
Yeryüzünde yaşayan her canlının Allah’ın kurduğu büyük nizam içinde bir yeri ve bir görevi vardır. İnsan çoğu zaman hayvanlara yalnızca kendisine sağladıkları fayda açısından bakar. Oysa Kur’an-ı Kerim, bizi onların yaratılışı üzerinde düşünmeye, Allah’ın kudretini, ilmini ve hikmetini görmeye davet eder.
İşte deve de bu hayvanlardan biridir.
Kur’an-ı Kerim, dikkatlerimizi özellikle deveye çevirerek şöyle buyurur:
“Onlar deveye bakmazlar mı; nasıl yaratılmıştır?” (Ğâşiye Suresi, 17)
Bu ayet, sadece çölde yaşayan insanların bildiği bir hayvana işaret etmek için değildir. Asıl maksat, insanı yaratılış mucizesi üzerinde düşünmeye çağırmaktır. Çünkü Allah’ın yarattığı her canlı, O’nun sonsuz kudretini gösteren bir ayettir.
Bilim insanları, devenin çöl şartlarına olağanüstü uyum sağlayan birçok özelliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Geniş ve yastık biçimindeki ayakları, kumun içine batmasını engeller.
İki sıra uzun kirpikleri, gözlerini kum fırtınalarından korur.
Gerektiğinde kapanabilen burun delikleri, ince kum tanelerinin solunum yollarına girmesini önler.
Kalın ve sert dudakları sayesinde dikenli çöl bitkilerini rahatlıkla yiyebilir.
Vücut sıcaklığı gün içinde belirli ölçüde değişebildiği için diğer canlılar gibi sürekli terlemez; böylece su kaybını en aza indirir.
Hörgücünde su değil, yağ depolar. Bu yağ, gerektiğinde enerjiye dönüşerek uzun yolculuklarda hayatta kalmasına yardımcı olur.
Üstelik deve, kısa sürede çok miktarda su içebilir. Uzun süre susuz kaldıktan sonra bir defada onlarca litre su tüketerek vücudunun su dengesini yeniden sağlayabilir.
Bütün bunlar tesadüfen ortaya çıkmış özellikler değildir.
Her biri, sonsuz ilim sahibi olan Allah’ın kusursuz yaratışının ayrı bir delilidir.
İnsan bugün en gelişmiş arazi araçlarını üretebiliyor.
Fakat çölde haftalarca yaşayabilecek, kum fırtınalarından etkilenmeyecek, diken yiyerek hayatını sürdürecek canlı bir beden meydana getiremiyor.
Çünkü insan üretir.
Allah ise yaratır.
İnsan mevcut malzemeyi şekillendirir.
Allah ise yoktan var eder.
Bir devenin tek bir gözünü, tek bir alyuvarını, tek bir hücresini dahi yaratmaya insanın gücü yetmez.
Bu nedenle deveye bakmak, sadece bir hayvana bakmak değildir.
Allah’ın sanatını seyretmektir.
Dikkat edilirse Kur’an’da, “Deveden faydalanmazlar mı?” denilmiyor.
“Nasıl yaratılmıştır?” buyruluyor.
Çünkü iman eden insan, nimeti kullanırken nimetin sahibini de hatırlamalıdır.
Bir devenin ayak yapısı…
Kirpiklerinin uzunluğu…
Hörgücünün işlevi…
Kanındaki ve böbreklerindeki susuzluğa karşı geliştirilmiş sistem…
Hepsi, Allah’ın her şeyi bir ölçüyle yarattığını gösteren sessiz şahitlerdir.
Kur’an’ın istediği de tam olarak budur:
Bakmak değil…
Görmek.
Görmek değil…
Tefekkür etmek.
Dağlar…
Nehirler…
Yağmur…
Ağaçlar…
Kuşlar…
Ve develer…
Hiçbiri başıboş değildir.
Hiçbiri hikmetsiz yaratılmamıştır.
Her biri Allah’ın ilmini, kudretini ve rahmetini gösteren canlı delillerdir.
Ne yazık ki modern insan çoğu zaman hayranlık duyuyor; fakat ibret almıyor.
Bilgisi artıyor; fakat hikmeti azalıyor.
Oysa mümin için bilim ile tefekkür birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan iki hakikattir.
Bilim, devenin nasıl yaşadığını açıklar.
Kur’an ise bize, bütün bunların niçin düşünülmesi gerektiğini öğretir.
Develer asırlar boyunca insanlığın en sadık yol arkadaşlarından biri olmuştur.
İnsanları çöllerden geçirmiş, yük taşımış, sütüyle ve etiyle nice toplumların hayatını devam ettirmesine vesile olmuştur.
Allah, onları insanın hizmetine vermiş; buna karşılık insana da merhameti ve emaneti emretmiştir.
Hayvanlara eziyet etmek, tabiatı tahrip etmek ve Allah’ın kurduğu dengeyi bozmak yalnızca çevreye zarar vermek değildir.
Aynı zamanda ilahi emanete hıyanettir.
Belki de bir çölde ağır ağır yürüyen deveye baktığımızda yalnızca büyük bir hayvan görmemeliyiz.
Onun kumda batmayan ayaklarını…
Fırtınaya karşı kapanan burun deliklerini…
Dikenleri koparan dudaklarını…
Susuzluğa sabreden bedenini…
Ve bütün bunları kusursuz bir ölçüyle yaratan Rabbimizin sonsuz kudretini görmeliyiz.
Çünkü bazen Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren en güçlü deliller, gözümüzün önünde duran fakat üzerinde yeterince düşünmediğimiz yaratılış mucizeleridir.
Bir deve sadece çölün gemisi değildir.
O, Allah’ın ilminin, kudretinin ve hikmetinin yeryüzündeki canlı ayetlerinden biridir.
Yeter ki Kur’an’ın çağrısına kulak verelim:
“Onlar deveye bakmazlar mı; nasıl yaratılmıştır?”
Belki de bu soru, yalnızca deveyi değil; bütün kâinatı yeniden okumamız için sorulmuştur.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Nepaldeki selin ardından 10 gündür mahsur kalan 2 kişi kurtarıldı. Kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 kulübün başkanlarını ve yöneticilerini kabul etti hakkında son gelişmeler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4…
İLGİNÇ ŞEYLER OLUYOR! Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, bu nimetlerini kimi zaman artırarak…
Rekabet Kurulu İkinci Başkanlığına Ahmet Algan getirildi. Algan, yeni görevinde kurulu daha etkin ve verimli…
MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı şampiyonluk yarışı hakkında son gelişmeler. MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı, şampiyonluk yarışını…
Milli motosikletçi Can Öncü, Fransa'daki ilk yarışını kazanarak büyük bir başarı elde etti. Bu zafer,…