
Baş Cinsel Haramlara Sebeb İkinci Derecede Cinsel Haramlar 3 Kadın‐Erkek Beraberliği
“…İslâmın gerektirdiği erdemli işleri yapmak ve yasaklarından sakınmak için yardımlaşın. Ama günah nitelikli çirkin işlerde ve saldırganlıkta yardımlaşmayın…” (Mâide, 2)
Kur’ânî temellerini oluşturduğu için aşağıda yapılacak açıklamalar, “Yapmak şöyle dursun Zinâ’ya yaklaşmayın…” şeklindeki ilâhi buyruğun (İsra 32) çizgisinde okunmalıdır. Aşıkdaşlık ve zinâ gibi büyük haramlara sebebiyet veren ikinci derecedeki cinsel haramlardan biri de erkek kadın beraberliğidir. Birbirine mahrem olmayan erkekle kadının yalnızca bir arada kalmalarıdır.
Bunun içindir ki İslâm Dîni kadın erkek beraberliğini; yalnız olarak bir arada kalmalarını yasaklamıştır. Bu yasağı belirleyen hadislerinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuşlardır:
[“Hiçbir erkek, evlenebileceği bir kadınla baş başa kalmasın. Kalırsa hiç şüphesiz, üçüncüleri Şeytan olur.”
“Şeytan da her birinizin kan damarında (kanınız gibi irâdeniz dışında) akar.”][1]
İslâm Dîni’nin yukarıda değinilen beraberlik yasağı akraba fertlerini içine aldığı gibi, nişanlı çiftleri, eğitim ve çalışma düzenini de içine alır.
Şimdi bunları ayrı ayrı açıklayalım.
Akrabalık İlişkileri
Birbirleriyle evlenebilecek konumda olan erkekle kadının yalnız olarak bir arada kalmalarını yasaklayan İslâm Dîni bu yasağa özellikle “kayın, amca‐dayı‐hala ve teyze çocukları…” gibi akraba fertleri arasında önem verilmesini emir buyurmuştur. Çünkü yakınlığın sağladığı imkânlar ve şüpheden arınmış ortamlar, cinsel haramlara daha ziyade sebeb olurlar.
Aşağıda sunacağımız hadis, meselenin İslâmî önemini açıklamaktadır.
Amir Oğlu Ukbe (r.a) rivâyet ediyor.
Allah’ın Resûlü bir öğütlerinde sahâbîlerine şöyle buyurdu:
(Yanında mahremi[2] bulunmayan) Kadınların yanına girerek, onlarla bir arada yalnız kalmaktan sakının.
(Hz. Peygamber’in (sav) bu öğütlerine muhâtap olan) bir sahâbî sordu:
Yâ Resûlallah! Kocanın kardeşi ve amca çocukları gibi akrabaya ne buyurursunuz? (Onlar da mı kadınlarımızla bir arada yalnız kalamazlar?)
Allah’ın Resûlü şu cevabı verdi:
Sözü edilen koca akrabası ile bir arada yalnız kalmak ölüm (gibi aile ve ahlâk hayatının çöküşüne sebeb)dir.[3]
Nişanlılık
Birbirleriyle nikâhlı olmayan ve birbirlerine mahrem de bulunmayan bir erkekle bir kadının bir arada yalnız kalmaları ile alâkalı İslâmî yasak, nişanlanmış çiftleri de içine alır.
Nişanlı çiftler, dînî ölçülerimize göre birbirlerine yabancıdırlar. Nişan bağı, baş başa bir arada kalmayı meşrûlaştırmaz. Bu itibarla sözlü veya nişanlı çiftler kapalı mekânlarda yalnız olarak bir araya gelemezler.[4]
İslâm Dîni, bir arada yalnız kalma yasağını çiğnemeye sebeb olacak işlerden de sakındırmıştır.
Şimdi bu tür haramları örneklendirelim.
Karma Eğitim ve Çalışma Düzeni
Birbirleriyle evlenebilecek bir erkekle bir kadının bir arada yalnız kalmaları yasağı, eğitim ve çalışma alanlarını da içine alır.
Bu sebeple İslâm Dîni’nin, ergenlik çağına ermiş gençlerin karma eğitimine ve kadın‐erkek bir arada çalışma düzenine sıcak bakmadığını söyleyebiliriz. Çünkü böylesine bir eğitim ve çalışma düzeninde karşılıklı göz zinâsı, cinsel arzulu bedenî temas ihtimali ve bir arada yalnız kalma durumu gibi dînimizin haram kıldığı üç yönlü sakınca vardır.
