duadır. Bu dua da “Rabbimiz! Bize dünyada güzellik ver, âhirette de güzellik ver ve bizi Cehennem ateşinden koru.” şeklindedir ve görüldüğü üzere Cehennem azabından korunmayı içine almaktadır. Furkan Sûresi’nin 65. âyetinde Rahman olan Allah’ın seçkin kullarının yaptığı bildirilen dua da Cehennem azabından korunmayı içermektedir. Bu sebeple onların Cehennemlik olduklarını sîmalarından tanıdıkları zalimlerle aynı ateş azabını paylaşmaktan Allah’a sığınmaları tabiidir. Kaldı ki Kur’ân’da zalimlerden olmaktan ve onlarla bir arada bulunmaktan Allah’a sığınıcı dua örnekleri de vardır. [8]

Doğruları en iyi bilen Allah’tır ve davamız O’na Hamd etmektir.

Dipnotlar

[1] İki taraf arasında bulunan Hicab’ın Hadîd Sûresi’nin 13. âyetinden hareketle Sûr olduğu ileri sürülmektedir. Bize göre de doğrudur.

[2] A’râf’ın tekili olan Urf, bulunduğu nesnenin veya yerin en yüksek kısmı anlamındadır. “Ve alel-A’râf Ricalün” ifadesinde elif-lâm, mahzuf muzafun ileyh olan Hicab yerine geldiği için takdir-i ibare “Ve ala Arâfil-Hicabi” şeklindedir. Hicab’ın Sûr anlamına geldiği dikkate alındığında mâna, ‘Sûrun en yüksek kısmında bulunan adamlar’ şeklinde olur. Onlar da Ashâbü’l-A’râf’tır.

[3] A’râf, 46-49.

[4] A’râf, 8-9; Müminûn, 102-104; Kâria, 6-11.

[5] Vâkıa, 7-16.

[6] Şâhidler, bütün Peygamberlerin ve kutsal kitapların ortak tebliğ anlamına İslâm’ın iman ve hayat kurallarını doğrulayan ve içinde yaşadıkları toplumlarının hak veya batıl yaşantılarına tanıklık yapacak olan her ümmetten temsilcilerdir. Kur’ân’da değişik bağlamlarda anılmaktadırlar. (Nisâ, 59; Hadîd, 19)

[7] Zümer, 69-70.

[8] Müminun, 28 94; Kasas, 21; Tahrim, 11.

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

KÖKLERİ UNUTMADAN YENİLENMEK: CAHİT TANYOL’UN SESSİZ UYARISI

KÖKLERİ UNUTMADAN YENİLENMEK: CAHİT TANYOL’UN SESSİZ UYARISI Bugün Türkiye’de en çok tartıştığımız meseleler ne diye…

24 dakika ago
  • Gündem

KALBİN SESSİZ MUCİZESİ: HER ATIŞTA BİR HAYAT, HER NEFESTE BİR HİKMET

KALBİN SESSİZ MUCİZESİ: HER ATIŞTA BİR HAYAT, HER NEFESTE BİR HİKMET İnsan çoğu zaman en…

1 saat ago
  • Makale

GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ

GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ Art arda gelen okul saldırıları herkesi derinden etkiledi. Fatma Nur Çelik…

3 saat ago
  • Gündem

KASADOLU’DAN NETANYAHU’YA SUÇ DUYURUSU: “CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR”

KASADOLU’DAN NETANYAHU’YA SUÇ DUYURUSU: “CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR” Türkiye’de kendisini “Osmanlı Yahudisi” olarak tanımlayan Musevi iş…

10 saat ago
  • Makale

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK!

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK!  Biz aile’yi kaybettik, onun yerine neyi koyarsanız koyun o şeyin artık fazla…

11 saat ago
  • Gündem

Rusya Dışişleri: Savaş Petrol için Çıkartıldı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…

20 saat ago