Makale

BUGÜN DÜNYA GIDA GÜNÜ!                         

BUGÜN DÜNYA GIDA GÜNÜ!

Dünyanın en büyük mafyalarından biri de gıda ve sağlık mafyası olsa gerek. Şeytan ne diyordu, kovulduğu gün Cenab-ı Allah’a (cc) ne demişti: “Onları mutlaka saptıracağım, onları mutlaka kuruntulara sokacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar); onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür. (Nisa 119) Bu vesileyle şu ayetleri de hatırlayalım: (Hicr 39): “Rabbim! Beni saptırmana karşılık, yemin olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim ve (ihlaslı kulların hariç) hepsini saptıracağım.” (Sâd 82): “Senin izzetine and olsun ki, onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların bir yana, hepsini mutlaka azdıracağım.” (Araf 16-17): Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”

Şeytan’ın bu vaadi, ahir zamanda kendini en şiddetli şekilde gösterecektir. Bu fitne bize sağlık, gıda ve kozmetik şeklinde dokunacaktır. Tabii hepsinin başlangıcında hava, su ve toprak var; her üçü de kirletildi. Dolayısıyla bu kir, canlı-cansız herkese, her yere, bütün dünyaya yayıldı. Bu zincirde tarım, hayvancılık, yani ziraat, veterinerlik, biyokimya, genetik bilimler, farmakoloji ve gıda endüstrisi alanında faaliyet gösteren herkes, her kuruluş var. Doktoru, mühendisi, iş adamı, bu alanı düzenleyen politikacısı ve bürokratı; hepsi bu işin sorumluluğunu taşımaktadır. Ve tabii tüketicileri, bu işin müşterileri de! Evet evet, medyasından odasına, sendikasına, kooperatifine, vakfına, derneğine, cemaatine kadar herkes müştereken ve müteselsilen sorumlu. İtiraf edelim, biz zalimlerden ve cahillerden olduk. Şeytan’ın varlığı ve onun dostlarının yaptıkları, bu işin sonuçları konusunda bizim masumiyetimizin karinesi olamaz. Bu, bir bahane olarak bile öne sürülemez.

Dünya Gıda Günü (World Food Day), FAO’nun (BM Gıda ve Tarım Örgütü) kuruluş yıl dönümünde ajandadaki rutin bir kutlama programı. FAO, 16 Ekim 1945’te Quebec’te (Kanada) kuruldu. Açıklanan gayesi açlığı bitirmek, beslenmeyi iyileştirmek ve tarımsal üretimi artırmaktı. FAO’nun 20. Genel Konferansı’nda üye ülkeler, Kasım 1979’da Dünya Gıda Günü’nü resmî olarak ilan etme kararı aldı. Öneri, başında eski Tarım ve Gıda Bakanı Dr. Pál Romány’nin bulunduğu Macaristan delegasyonundan geldi. Tarih olarak FAO’nun kuruluş günü olan 16 Ekim seçildi. Aralık 1980’de BM Genel Kurulu 35/70 sayılı kararla bunu onayladı. İlk kutlama 1981’de gerçekleştirildi. O günden beri bu günle ilgili etkinlikler 150’den fazla ülkede düzenleniyor ve resmî açıklamaya göre açlığa, gıda güvenliğine ve sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerine dikkat çekiliyor.

16 Ekim 2026’da Roma’daki FAO Genel Merkezi’nde saat 10.00’da, FAO Genel Direktörü, BM kuruluşlarının başkanları ve özel konukların katılımıyla küresel kutlama töreni gerçekleştirilecek. Ödüller de var. 15 Ekim’de 9-13 yaş grubu için hikâyeler, müzik, sanat ve genç aktivistlerle etkileşimli bir “Junior World Food Day” programı var. 8-16 Ekim arasında Dünya Gıda Forumu kapsamında bilim-inovasyon forumu, yatırım forumu, gençlik etkinlikleri, “Seeds to Foods” sergisi gibi etkinlikler var. Var da ne işe yarıyor? Dünyadaki obezlerin aşırı tüketimi ve zayıflamaya ödedikleri para, dünyanın açlarını doyurmaya yeter de artar bile. BM’nin yayımladığı son “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu” raporuna göre bugün, büyük bölümü zengin ülkelerin sömürdüğü ülkelerde olmak üzere, dünyada kronik açlıkla karşı karşıya olan yaklaşık 645 milyon insan var. Sadece kronik açlık çekenler değil; düzenli, güvenli ve besleyici gıdaya erişimi olmayan, “orta veya şiddetli gıda güvensizliği” yaşayan insan sayısı da dünya genelinde 2,1 milyarı aşmış durumda. Küresel olarak yaklaşık 2,7 milyar insan sağlıklı bir beslenmenin maliyetini karşılayamıyor.

Öte yandan dünyada 1 milyardan fazla obez insan var. Gıda İsrafı Endeksi raporlarına göre her yıl 1 milyar tondan fazla gıda çöpe atılıyor. Bu, tüm dünyada her gün en az 1 milyar öğün yemeğin doğrudan israf edilmesi anlamına geliyor. Tedarik zincirinden çıkıp tüketiciye ulaşan gıdaların yaklaşık %19’u çöpe gidiyor. Bu israfın %60’ı evlerde (hane halkı düzeyinde), %28’i restoranlarda ve yemek hizmeti veren yerlerde, %12’si ise perakendecilerde (marketler, bakkallar) gerçekleşiyor. Bu israfın küresel ekonomiye yıllık maliyeti ise 1 trilyon dolardan fazla.

Bakın, FDA da DSÖ/WHO da FAO da benim gözümde masum örgütler değil. Bu örgütlerin kurulduğu günden bu yana açlık da hastalık da azalmadı, arttı. Covid’i, mRNA skandalını hatırlayın. Havamızı da zehirlediler, ekmeğimizi, suyumuzu da. İlaçlar şifa vermiyor, aşılar da öyle. Hastalıklar patladı. Kozmetikler zehir saçıyor. “Islah edicileriz” diye gelip bozgunculuk yapıyorlar.

Sahi, başta BM olmak üzere İslam İşbirliği Teşkilatı, Arab Birliği, Afrika Birliği ne yapıyor? Ulusal devletlerin de o devletlerin üyesi oldukları uluslararası örgütlerin de pek çoğuna inanmıyorum ve güvenmiyorum.

Her fırsatta bağlılık sözü verdiğimiz, “uluslararası sistem” dedikleri şey adeta derin devletin taşeron örgütleri gibi çalışıyor. İnsan hakları kuruluşları, çevre kuruluşları; bilim, kültür, sanat, edebiyat bu uluslararası örgütlerin kontrolünde. UNICEF çocuk ticaretini engelleyebildi mi? Ya da UNESCO’nun destek verdiği kültürel-sanatsal etkinlikler neye, kime hizmet ediyor?

IMF, Dünya Bankası, FED, LIBOR kimi koruyor? 2023’de LIBOR’u kaldırdık deseler de, o ilk 10 banka finans piyasasındaki etkinliğini koruyor. Pek çoğu şeytani bir özellik taşıyor. Korumaya çalışır gibi göründükleri değerlere ihanet ediyor, tetikçilik yapıyorlar. Başkaları o konuda global anlamda bir şey yapmasın diye, her ülkenin üye olduğu uluslararası örgütler kuruyorlar. Uluslararası sözleşmelerle devletleri, uluslararası fonlarla STK’ları ve medyayı, uluslararası teşvik ve destek programlarıyla şirketleri kontrol ediyorlar. Bankacılık ve sigorta sistemleri, Dünya Ticaret Örgütü, borsalar, haberleşme sistemleri, FOREX; hepsi bu şeytani “Deccaliyet komitesi”nin kontrolünde. BOP’u bunun için mi icad ettiler? Habad bunun için mi var? Karar sizin!

1650’lere doğru kurgulanan ulus-devlet ve zaman içinde şekillenen uluslararası düzen, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle aslında işlevini kaybetti; kilitlendi. Kaldı ki 19. ve 20. yüzyıllarda kapitalizmin, komünizmin, faşizmin gölgesinde şekillenen kavram ve kurumlarla, bilimle, sanatla, felsefeyle dünyayı açıklamak mümkün değil. Daha düne kadar atomlardan, atom altı parçacıklardan söz ediyorduk. Bugün CERN’dekilerin “Tanrı parçacığı” dedikleri bir şeylerden; nötrino örneğinde olduğu gibi elektriksel yükü sıfır olan ve maddenin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardan söz ediyoruz. Bu gidişle yakında madde ve enerji yeniden tanımlanacak. Zaman ve mekân yeniden tanımlanacak. Farklı boyutlardan söz edeceğiz. Önümüzde sadece yapay zekâ ve otonom robotlar yok. Artık bilişim teknolojisinin insan olmadan da kendi varlığını, gelişimini ve geleceğini sürdüreceği bir süreçten söz ediliyor. Yapay zekâyı yönetecek bir yapay bilinç, kendine özgü bir irade ortaya koymaya başladı bile. İnsanoğlu aslında bu gidişle adeta kendi kıyametini kendi elleriyle hazırlıyor. Robotlar her şeyi yapacaksa insanlar ne yapacak? Bu kadar insana gerek yoksa bu insanları ne yapmak gerekir o zaman? Birileri artık bu soruyu daha yüksek sesle sorma gereği duyuyor.

2025’te Tesla, Türkiye’de 29.955 adet elektrikli otomobil satarak bu alanda rekor kırdı. 2026’da sadece eylül ayında 1.725 adet satılmış; 2025 eylül satışı 1.664 idi. 2025 ağustos ayında 8.730 adet Tesla satılmıştı. Bu yıl Tesla’nın satışları 30.000’i aşacak gibi görünüyor. Tesla Türkiye’ye 2023’te girdi. İlk araç teslimi 8 Mayıs’ta yapıldı ve o yıl, 7 ayda 12.150 Tesla satıldı. Türkiye’deki toplam elektrikli araç sayısı 476.934 adede ulaşmış durumda. Unutmamak gerekir ki satılan her 10 otomobilden yaklaşık 7’si ithal edilerek Türkiye pazarına giriyor. TOGG’un bu pazardaki yeri ise şöyle: 2023 yılı 19.583 adet, 2024 yılı 30.093 adet, 2025 yılı 39.020 adet, 2026 yılı (ocak-eylül dönemi) 37.426 adet; toplam satış 126.122 adet.

Sokaklarımızda ağustos 2026 itibarıyla 476.157 adet “güdümlü füze” bulunuyor. Bunlar şimdiden toplam otomobil parkında %2,62’lik paya sahib. Bu 476 bin akıllı (!?) otomobilin sadece 126 bini yerli. Şimdi sıkı durun! Daha söyleyeceklerim bitmedi! Prof. Dr. Mahmut Akşit, elektrikli akıllı otomobillerle ilgili olarak özetle şöyle diyor: “Yapay zekâyla savaş simülasyonu yaparsanız, yapay zekâ hemen her seferinde arabaları füze olarak kullanıyor. Yerde yürüyen güdümlü füze olarak kullanıyor. Arabanın kontrolünü ele geçiriyor… Çok tehlikeli. Biz Türkiye olarak ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI olarak yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz.” Bu sözleri haklı olarak aktaran bir X kullanıcısı da şunu ekliyor: “Evet, çok tehlikeli. Elektrikli arabaya bindiğinizde ‘güdümlü bir füzeye’ binmiş oluyorsunuz. Üstündeki yüzde yüz İsrail üretimi (Plaxidity, Argus Cyber Security) firmalarına ait otonom sürüş, sürücü izleme sistemi, takip, radar, kamera çipleri ve sistemleriyle tam anlamıyla yürüyen bir bombaya dönüşüyor…” Ben de bu paylaşıma şunu ekledim: “Bu uyarı değerli ama mikroçiple üretilen bütün elektronik sistemler, nanoçiple üretilen ve farklı bir işletim sistemiyle çalışan sistemlere karşı savunmasız. Kuantum fiziğiyle çalışan siber savaş sistemleri Palantir üzerinden tüm otonom ve sabit sistemlere ulaşabilir. GSM’le şehir merkezindeki, bir üniversitenin önündeki ya da bir sanayi sitesindeki, teknoparktaki bir Tesla da aynı şey.” Size konforlu ve keyifli bir hayat vadedenler, size ölüm fermanınızı satıyor olmasınlar? Ağuyu altın tas içinde bala karıştırıp sunuyorlar. Hayat iksiri diye zehirli bir su içiriyorlar ve insanlar da kana kana içiyor. Akıllı evler, arabalar, telefonlar, trafolar, işletmeler çok akıllı projeler değil. Hackerlar, biyohackerlar yarın insanların başının belası olabilir; ülkeleri, şehirleri cehenneme çevirebilirler. Radar bileşenli akıllı süpürgeler konuşmaları dinleyebilir, fotoğraf çekebilir, evinizi yakabilir. Akıllı kombiler/şofbenler de öyle. Biyorezonansla evinizdeki bitkilerden, hayvanlardan öte sizi, yaşlıları, çocukları hedef alarak hayati riskler oluşturabilirler. Subliminal mesajlarla onları biyonik robotlara dönüştürebilirler.