İslâm Dîni; kadının eğitimini farz, evi dışında fıtratına/yaratılışına uygun işlerde ve gereğince çalışmasını câiz görür. Ama tabîi şartlarda karma eğitim ve çalışma düzenini benimsemez. Beraberce ve yalnızca çalışılacak umuma kapalı alanlarda ise benimsemek şöyle dursun, yasaklar.[5]
Kadın İçin Yalnız Başına Yolculuk
İslâm Dîni, ergin bir kadının yanında kocası veya babası‐kardeşi gibi bir mahremi bulunmaksızın aile, ilim ve çalışma hayatının, daha objektif ve genel bir tesbitle örfün yolculuk olarak vasıflandırabileceği mesafeyi aşacak bir yolculuğa çıkmasını yasaklamışdır.[6]
Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:
“Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanan bir kadının yanında (babası, kardeşi, amcası veya çocuğu gibi) bir mahremi bulunmaksızın, bir günlük bir yolculuğa çıkması helâl değildir.”[7]
Bu yasak, hac ibâdeti için yapılması gereken yolculuğu da içine alacak şekilde kapsamlıdır. Yani hac yapacak kadın, bu görevini ancak kocası veya bir mahremi ile yapmalıdır.[8]
Aşağıda sunacağımız hadis, bu zarûreti açıklamaktadır.
İbn‐i Abbas (r.a) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü şöyle emir buyurdu:
‐ Gerektiği zaman mü’min kişi ancak ve ancak yanında mahremi bulunan kadınla bir arada bulunsun; yanında mahremi bulunmayan kadınla bir arada, yalnız kalmasın.
Allah’ın Resûlü’nü (sav) dinleyen bir sahâbî ayağa kalktı ve şöyle dedi:
‐ Ya Resûlallah! Karım hac yapmak için (yanında bir mahremi olmaksızın yalnız yola) çıktı. Ben de şu şu askerî sefer için orduya yazıldım. (Şimdi ne emir buyurursunuz?)
‐ Hemen yola çık. (Ona yetiş ve) Karınla beraber hac yap.[9]
Karmaşık Yürüme Düzeni Yasaktır
İslâm Dîni, bakışların odaklanmasına sebep olarak duyguların arılığını giderecek biçimde alımlı‐çalımlı yürümeyi yasakdığı gibi (Ahzab 33) cinsel tâcize sebebiyet verecek şekilde yollarda erkekkadın karmaşık yürüme düzeninden de sakındırmıştır. Bu amaçladır ki sevgili Peygamberimiz yakın ve bedensel teması içerecek; sözlü ve fiili çirkinliklere neden olabilecek şekildeki yürüyüş düzenini yasaklayarak uyarıda bulunmuştur. Sunacağımız olayı uyarı örneği olarak değerlendirebiliriz:[10]
(Bir namaz sonrasında olacak, cemâat namazına katılan) erkeklerle kadınlar yolda iç içe girdiler; karmaşık olarak yürümeye başladılar.
Bu durumu gören Allah’ın Resûlü kadınlara hitaben şöyle emir buyurdu:
‐ Sizler geri kalınız. Erkeklerin önünden; yolun ortasından yürümeniz uygun değildir…[11]
Erkek‐kadın karmaşık yürüme düzenine ilişkin yasağı ‐ekonomik gereksinimler olmadıkça‐ kamu ulaşım araçlarında ki yakın tamasa sebep olucu yolculuklara da teşmil edebiliriz.
Mabetlerde İç İçelik
Allah’ın Resûlü’nün Sünnet’i incelendiğinde görülecektir ki İslâm Dîni kadınların beş vakit, cuma, cenaze ve özellikle de bayram namazlarına katılımlarını öğütlemiştir. Ay hali, hamilelik, çocukluluk ve ağır ev işleri sebebiyle engellendikleri veya babaları ve eşleri tarafından mani olunduklarında ise evlerinin de kendileri için hayırlı olacağını açıklamıştır. Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:
“Kadınlarınızın camilere gelmelerini yasaklamayın, ama bilsinler ki, evleri de onlar için hayırlıdır.”[12]
Değinildiği üzere dînimiz, Peygamberimizin diliyle kadınların camiye; cemaat namazlarına katılımlarını öğütlemiş/emretmiştir.
