
BİZİM AYDINLARIMIZ DA ATATÜRKÇÜ OLURSA NASIL ÖZGÜRLEŞECEĞİZ?
Prof. Dr Mehmet Maksudoğlu hocamızı iyi biliriz. Saygın bir ilim adamıdır. Yaşı da bir hayli ilerlememiştir. Kendisine sağlık, afiyet ve uzun ömürler dileriz.
[“Aydın” denilenlerimizin söylediklerine, yazdıklarına, tartıştıklarına bakıyorsunuz: Anayasımızde ‘değişiklik’ konusunda, hemen hepsinin zihninde, ‘asla dokunulmaması gereken (!) laiklik TABUsu vardır! “aydın”larımızın çoğuna göre, ‘laiklik, asla tartışılmaması gereken’ bir konudur. ‘Laiklik’, zihinlerde özenle örülmüş olan görünmez ağların koruması altındadır, görünmez ağlardan yapılmış mahfaza içindedir. Bizi “aydın”ımız, hür, bağımsız olarak düşündüğünü zanneder, ama, görünmez ağlara, mahfaza’ya dokunmamama şartıyla düşünür. Sûriye aydınının zihninde böyle görünmez ağlar, ‘laikliği, çağdaşlığı, korumak endişesi’ yoktur; ülke nasıl yönetilerek daha iyi duruma getirilecekse, öyle yapılmasının önünde, “zihinlerde” engel yoktur.]
Şimdi bütün bunları söyleyen Mehmet Maksudoğlu hocamız, zannediyorsunuz ki ülkemiz aydınlarının bağımlılığına ve İslam’ın dışlanmışlığına ciddi örnekler verecek ve yolumuzu aydınlatacak? . Ama heyhat. Okuyalım:
{ Evet, Sûriye’deki halk, her zümre, inancı neyi gerektiriyorsa, ona uygun olarak yaşama hürriyetine sâhiptir.
Türkiye’deki Hristiyan ve Yahûdîler de inançlarına göre serbestçe, hiçbir kaygıya, sınırlamaya uğramadan yaşamaktadırlar. Kendi okulları vardır.
Ya Müslümanlar? Memur veya işçi, müdürü yâhut işvereni izin vermezse Cuma namâzına gidemez. Müslüman öğrenci, okulda, namaz kılacak yer, bir oda ayrılmadığı için, okulun çatısında namaz kılarsa, yadırganır; ders saatinde namâz kılıyor, diye yadırganır: % 98 i Müslüman olan ülkede, namâz vaktine ders konur mu? diye düşünülmez, çünkü zihinlerde görünmez ağlar vardır: Allah’ın emirleri, hayâtın dışında tutulmalıdır, bunun adı ilericiliktir, çağdaşlıktır. Rum, Ermeni öğrencinin, okulunda ibâdet problemi yoktur. Müslüman öğrencinin orta okulunda, lisesinde namâz kılacak odası bulunmaz. Öğrencileri, camiye götüren öğretmen -laikliğe aykırı davranıyormuş, âdetâ suç işliyormuş gibi- tedirginlik duyar, rahat değildir; duayen gazeteci, “hiçbir yorumda bulunmaksızın” olayı bidirir/İHBÂR eder.
Başlıktaki soru yersiz midir?}
ÖRNEKLERİN CILIZLIĞI
Duacısı olduğumuz muhterem hocamızın verdiği örneklerinin cılızlığına bakar mısınız? Cuma namazına gidilse, ve orta öğretimde öğrenciler namazlarını rahatça kılabilse kafalar özgürleşir, ülkemize zalimce vurulan jakoben laikllik prangası sökülüp atılabilir mi?
Hocamızın ifadesiyle % 98 i Müslüman olan ülkemizde İslam’ı ve bin yıllık tarihimizi red eden ateist ve deist eğitim sistemi, hâlâ nasıl yaşatılabilmektedir?
İnsan doğasıyla uyumlu İslam Hukuku hangi iradeyle dışlanmıştır ve dışlanmaya devam edilmektedir?
Neden ekonomide İslam yoktur da faiz düzeniyle insanımızın kanı emilmektedir? Ülkemiz dış borçlarının faizleri bile yeni borçlar alınmaksızın ödenememektedir.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Üstelik bütün bu sonuçları veren Batıcı ve batırıcı devrimler, kan akıtılarak yapılmış, kendilerine karşı İstiklal harbi verdiğimiz ülkelerden idhal edilmiştir.
ŞERİATSİZ İSLAM
Hocamızı tenzih ederiz ama artık Şeriatsiz İslam anlayışıyla Ülkemizin hiçbir problemi çözülemez. Ülkemiz İslam ve Türk dünyasına öncülük yapacak kıvama gelemez. Acı olan şudur ki ülkemizin bel bağladığımız kadroları bile hâlâ “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda” diyebiliyor. Anayasanın ilk maddeleri ile problemimizin olmadığını söyleyerek Özgürlükçü Yeni Bir Anayasa yapacaklarını söyleyebiliyor. Sapı bizden olan baltayı kime şikâyet edelim?
Allah yardımcımız olsun!
