
İstanbul sadece taş ve topraktan, camilerden, saraylardan ve köprülerden ibaret değildir.
İstanbul aynı zamanda bir medeniyet hafızasıdır.
Bu şehirde hangi sokağın, hangi meydanın, hangi tepenin hangi isimle anıldığı bile bize kim olduğumuzu anlatır.
İşte bu yüzden Eyüp’teki bir tepenin yıllardır “Pierre Loti Tepesi” olarak anılması üzerinde yeniden düşünmek gerekiyor.
Çünkü burası sıradan bir İstanbul manzarası değildir.
Burası, Hz. Peygamber’in hicretinden sonra kendisini evinde misafir eden büyük sahâbî Ebû Eyyûb el-Ensârî‘nin, yani Hâlid b. Zeyd b. Küleyb el-Ensârî’nin makamının bulunduğu Eyüp Sultan’ın hemen yanı başıdır.
Bir tarafta Mihmandâr-ı Nebî Eyüp Sultan…
Diğer tarafta onun bulunduğu semte hâkim tepede Pierre Loti ismi…
İnsan ister istemez soruyor:
Neden?
Pierre Loti, gerçek adıyla Louis Marie Julien Viaud, Fransız deniz subayı ve yazardı.
İstanbul’a gelen, Eyüp’te vakit geçiren ve Haliç manzarasından etkilenen Loti, İstanbul’u eserlerine de taşıdı.
Ancak bugün tartışmamız gereken, onun İstanbul’u sevip sevmediğinden çok daha önemli bir mesele var:
Bir yabancı yazarın ismi neden Eyüp Sultan gibi İslam tarihi açısından son derece önemli bir bölgenin sembolü hâline getirilmiştir?
Üstelik Pierre Loti‘nin özel hayatı ve cinsel kimliği de akademik biyografi çalışmalarında tartışılan konular arasındadır. Bu husus, onun tarihî şahsiyet olarak değerlendirilmesinde göz ardı edilmesi gereken bir ayrıntı değildir.
Fakat meselenin özü yine de burada değildir.
Asıl mesele medeniyet hafızasıdır.
Burada dikkat çekici bir başka ayrıntı daha var.
2012 yılında dönemin Bitlis Milletvekili Vahit Kiler, Pierre Loti Tepesi’nin adının yeniden İdris-i Bitlisi Tepesi olarak değiştirilmesini istedi ve tepenin geçmişte bu isimle anıldığını ifade etti.
Yani bugün üzerinde Pierre Loti ismini taşıyan tepenin, İstanbul’un ve Osmanlı tarihinin kendi hafızasına ait bir isimle anıldığı dönemler de vardı.
Peki neden bugün hâlâ Pierre Loti?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Eyüp Sultan, Müslümanların İstanbul’daki en önemli manevî merkezlerinden biridir.
Burada, Hz. Peygamber’in mihmandarı Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin makamı bulunmaktadır.
Dolayısıyla burası sadece bir semt değildir.
İslam tarihinin İstanbul’daki canlı hafızasıdır.
Böyle bir yerde şehir hafızasına kazınacak isimlerin belirlenmesi yapılırken, önceliğin bu toprakların kendi tarihî ve manevî şahsiyetlerine verilmesi neden yanlış olsun?
Neden İdris-i Bitlisi olmasın?
Neden Eyüp Sultan Tepesi olmasın?
Neden bu bölgenin İslamî kimliğini ve tarihî karakterini yansıtan başka bir isim olmasın?
Bu soruları sormak kimseye düşmanlık etmek değildir.
Bu, kendi tarihimize sahip çıkmaktır.
Biz Batı’nın edebiyatını okuyabiliriz.
Bilimini öğrenebiliriz.
Sanatını inceleyebiliriz.
Teknolojisinden faydalanabiliriz.
Fakat başka bir medeniyeti tanımak, kendi medeniyetimizi unutmayı gerektirmez.
Batı kendi kültürünü, tarihini ve şehir hafızasını koruyorsa bizim de kendi değerlerimizi korumaya hakkımız var.
Bizim de kendi âlimlerimizi, tarihçilerimizi, devlet adamlarımızı, sanatçılarımızı ve manevî şahsiyetlerimizi şehirlerimizde yaşatmaya hakkımız var.
Çünkü mesele Pierre Loti’nin şahsına düşmanlık etmek değildir.
Mesele, Eyüp Sultan’ın gölgesinde neden hâlâ bir yabancının ismini taşıyan tepe bulunduğunu sorgulamaktır.
Pierre Loti İstanbul’a gelmiş olabilir.
Eyüp’te bulunmuş olabilir.
Haliç’e hayran kalmış olabilir.
Bunların hepsi tarihimizin bir parçasıdır.
Fakat bir insanın İstanbul’a hayranlık duyması, onun adının Eyüp Sultan’ın yanı başındaki bir tepeye verilmesini zorunlu kılmaz.
İstanbul’un kendi isimleri var.
Kendi kahramanları var.
Kendi âlimleri var.
Kendi medeniyet mirası var.
Ve belki artık yapılması gereken, geçmişle kavga etmek değil;
İstanbul’un kendi hafızasını yeniden hatırlamaktır.
Batı kendi kültürünü yaşatırken, bizim de İslam medeniyetimizi, örfümüzü, tarihimizi ve şehirlerimizin ruhunu yaşatmaya hakkımız var.
Çünkü kendi hafızasını kaybeden bir millet, başkasının hafızasında yaşamaya mahkûm olur.
Eyüp Sultan’ın yanı başındaki tepenin adı da belki artık bu gözle yeniden düşünülmelidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Odatv Yazdı, Mirat Haber Cevaplıyor: Ölçümüz Kişiler Değil, Hakikattir Fatma Betül Sayan Kaya tartışması: Mirat…
IKBY Başbakanı Barzani'den ABD'ye Sert Tepki: "Yalnız Bırakılmamız Utanç Verici" ABD, KÜRTLERİ SATTI Irak Kürt…
Odatv de Put Devirirken MUSTAFA KEMAL VE KAMALİZM YAŞATILABİLİR Mİ? Kamalizm konusunda eser vermiş araştırmacı…
GAZZE’DE FARE DEHŞETİ: İSRAİL’İN YIKIM VE ABLUKA POLİTİKASININ AĞIR BEDELİ Tarih boyunca savaşların ve işgallerin…
MOSSAD, ÇAĞRI CİHAZLARINA NASIL SALDIRI DÜZENLEDİ? Tedarik zincirine ölümcül tuzak: Mossad’ın çağrı cihazı ağı Al…
"İRTİCA 1906" KOD ADLI BİR İSTİKLAL ŞAİRİ: ÂKİF’İN SON ALTI AYI VE REJİMİN VEFA SINAVI…