
CİNSEL SUÇLARIN CEZALARI
İslâm Ceza Hukûku’nda cinsel suçlar için belirlenen cezalar pek tabîidir ki Kur’ân ve Sünnet Nizamı’nın hâkim olduğu Îslâm Ülkesi olan Dârül‐İslâm’da uygulanır.
Bu cezalar, kendisiyle savaşılan ülke (Darül‐Harb) konumunda olsun veya olmasın İslâm dışı idarelerin hakim olduğu ülke olan Darül‐Küfür’de uygulanmaz. Örneğin Türkiye ve İngiltere ‘de tatbîk edilemez.
Dârül‐İslâm’da, Müslümanlara uygulanacak bu cezalar, aynı şekilde bu ülkenin gayr‐ı müslim vatandaşları olan Zımmîlere de, bu ülkeye vize alarak giren gayr‐ı müslim Müste’menlere (turistlere) de uygulanabilir. Ancak uygulama konusunda İslâm hukûkçuları arasında bazı görüş farklılıkları olduğuna da işaret etmek isteriz.
Cinsel Suçlar ve Cezaları Yönünden İslam’da Erkek‐Kadın Ayırımı Yoktur
Zinâ gibi çirkinlikler‐pislikler cinsel ahlâk yoksunu kişilere, onlar da çirkinliklere‐pisliklere yaraşır. Güzellikler‐temizlikler ise ahlâkı bütün insanlara, onlar da güzelliklere‐temizliklere yaraşır. Ahlâkı bütün insanlar, kendînî bilmezlerin attıkları mânevî pisliklerden berîdirler…” (Nur 26)
Erkeklerin cinsel mükellefiyetleri ve bu mükellefiyetleri ile orantılı sorumlulukları olduğu gibi, kadınların da mükellefiyetleri ve sorumlulukları vardır.
Bu sebeble işlenen cinsel nitelikli haramların sorumluluğu yalnız erkeklere yüklenemeyeceği gibi, kadınlara da yüklenemez.
Gerçek budur. Gerçek budur, ama Kur’an ve Sünnet kültürünün hâkim olmadığı toplumlarda hukûkî bakımdan değilse bile, sosyal yargılar bakımından erkekler korunmakta, suçlar kadınlara yıkılmaktadır. Bunun tabîi sonucu olarak da kadın cinselliği alabildiğine sömürülmektedir.
Cinsellik bakımından yaratılış düzenini yozlaştırmış olan ve bu sebeble de zor kullanmaksızın yapılan ‐eşcinsel evlilikler dâhil‐ bütün cinsel eylemleri yasal nitelikli gören, üstelik kurumlaştıran Batı toplumlarını bir tarafa bırakırsak, hemen hemen bütün toplumlarda durum değindiğimiz üzere kadınlar aleyhinedir.
Bu durum özellikle insanları Müslüman, yönetimleri laik olan toplumlarda daha bir belirgindir.
Meselâ bizim toplumumuzda şecâatini arz eder/yiğitliğini dile getirirken hırsızlığını dile getiren kişi gibi, erkekliğini dile getiren erkek de, flörtleri ve zinâlarından söz eder. Gel gör ki flört eden ve zinâ yapan erkek aşağılanıp kınanmaz da, bir kadın flört edip zinâya bulaşmaya görsün, suçlamaların ardı arkası kesilmez. Ama kadın cinselliğinin sömürülmesi de bitmez.
Zulmü bayraklaştıran bu sosyal yargı mantığı, hukûkî ayırımdan bile daha etkili ve daha olumsuz olabilmektedir. Çünkü bu tür değerlendirme kadının geleceğini de etkilemektedir.
Aslında genel olumsuzluğu içerisinde cinsel kıskançlık bakımından kısmî bir hayâtiyet belirtisi olarak değerlendirilebilecek olan bu durumun, toplumumuzda zevâle yüz tuttuğu da bir gerçektir. Zira sınır tanımayan pornografik neşriyat, seks filmleri ve seks filmlerini andıran televizyon dizileri, zinâcı kadını hafife alan anlayışı da giderek zayıflamaktadır.
Zayıflatmamış olsa bile bu durum, İslâm’a göre bir çelişkidir ve mantıksızlıktır. Zira isterik olduğu için aşıkdaşlığa ve zinâya koşan kadın yok gibidir.
Eğer bir toplumda başta zinâ olmak üzere cinsel haramlar işleyen kadınlar ortaya çıkıyor ve sayıları giderek artıyorsa, bunun ana sebebi baba ve koca olarak üzerlerine düşen görevleri yapmayan erkeklerdir. Daha genel bir şekilde ifade edersek; İslâm’a bağımlı olmayan erkeklerin oluşturduğu düzenlerdir. Yani:
a‐ İslâmî öz ve biçiminden uzak eğitim düzenidir.
b‐ Kadının ucuz iş gücünden yararlanmayı ve onun cinselliğinden faydalamayı amaçlayan çalışma düzenidir.
c‐ Kadını eşliğe ve analığa karşı olumsuz tavır aldırtan feminizme açık kültür düzenidir.
d‐ Fakirliği yaygınlaştırarak, fuhşa ortam hazırlayan sosyal adâletten yoksun toplum düzenidir.
İslâm’a bağımlı olmayan erkeklerin oluşturduğu değindiğimiz düzenler sebebiyle kadınların işlediği cinsel suçlardan ötürü kadınlar yanı sıra erkeklerin de suçlanması lâzımdır. Nerede kaldı ki cinsel suçlar yalnız kadınlar aleyhine istismar edilebilsin.
Gerçek bu olduğuna göre cinsel suçların yalnız kadınlar aleyhine sosyal ve hukûkî yargıya konu edilmesi elbette bir zulümdür.
İslâm zulümden berîdir ve adâlet dînîdir. Onun katında cinsel suçlar işleyen erkek de kadın da suçludur.
Evet, İslâm cinsel suçlar ve cezaları yönünden erkekle kadın arasında ayırım yapmaz.
Topluma yansıyıcı özelliği olmayan evlilik içindeki bazı cinsel haramların işlenmesi ile ilgili sorumlulukta kadın lehine kısmî ayırımlar yapılırsa da, bu genel eşitlik düzenini bozmaz.
Meselâ âdet ve lohusalık halinde cinsel ilişkide bulunulması şeklindeki haram işlerde daha çok erkek sorumlu tutulduğu için, erkeğe takriben dört gram altını veya değerini keffâret olarak vermesi öğütlenmiştir. Ramazanda oruçlu iken cinsel ilişkide bulunmaktan birinci derecede yine erkek mesul tutulmuştur.[1]
Özellikle evlilik içinde cereyan eden değindiğimiz türden cinsel suçlarda kadın lehine bazı ayırımlar yapılırsa da, dışa dönük cinsel suçlarda erkek kadın ayırımı yapılmaz. Eşit değerlendirme hem sosyal yargı yönünden, hem de cezaî işlem yönündendir.
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
[1] Bak. Avnül‐Mabûd 1/445, el‐Tac 2/67.
Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…
KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…
Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…
Gazze’de Bir Babanın Bitmeyen Nöbeti: “Evin Altında Şehit Varken Nasıl Uyuyayım?” İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne…
ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM… Evren, dünya, tabiat ve doğa… Hepsi ayrı ayrı…
ALMANYA YİNE YAPACAĞINI YAPTI Almanya merkezli Immanuel Kant Vakfı'nın, hakkında çeşitli davalar devam eden İBB…