
CİNSEL ŞÜPHEYE DÜŞÜRMEK DE HARAMDIR
Cinsel Şüpheye Düşürmek de Haramdır
Burada delilsiz olarak cinsel şüpheye düşülmesi ve açığa vurulmasının haramlığını açıklamışken, şüpheye düşürücü davranışlardan kaçınılması gerekliliğini de açıklamakta fayda görürüz.
Cinsellik üzerindeki İslâm gerçekçiliğinin bir gereği de cinsel bakımdan şüphe doğuracak, yanlış yorumlara vesîle olacak ve böylece cinsel anarşiye hız katacak davranışlardan kaçınmaktır.
Olmamış bir olayın oldu gibi yorumlanması ile bizzat vukûu arasında sonuçları itibariyle pek az bir fark vardır. Zira bundan; yorumlayan kişi, aleyhine yorum yapılan kimse ve yapılan yoruma tanık olan şahıslar etkilenecektir. Bu etkilenme olumsuz gölgelerini geleceğe de salacaktır.
Aşağıda sunacağımız peygamberimizle ilgili olup onun açıklamasını içeren olay, şüphe uyandırıcı davranışlardan kaçınmamızı, kaçınamadığımız durumlarda ise karşı tarafın kötü zannına imkân vermeden açıklama yapmamızı öğretmektedir.
Peygamberimizin saygıdeğer eşi Safiye Bint‐i Hay (r. anha.) anlatıyor…
Allah’ın Resûlü (sav) itikâfdaydı. Bir gece O’nu ziyarete gittim. O’nunla konuştum. Sonra da dönmek için kalktığımda uğurlamak için benimle beraber kalktı.
Bu sırada Ensar’dan iki kişi yanımızdan geçti. Fakat onlar Hz. Peygamber’i (sav) görünce rahatsız etmiş olmamak için acele acele yürüdüler.
Hz. Peygamber onlara şöyle buyurdu:
‐ Yavaş olunuz. Acele etmenize sebeb yok. Zira yanımdaki bu kadın eşim Safiye’dir.
‐ Fesübhanellah! Ey Allah’ın Resûlü! (Aklımıza ne gelebilir ki? Niçin eşiniz olduğunu hatırlatmak lüzûmunu duydunuz?)
Hz. Peygamber hatırlatma sebebini şöyle açıkladı.
‐ Şeytan insanın kan damarlarında dolaşır. Ben onun kalblerinize şer tohumları atmasından korktum.[1]
Cinsel kıskançlık saygısızlığa da sebebiyet vermemelidir
Cinsel kıskançlık duyulması tabîidir. Çünkü insanın yaradılışı da buna yöneltmektedir. Ne var ki irâde dışında oluşabilecek kıskançlığın irâdenin kontrolüne alınması gereklidir. Aksi takdirde cinsel kıskançlık, hem eşin hem de ilgili diğer şahısların üzülmesine vesile olabilir. Bilerek üzmek ise haramdır. Çünkü Rabbimiz Kur’ân’ında şöyle buyurmaktadır:
“Yapmadıkları bir davranış ve işten ötürü mümin erkekleri ve mümin kadınları incitip üzenler iftira etmiş ve apaçık günah işlemiş olurlar.”[2]
Cinsel kıskançlığın saygısızlığa düşürücü olmaması gerektiğini delillendirmek için burada muhterem annemiz Hz. Âişe’den bir örnek sunacağız.
O, şöyle anlatıyor:
‐ Allah’ın Resûlü bir gün Hz. Hatice’yi andı. Fakat onu uzun süre övdü. Ölmüş olmasına rağmen onun böylesine övülmesinden ötürü kadınları kuşatan kıskançlık beni de sardı da kendimi kasdederek şöyle dedim:
‐ Ya Resûlallah! Kureyş’in yaşlı kadınlarından bir yaşlı kadın (olan Hatice’nin) yerine Allah size yanakları kıpkırmızı bir genç hanım verdi.
(Onun hatıralarını böyle canlı tutmanıza gerek var mı?)
Hz. Âişe anlatımını şöyle sürdürüyor:
‐ Benim bu sözlerim üzerine Allah’ın Resûlü’nün yüzü öylesine değişti ki, ben onda böylesine değişikliği ancak ve ancak ona vahiy indirilirken gördüm. Bir de (kibirliye gösterilen) rahmet kibri mi, yoksa (bencilliği yansıtan) azab kibri mi olduğunu anlayıncaya kadar huzûrunda kibir gösterilirken gördüm.[3]
Hz. Âişe’nin açıklamalarından anlaşılacağı üzere Allah’ın Resûlü onun Hz. Hatice’den kıskançlıkla ve saygıyı içermeyen ifadelerle söz etmesine öfke duymuştur.
Eşin kıskançlığına karşı sabırlı olmalıdır
Burada yeri gelmişken ifade edelim. Kadının, özellikle kumalı kadının kıskançlık duyması tabîidir. Îmanı olgunlaşmamış ve inancı doğrultusunda irâdesini kullanma gücünü kazanamamış kadından her türlü kıskançlık tezâhürü beklenebilir. Bu sebeble son derece tedbirli ve sabırlı olmalıdır. Burada sözü edilen sabır, şehid sevâbına ulaştıracak sabırdır.
“Abdullah b. Mes’ud (r.a) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü ile beraber oturuyordum. Sahâbîleri de çevresindeydi. Ansızın çıplak bir kadın ortaya çıkıverdi.
Toplumumuzun içinden bir adam kalktı, kadına doğru yöneldi ve üzerine bir elbise örterek onu kendine çekip yasladı.
Olayı izleyen sahâbîlerden birii ‐sanırım bu kadın adamın karısıydı‐ dedi. Olaydan etkilenerek rengi atan Allah’ın Resûlü de şöyle buyurdu:
‐ Ben bu kadının kıskanç bir kadın olduğu görüşündeyim. Ey Mü’minler! Allah kıskançlığı kadınlara yükledi. Cihâdı da erkeklere farz kıldı. Bu sebeple kadınlar kıskançtır. Kendisiyle ilgili kadınların kıskançlığına sabır gösteren kişiye şehid sevâbı verilir.”[4]
Allah’ın Resûlü de eşlerine karşı sabırlıydı
Allah’ın Resûlü kıskanç kadınlarına karşı sabır göstermelerini sahâbîlerine öğütlerken, öğütlediklerini bizzat tatbik ederek de örnek oluyordu. Çünkü O’nun tebliğ usûlü buydu.
Hz. Âişe (r. anha) anlatıyor.
Ben kumam Safiye gibi güzel yemek pişiren hiçbir kişi görmedim.
Bir gün Allah’ın Resûlü’ne bir kap yemek gönderdi. Ne var ki ben kıskançlığımı yenip, nefsime hâkim olamadım da kabı yere çalıp kırdım.
(Allah’ın Resûlü’nün yüz hatlarından öfkelendiğini sezince de, pişmanlığımı dile getirerek) sordum:
‐ Yâ Resûlallah! Yaptığım bu hatanın keffâreti; günahını örtücü cezası nedir?
Şöyle buyurdu:
‐ Kırdığın kabın benzeri bir kap alıp döktüğün yemeğin benzeri bir yemek pişirerek vermendir.[5]
Yalnız Hz. Âişe değil, diğer hanımları da Allah’ın Resûlü’ne karşı kıskançlık izhar ediyorlardı. Kırgınlıklarını dargın tavırlarıyla dile de getiriyorlardı.
Hz. Ömer, karısının kendisine karşı diretmesine öfkelenince karısı ona şu karşılığı vermişti:
‐ Ey Hattabın oğlu, sana hayret ediyorum. Sen kendine karşılık verilmesini istemiyorsun. Halbuki senin kızın, Allah’ın Resûlü’ne karşı mırıldanıyor…[6]
Allah’ın Resûlü gibi güzel, kudretli, üstün ahlâk sâhibi ve eşleri arasında adâletli bir yüce şahsiyetin hanımları arasında kıskançlığın görülmesi, onun fıtrîliğini gösterir.
Bu sebeble her mü’min erkek, kadın kıskançlığını bir ölçüde tabîi görmelidir.
Tarifini yaptığımız ve bu tarife uygun olarak açıklamaya çalıştığımız cinsel kıskançlık îmandandır. Hiç kıskançlık duyulmaması münâfıklıktandır. Duyulduğu halde Allah’ın rızasına uygun düşmeyen, yani İslâm’daki meşrû sınırlarını aşan cinsel kıskançlık da Şeytan’dandır.
İslâm’a göre helâl olmayan kıskançlığın Şeytânî telkinler sonucu oluşup geliştiğini aşağıda sunacağımız hadîsden öğreniyoruz.
Ya Âişe Sana Şeytanın mı Geldi?
Allah’ın Resûlü’nün eşi Âişe, O’nun bir gece yanından ayrıldığını anlattı ve sözlerine şöyle devam etti:
‐ Doğrusu diğer eşlerinden birinin yanına gider duygusu ile Onu kıskandım.
Sonra dönüp yanıma geldi. Benim kıskançlık tavrı takındığımı gördü ve bana sordu.
‐ Hayrola ya Âişe! Yoksa kıskançlığa mı kapıldın?
‐ Ya Resûlallah! Benim gibi bir kadının senin gibi peygamber olan eşi için kıskançlığa kapılması tabîi değil midir?
‐ Yoksa sana şeytanın mı geldi? Ya Âişe!
‐ Ya Resûlallah! Bana refakat eden bir şeytan mı var?
‐ Evet var.
‐ Her insana da refakat eden bir şeytan mı var?
‐ Evet, var.
‐ Yoksa sizinle beraber de bir şeytan mı var Ya Resûlallah?
‐ Evet var. Fakat (ondan) kurtuluncaya kadar Rabbim bana yardım etti.[7]
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
[1] Müsned 6/337.
[2] Ahzab 58.
[3] Müsned 6/154
[4] M. Zevâid 4/320. Böylesi bir kadına bir ömür boyu sabır göstermek gerçekten büyük bir cihaddır.
[5] Müsned 6/148
[6] Hak Dîni Kur’ân Dili 7/5087. Ayrıca bak. El‐Lü’lüü vel Mercan Hn. 945.
[7] M. S. Müslim Hn. 1805.
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…