Hele bir de kafamıza çip taksınlar, transhümanizm projesi kapsamında insanı “nesnelerarası iletişimin NESNE’si” yapsınlar; işte o zaman hapı yuttuğumuzu anlarız belki de. Ama o zaman da çok geç kalmış oluruz. 5G’nin, Starlink’lerin, Neuralink’in, “chemtrail”lerin bile ne bela olduğunu anlatamıyoruz.

Bugün günlerden cuma! Helal sertifikalı her ürün helal değildir. Zekâtı ödenmemiş malda hayır yoktur. Paranın içinde gizli olan haramlardan biri de ribadır. O glutenli ekmekleri, hormonlu, geniyle oynanmış gıdaları, ithal ya da yerli fark etmez, klonlanmış koyunların etini helal mi sanıyorsunuz? Tavuklar östrojen bombası. Neden reyonlarda horoz eti bulunmuyor? Östrojen ve androjen dengesi fıtratla, biyolojik cinsiyetle ilgili bir konu. Gıda koruyucusu olarak kullanılan o kimyasalların birçoğunun helalliğinin delili nedir? Şeytan vaadine sadık; peki ya biz, dünya hayatı öncesindeki ahdimiz konusunda ne kadar samimiyiz ve o ahde ne kadar bağlıyız?

Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

GÖNÜLDEN DİLE DÖKÜLENLER “FURKAN SURESİ 1-9”

GÖNÜLDEN DİLE DÖKÜLENLER "FURKAN SURESİ 1-9" Gönülden Dile Dökülenler Furkân Suresi • 1–9. Ayetler RAHMAN…

2 dakika ago
  • Gündem

İNSAN!

İNSAN! Muhterem Müslümanlar! Yüce Rabbimiz, insanı; aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve yaptığı tercihlerle…

46 dakika ago
  • Gündem

Bir Ezgi, Bir Milletin Susturulamayan Umududur

Bir Ezgi, Bir Milletin Susturulamayan Umududur “Bir sabah gelecek kardan aydınlık…” Bazen bir şiir, bir…

5 saat ago
  • Genel

SHAKESPEARE’DEN “ŞEYH PİR”E: “GİZLİ MÜSLÜMAN” MİTOLOJİSİNİN ZİRVESİ (5)

SHAKESPEARE’DEN "ŞEYH PİR"E: "GİZLİ MÜSLÜMAN" MİTOLOJİSİNİN ZİRVESİ (5) Batılı aydınların İslâm’a duydukları mesafeli, hatta kimi…

7 saat ago
  • Gündem

Mihraç Ural Yakalandı

Banyas katliamının baş şüphelilerinden Mihraç Ural yakalandı Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, Mihraç Ural adıyla bilinen…

8 saat ago
  • Genel

Zorunlu Olmadıkça Dışarı Çıkmayın

Vali Davut Gül’den İstanbullulara Uyarı: Zorunlu Olmadıkça Dışarı Çıkmayın İstanbul Valisi Davut Gül, yağışların 2-3…

9 saat ago