
Gazeteci Fatih Altaylı’nın farklı tarihlerde yaptığı açıklamalar tepki çekiyor. Altaylı’nın Hamas, Gazze ve İsrail hakkındaki sözleri, Siyonist propagandanın Türkiye’deki söylemleriyle örtüşmekle eleştiriliyor.
Gazeteci Fatih Altaylı’nın İsrail ve Filistin meselesindeki açıklamaları yeniden gündemde. Altaylı’nın farklı zamanlarda kullandığı ifadeler yan yana getirildiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.
Bu tabloyu beş maddede özetlemek mümkün:
Buradaki eleştiri Yahudilere veya Yahudilik inancına yöneltilemez. Hedef alınması gereken, Siyonist işgal politikalarıdır. Ayrıca bu politikaları medya yoluyla meşrulaştıran söylemlerdir.
Fatih Altaylı, Kasım 2023’teki bir yayınında Hamas hakkında çok kesin ifadeler kullandı. “Hamas bir terör örgütüdür, bunun lamı cimi yok” dedi. Hamas’ı Filistin’in PKK’sı olarak nitelendiren bir yaklaşım ortaya koydu.
Bu açıklama kamuoyunda büyük tepki topladı. Çünkü Hamas, işgal altındaki Filistin topraklarında ortaya çıkan bir direniş hareketidir. PKK ise Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir terör örgütüdür.
İşgal altındaki bir halkın direnişiyle Türkiye’ye saldıran bir örgütü eşitlemek, tarihî ve siyasi gerçekleri yok saymaktır. Nitekim tarihçi Murat Bardakçı da Altaylı’nın yaklaşımına itiraz etti. Hamas’ın işgal bölgesindeki yerleşimcilere karşı mücadele ettiğini hatırlattı. Tartışma dönemin basınına da yansıdı
Gazze meselesinin PKK veya IŞİD üzerinden tartışılması, asıl gerçeği perdelemektedir. Gazze’de temel mesele işgaldir. Abluka, sürgün, açlık ve katliamdır.
İsrail’in saldırılarının konuşulması gereken yerde Hamas’ın tartışmaya açılması tesadüf değildir. Böylece işgalci ile işgale direnen taraf arasındaki fark ortadan kaldırılmaktadır.
Altaylı’nın 2010 yılında yayımlanan “Hamas için PKK ile mi savaşıyoruz yani!” başlıklı yazısı da aynı bakışın eskiye dayandığını gösteriyor. Yazının başlığı bile Gazze direnişiyle Türkiye’nin terörle mücadelesini aynı tartışmaya taşımaktadır
Altaylı’nın açıklamalarında dikkat çeken başka bir yön daha bulunuyor. İsrail’in gücü sürekli büyütülürken Türkiye’nin imkânları küçümseniyor.
Türkiye ile İsrail arasında muhtemel bir çatışmayı değerlendiren Altaylı, Türkiye’nin kaç gün savaşabileceğini sorguladı. Başka bir değerlendirmesinde ise İsrail ile ilişkilerin göründüğü kadar kötü olmadığını savundu.
Elbette savaş ihtimali ciddi biçimde değerlendirilmelidir. Ancak İsrail’i dokunulmaz bir güç gibi göstermek de sağlıklı bir analiz değildir. Türkiye köklü bir devlet geleneğine ve güçlü bir orduya sahiptir. Savunma sanayisinde önemli imkânlar kazanmıştır.
İsrail’in en büyük avantajı kendi gücü değil, ABD’nin sınırsız desteğidir. Bu gerçek gizlenerek yapılan değerlendirmeler, Türkiye toplumuna çaresizlik aşılamaktadır.
Fatih Altaylı’nın başörtülü kadınlara yönelik geçmişte kullandığı ağır ifadeler de hafızalardadır. Konu, 2012 yılında TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’ndaki görüşmeler sırasında yeniden gündeme gelmişti.
Altaylı, sözlerinin belirli bir pankarta duyduğu öfkeden kaynaklandığını savundu. Ancak bir kişinin davranışı üzerinden başörtülü kadınları hedef alan ağır ifadeler kullanılması kabul edilemez.
28 Şubat döneminde başörtülü öğrenciler eğitim haklarından mahrum bırakıldı. Üniversite kapılarından çevrildi. İkna odalarına alındı. Medyanın kullandığı aşağılayıcı dil de bu zulmün parçası oldu.
Altaylı’nın geçmişte büyük sermaye gruplarının medya kuruluşlarında üstlendiği görevler biliniyor. Bu nedenle kamuoyunda kendisine yöneltilen temel eleştiri açıktır: Gazetecilik faaliyetinde halkın mı, yoksa güçlü çevrelerin mi menfaatleri gözetiliyor?
Başörtüsü gündeme geldiğinde inanç özgürlüğünü örseleyen bir dil…
Gazze gündeme geldiğinde direnişi terörle eşitleyen bir yaklaşım…
İsrail gündeme geldiğinde işgal devletini büyüten bir anlatım…
Türkiye’nin gücü konuşulduğunda ise küçümseyici sorular…
Bütün bunlar bir araya geldiğinde meselenin sıradan bir görüş ayrılığından ibaret olmadığı görülüyor. İsrail propagandasının temel yöntemi de budur: İşgalin üzerini örtmek, direnişi suçlamak ve Müslüman toplumlara çaresizlik aşılamak.
Gazetecinin görevi güçlülerin menfaatlerini korumak değildir. Gazetecilik, hakikatin yanında durmayı gerektirir. Gazze’de hakikat ise bütün açıklığıyla ortadadır: Bir halkın vatanı işgal edilmiş, insanları sürülmüş ve çocukları katledilmiştir.
Bu hakikati sulandıran her söylem, bilerek veya bilmeyerek işgalcinin propagandasına hizmet eder, Fatih Altaylı da tam da bunu yapıyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 kulübün başkanlarını ve yöneticilerini kabul etti hakkında son gelişmeler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4…
İLGİNÇ ŞEYLER OLUYOR! Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, bu nimetlerini kimi zaman artırarak…
Rekabet Kurulu İkinci Başkanlığına Ahmet Algan getirildi. Algan, yeni görevinde kurulu daha etkin ve verimli…
MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı şampiyonluk yarışı hakkında son gelişmeler. MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı, şampiyonluk yarışını…
Milli motosikletçi Can Öncü, Fransa'daki ilk yarışını kazanarak büyük bir başarı elde etti. Bu zafer,…
Başkentin 8 aydaki ihracatı, geçen yıla göre yüzde 20,7 artışla 12,2 milyar dolara ulaştı. Bu…