Terör örgütü YPG/SDG elebaşlarından Ferhat Şami: Eğer İsrail arkamızda durursa, Türkiye dahil hiç kimse bize saldıramaz.
YPG/SDG’nin İsrail ve ABD Desteğine Güvenerek Suriye Anlaşmalarını İhlal Ediyor
Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG ve çatı oluşumu SDG’nin elebaşlarından Mazloum Kobani (asıl adı Ferhat Abdi Şahin, bazı kaynaklarda “Ferhat Şami” olarak anılıyor), son dönemde İsrail desteğine açık kapı bırakan açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Bu açıklamalar, örgütün ABD ve İsrail’e dayanarak Suriye’nin yeni yönetimiyle yapılan anlaşmalara uymadığını, terör faaliyetlerini sürdürdüğünü ve bölgesel istikrarsızlığı körüklediğini gösteriyor.

Mazloum Kobani’nin İsrail’e Yönelik Açıklamaları
- SDG Komutanı Mazloum Kobani, 2025 başlarında BBC ve diğer röportajlarında İsrail’in desteğiyle Kürt kazanımlarının korunabileceğini belirterek, “İsrail’in ABD, Batı ve bölgedeki etkisi büyük. Eğer İsrail saldırıları önleyip halkımızı korursa, bunu memnuniyetle karşılarız” şeklinde ifadeler kullandı. Benzer şekilde, “Dünyada haklarımızı destekleyip kazanımlarımızı koruyabilecek herkese açığız” dedi.
- Daha yakın dönemde, YPG’nin basın sözcüsü olarak bilinen bir isim (bazı sosyal medya paylaşımlarında “Ferhat Şami” olarak geçen), “Eğer İsrail bizi desteklemiş olsaydı, Türkiye dahil kimse bize saldırmaya cesaret edemezdi” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu, örgütün İsrail’i doğrudan “koruyucu” olarak gördüğünü ve Türkiye’ye karşı kalkan olarak kullanma niyetini ortaya koyuyor.
- Kobani, İsrail’le resmi ilişki iddialarını reddetse de (“İsrail’le ilişkimiz yok” diyor), potansiyel desteği açıkça memnuniyetle karşılaması, örgütün dış güçlere bağımlılığını vurguluyor. İsrail medyası (Jerusalem Post gibi) bu açıklamaları olumlu karşılayarak, Kürt gruplara destek sinyalleri verdi.
Bu ifadeler, YPG/SDG’nin ABD ve İsrail’e güvenerek bağımsız hareket ettiğini, Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini gösteriyor.
Suriye ile Yapılan Anlaşmalara Uymama ve Terör Faaliyetleri
- Mart 2025’te SDG ile Şam yönetimi arasında imzalanan anlaşma, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu, silah bırakmasını ve ülkenin birlik içinde yönetilmesini öngörüyordu. Ancak örgüt, bu anlaşmaya tam uymadı:
- Askeri entegrasyonda “kendi şartlarını” dayatıyor, özerk yapı taleplerini sürdürüyor.
- Kürt hakları ve bölgesel yönetim konusunda ısrarcı olup, merkezi otoriteyi zayıflatacak taleplerde bulunuyor.
- Örgüt, anlaşma sonrası bile adam kaçırma, zorla askere alma, bölgeyi demografik olarak değiştirme gibi faaliyetlere devam ediyor. Türkiye, bu eylemleri PKK terörünün uzantısı olarak görüyor ve YPG’yi PKK ile aynı örgüt olarak tanımlıyor (ABD ve AB de PKK’yı terör listesinde tutuyor).
- Son dönemde Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu ile çatışmalar yaşanırken, YPG’nin İsrail ve ABD’ye yaslanarak direnç gösterdiği, hatta bazı iddialara göre İsrail’in arka planda destek vaadinde bulunduğu belirtiliyor. Bu, Suriye’nin istikrarını bozmak için dış güçlere (ABD-İsrail) güvenmek anlamına geliyor.
Sonuç: Dış Güçlere Bağımlılık ve Bölge Tehdidi
YPG/SDG, ABD’nin sahadaki desteği ve İsrail’in potansiyel ilgisiyle hareket ederek, Suriye anlaşmalarını ihlal ediyor, terör eylemlerini (adam kaçırma dahil) sürdürüyor. Mazloum Kobani’nin “İsrail arkamızda olsa kimse saldıramaz” yaklaşımı, örgütün Türkiye’ye karşı dış mihraklara (İsrail-ABD) bel bağladığını açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, Suriye’nin birliğini ve bölgesel barışı tehdit ederken, Türkiye’nin terörle mücadelesini haklı kılıyor.
Türkiye, YPG/PKK tehdidini ortadan kaldırmak için kararlı adımlar atıyor; Dış güçlerin bu terör örgütüne verdiği destek Suriye ve Türkiye’de kalıcı istikrarsızlığa yol açması için ABD,İsrail ve Avrupa ülkeleri yoğun bir çaba içerisinde olduğu istihbarat raporlarına yansımış durumda..
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube