islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Epstein Belgeleri Irak’ın Kırılgan Yapısını ve ABD’nin Tercihlerini Ortaya Koyuyor

Epstein Belgeleri Irak’ın Kırılgan Yapısını ve ABD’nin Tercihlerini Ortaya Koyuyor

Epstein Belgeleri Irak Gerçeğini Açığa Çıkarıyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyunda “Epstein belgeleri” olarak anılan arşiv, Irak’ın 2014 yılında yaşadığı büyük çöküşe dair çarpıcı ayrıntılar içeriyor. El Araby Al Jadeed’de Osman el-Muhtar imzasıyla yayımlanan analiz, Washington’daki siyasi ve güvenlik çevrelerinin Musul’un düşüşünü öngördüğünü ortaya koyuyor.

Musul’un Düşüşü Sürpriz Sayılmamış

Haziran 2014’te Musul’un IŞİD’in eline geçmesi dünya kamuoyunda şok etkisi yapmıştı. Fakat Epstein belgeleri, ABD’li elitlerin 2011–2014 arasında Irak’taki güvenlik çöküşünü yakından izlediğini gösteriyor.

Aspen Strategy Group toplantılarında hazırlanan iç yazışmalar, e-postalar ve analizler, Irak’ın mezhep temelli kırılmaya sürüklendiğini açık biçimde kayda geçirmiş. Belgelerde Nuri el-Maliki yüzü aşkın dosyada anılıyor. Tanımlar sert: “mezhepçi yönetici”, “yapısal sorun”, “devleti zayıflatan aktör”.

Bu değerlendirmeler kamuya dönük açıklamalar değildi. Diplomatik ve entelektüel çevreler arasında dolaşan iç yazışmalardı. Buna rağmen Washington yönetimi bu teşhisleri siyasi baskıya dönüştürmemiş.

Maliki Politikalarının Sonuçları

Eski ABD Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker, 2013 tarihli iç belgelerde Irak’ın yeniden uçurumun eşiğinde olduğunu yazıyor. Havice’deki kanlı müdahale sonrası Sünni aşiretlerin silahlı direnişe yönelmesini doğrudan Maliki’nin politikalarına bağlıyor.

Belgelerde Maliki için “iç patlama faktörü” ifadesi kullanılıyor. Sahva güçlerinin tasfiye edilmesi, yerel seçimlerin ertelenmesi, Sünni siyasilere yönelik kovuşturmalar ve İran destekli milislerin güçlenmesi Irak’taki toplumsal dokuyu zedeleyen başlıca adımlar olarak kaydedilmiş.

Terje Rod-Larsen’in ofisinden çıkan 2013 sonbaharına ait notlar da El Kaide’nin Irak’ta yeniden toparlandığını ve sınır ötesi bir yapıya dönüşebileceğini bildiriyor. Bu tanım daha sonra IŞİD adıyla ortaya çıkan örgütün yapısıyla örtüşüyor.

Washington Uyarıları Görmüş Fakat Öncelik Değişmiş

Belgelerde Obama yönetimine yönelik eleştiriler dikkat çekiyor. Irak’ın Washington’un öncelik listesinden geriye düştüğü, odağın İran’ın nükleer programı ve Suriye savaşına kaydığı ifade ediliyor.

2014 tarihli bir belgede mezhepçi söylemin artık güvenlik sorunu sayılmadığı, doğrudan yönetim tarzına dönüştüğü vurgulanıyor. Haziran 2014’te kaleme alınan bir değerlendirme, Musul’daki gelişmeyi sadece IŞİD saldırısı olarak tanımlamıyor, geniş çaplı bir Sünni isyanının örgüt tarafından istismar edildiğini de kaydediyor.

Bu tablo, merkezi hükümetin meşruiyet krizine sürüklendiğini ortaya koyuyor.

İran Faktörü ve 2011 Çekilmesi

Belgeler ABD’nin 2011’de Irak’tan çekilmesini riskleri bilinen siyasi tercih olarak ele alıyor. Washington içinde sert tartışmalar yaşanmış. Bir kesim boşluğun İran tarafından doldurulacağını savunmuş.

Yazışmalarda Tahran’ın Maliki’ye siyasi ve güvenlik desteği verdiği, Şii milislerin rolünü güçlendirdiği belirtiliyor. Bu stratejinin mezhepsel fay hatlarını derinleştirdiği kaydedilmiş.

ABD Sorumluluğu Tartışması

Metinlerde 2003 işgali öncesi yapılan açıklamalar da hatırlatılıyor. Kitle imha silahları iddiaları “yanıltma” örneği olarak gösteriliyor. Arianna Huffington, bunun kolektif hata sayılmayacağını, belirli aktörlerin bilinçli tercihlerinin sonucu olduğunu ifade ediyor.

Belgeler Irak’taki kırılgan yapıyı doğru teşhis eden çok sayıda analiz içeriyor. Buna rağmen ABD’li karar vericilerin işgalin ahlaki ve tarihsel sorumluluğunu açık biçimde üstlendiğine dair bir belge yer almıyor.

Teşhis Vardı, İrade Yoktu

Epstein belgeleri Irak hakkında radikal sırlar açıklamıyor. Yıllardır dile getirilen gerçekleri teyit ediyor. Musul’un düşüşü bir bilmece değildi. Mezhepçi siyaset, kurumsal çürüme ve dış müdahale zincirleme bir kırılma üretmişti.

Asıl soru şu: Teşhis yapılmışken neden müdahale edilmedi?

Irak’ın acısı üzerinden şekillenen jeopolitik hesaplar, büyük güçlerin öncelik sıralamasında insan hayatının hangi yere konulduğunu gösteriyor. Belgeler bir gerçeği ortaya koyuyor: Irak’ta yaşanan felaket önceden görülmüş, raporlanmış, konuşulmuş. Fakat siyasi tercih başka yönde yapılmış.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.