ARD
MİRATHABER.COM
Kuran'dan Ayetler Okudu AYM Başkanı Özkaya’dan Adalet Vurgusu: "Kul Hakkı En Büyük Sorumluluktur" Anayasa…
UYGUNSUZ AÇIK YAYINLAR ANINDA KALDIRILACAK! Dijital Dünyada Yeni Dönem: Uygunsuz İçeriklere Bir Saat İçinde Müdahale!…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Jeffrey Sachs'tan Trump'a Orta Doğu Uyarısı: "10 Trilyon Dolarlık Felaketten Uzak Dur" Columbia Üniversitesi Profesörü…
Din ile Dinî Yorumları Ayırma İşlemini Hangi Usûl ile Kimler Nasıl Yapacak? Özet Bu çalışma,…
Şiiliğe Mesafeli Sahabeye Saygılıyız EHL-İ SÜNNET DEYÜ YERENLER BARİ EHL-İ SÜNNET OLSA Kur’ân ve Sünnet…
View Comments
Muhterem Hocam,
Maksudoğlu Hocamızın ifade ve misallerini cılız, zayıf buldunuz ama siz de çok çarpıcı ifadeler yazmış sayılmazsınız. Mayınlı alanda dolaşmak özel eğitim almış olmayı gerektirir.
Latife Hanımın hatırasının yayınlama yasağı 2025 yılında doluyormuş; dua edelim de Latife hanımın yazdıklarının yayınlanmasına izin verilsin de gerçekleri okuma öğrenme fırsatımız olsun. Bir kişinin eşinin hatıratı neden yasaklanır? İhtimalleri sayar mısınız desem yazması bile 5816 kapsamına girebilir? Kolay mı?
Aziz kardeşim Bütün nimetler Mevlamızdandır. Ona hamd ederiz. Tahdis-i nimet olarak ifade ediyorum: Ali Rıza Demircan'dan daha çok mayınlı arazilerde dolaşan ve yargılanan ikinci bir adam gösterebilirseniz bana onu örnek alabilirim. Siz hala 5816'den söz ediyorsunuz. Biz ondan da yargılandık ve o barajı aşalı yarım asır oldu. Rabbime hamd ederim, son sekiz yılda BİN makale yazdım. Korku sebebiyle yazmadığımız hiç bir konu olmadı. Mayınlı arazilerde dolaşmak için eğitimi gerekli görenler korkuları için mazeret üretenlerdir. Benim yaşımda olanlar için övgüye hiç mi hiç ihtiyaç ama hizmetin sürekliliği için yapılanların değerlendirilmesi de gerekir. Rabbim bizleri katında büyüyenlerden kılsın. A.R. D.
Muhterem Ali Riza Hoca;
Bu yazım, hemen her hafta yazdığım, Osmangazi Üniversitesi’ndeki arkadaşların “Kırmızılar” Bloğu’nda çıktı, bu hafta boyunca orada görülebilir. Orada yayımlanmış 250 küsûr yazım var. Bu hafta da oraya gönderirken, yazımı, bazı dostlara, bu arada size de göndermiştim.
O yazıda, kendini “çağdaş” kabûl eden zihniyetten söz ederken; “Batılılaşmış, “kendini Batılı gibi gören ve kendimize, Batılı’nın baktığı açıdan bakmağa alışmış/alıştırılmış” olanlar ise, falan gücün, filân kuruluşun, çıkarına uymadığı için, terör yuvalarının yok edilmesine göz yummasının zor olduğunu, bin bir dereden su getirerek ifâde ediyorlar. Böyle, HÜR DÜŞÜNEMEYEN “aydın”larımızın sayısı, hiç de az değildir, onlar, 233 yıldır konulmuş olan yörüngede gidenlerdir, arkalarında bu müddet zarfında teşekkül etmiş statükonun rüzgârı, desteği, zihniyeti vardır.” diyorum. 233 yıl öncesi, 1792 yılıdır, -Allah rahmet eylesin- Sultân Üçüncü Selîm’in, emri üzerine kendisine arz edilen 21 lâyiha (rapor) dan, bu san’atkâr, hattât, mûsikişinâs Pâdişâh’ın, “her şeyiyle Avrupa’lılaşmak” tavsiye edilen üçüncü şıkkı seçmesiyle bu yanlış gidişin başladığını, (Osmanlı’dan Günümüze Değişme Mâcerâmız, s. 73. Akıl Fikir Yayınları 0212 514 77 77), (Merkez Türkiye, s.82. Akıl Fikir Yayınları 0212 514 77 77), (Türk Kmliği, s. 239. Akıl Fikir Yayınları) kitaplarımda ve “Kırmızılar” bloğundaki yazılarımda, konuşmalarımda ifâde etmekteyim.
Bu, “Sûriyeliler Kadar Hür müyüz? yazımı da de “Kırmızılar” için yazdığımdan, aynı konuyu tekrarlamadım, o bloğun okuyucuları için fazlalık olacaktı. Bu arada, bazı dostlar arasında size de gönderdim. YENİLEŞME konusundaki bu, koyu harflerle iktibas ettiğim cümle, aslında her şeyi anlatıyor. O bloktaki yazılarımı okuyanlar için tekrârı zâid idi.
Evet, ilk okul çağındaki çocukların, toplu hâlde câmiye gitmeleri, orta öğretim çağındaki delikanlıların namazlarını aksatmamaları, şahsiyetin teşekkül ettiği o yaşlarda İslâmı merkez olarak yaşamaları, son derece mühimdir; geleceği onlar kuracaktır, bizler, yol düşüyoruz. Çıfıtlar Gazzede, “tesâdüfen” değil; “hâssaten” ÇOCUKLARI hedef alıp şehîd ediyor.
Bu arada, dikkat etmişsinizdir, sanırım: diploma hâmillerine kesinlikle “aydın” demiyorum, “aydın kabûl edilen” diyorum; “bizim” aydınımız, çok azdır. Bu karikatürlerden söz ederken, “aydın” şeklinde yazıyorum.
Muhabbetle.
Mehmet Maksudoğlu
14 Ocak 2025