Ancak onlar için belirlenen cami içi kurallarına uymalarını da istemiştir. Örneğin camiye geldiklerinde hoş kokular sürünmemeleri, erkeklerin bulunduğu kısmın arkasında veya paralelinde saf tutmaları, çıkışlarda erkeklerden önce çıkarak karmaşıklığa sebebiyet vermemeleri emrolunmuştur. Saf tutma ile ilgili hadislerinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:
“(Erkeklerden uzak olması nedeniyle) kadınların saflarının en hayırlısı son saftır. En uygunsuzu ise ilk saftır.”[13]
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
[1] Sırasıyla bak. Tirmizî Reda 16‐17 (Hn. 1171‐2), et‐Tac 2/329
[2] Kendileriyle evlenilemeyecek kişilere mahrem, evlenilebilecek olanlara da namahrem denir.
[3] et‐Tac 2/329. Özel mekânlarında, yanında kocası veya bir mahremi bulunmayan kadının yanına, ancak kocasının izniyle ve bir topluluk halinde girilebilir olması, İslâm ahlâkının bir gereğidir.
[4] Dînî Nikâh: Nişanlı çiftlerin haram işlemeksizin bir araya gelerek konuşabilmeleri ve gezebilmeleri için dînî nikâh kıyılmaktadır. Ancak iyice bilinmelidir ki dînî nikâhla nişanlılık evliliğe dönüşür. Nikâh akdi sırasında boşanmak hakkı alınmamışsa kadın aldığı mehiri iade etse de yargı kararı olmaksızın tek taraflı olarak karar alıp ayrılamaz. Dînî nikâhlı nişanlıların cinsel arzu ve eylemleri de meşrûiyet kazanır. Bu sebeble nişanlılık süresini çok kısa tutmalı, dînî nikâhla birlikte düğün de yapılmalıdır.
[5] Karma Düzen: Karma eğitim ve çalışma düzeni, eğitim ve ekonomik düzeni İslâmî yasalara göre düzenlenmiş İslâm Toplumu için sakıncalıdır. İslâm Dîni’nin cinsel haramlarını tanımayan laik mantık ve uygulama yönünden karma eğitim ve çalışma düzeninde mahzur görülmemesi tabîidir. Bu konuda merhûm Mevdûdi de şöyle der:
“Bütün bu hükümler, kadın‐erkek karışık toplantıların İslâm’ın ruhuna bütünüyle aykırı olduğunu gösterir. Erkeklerle kadınların, Allah’ın kutsal evlerinde namaz için yanyana durmalarına izin vermeyen İlahi Kanun’un, onların okullarda, dairelerde, kulüplerde ve diğer toplantı yerlerinde serbestçe bir arada bulunmalarına izin vermesi düşünülemez.” Mevdûdî Tefhîmül‐Kur’ân 3/386
[6] Kadının Yolculuğu: Geleneksel Fıkhımızda, “Kadının Yolculuğu” ile ilgili hadislerde geçen zaman ve mekân ifadelerinin belli bir zaviyeden bakılarak eğerlendirilmesiyle belirlenen doksan kilometrelik yol veya binilen vasıtaya göre 18 saatlik uzaklık târihî şartlara ilişkindir. Bu meselede çağdaş İslâm âlimlerinin farklı görüşleri vardır. “Cuma Mesajları” isimli eserimizdeki ilgili makalemize bakılabilir.
[7] İ. Mâce Menâsik 7 (H. 2899) Bu mevzuda farklı lafızlarla rivâyet edilen hadisler için bak. Avnül‐Mabûd 5/149
[8] Ana gaye, kadını ve ahlâkı korumak olduğu içindir ki, Şafii müctehidler üç kişilik güvenilir bir kadın topluluğunun beraberlerinde eşleri veya mahremleri olmaksızın hac farîzasını yapmak üzere yolculuğa çıkabilecekleri görüşündedirler. Onlar, güvenlik şartlarında
kadının tek başına bile Hac yapabilecekleri ictihadındadırlar.
Yol güvenliği olmak kaydıyla bu ictihad genişletilerek, bütün yolculuklara teşmil edilebilir. Ancak yol güvenliği olsa da, eşsiz ve mahremsiz yolculuğa çıkan kadının kendisinin cinsel fitneye düşebileceği ve düşürülebileceği de unutulmamalı, bu sebeble nefse güvenle değil, metodik şüpheyle ve ihtiyatla davranılmalıdır.
[9] et‐Tac 2/320, M. S. Müslim, Hn. 648
[10] “Karmaşık yürüme düzeni”nin yasaklığı, tarihî şartlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu yasaktan yaşadığımız çok nüfuslu kentlerin kaçınılmaz karmaşıklığı değil, cinsel taciz ortamlarından sakınılması gereği anlaşılmalıdır.
[11] Ebu Davud 180
[12] Ebu Davud Salât 53
[13] Ebu Davud Salât 97; Müsned 3/294