Genel

FRANSA’DA OLANLAR NEYİN NESİ?

FRANSA’DA OLANLAR NEYİN NESİ?

Bir zamanlar Avrupa’nın en müreffeh ülkelerinden biri olarak gösterilen Fransa’da halk günlerdir sokaklarda. Son protestoların başlangıcında okullardaki öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız binalar ve ağır eğitim koşulları öne çıktı. Ancak kısa sürede bu sorunlar eğitim alanının dışına taşarak hükümetin ekonomi ve bütçe politikalarına yönelik daha geniş bir toplumsal tepkiye dönüştü. Olaylar git gide tırmanıyor ve göstericiler işyerlerini yağmalıyor.

Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu halkın sokağa çıkmasının arkasında, yıllar içinde biriken ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve siyasi yönetime duyulan güvensizlik bulunuyor. Fransa’da ekonomik sorunların vatandaşın günlük yaşamına yansıması, özellikle dar ve orta gelirli kesimlerin tepkisini artırıyor. Gıda, enerji, konut ve ulaşım giderleri karşısında gelirlerinin yetersiz kaldığını düşünen insanlar, çalıştıkları hâlde geçinmekte zorlandıklarını dile getiriyor. Emeklilik sisteminde yapılan değişiklikler, kamu harcamalarının kısılması tartışmaları ve sosyal hizmetlerin geleceğine ilişkin kaygılar da bu hoşnutsuzluğu derinleştiriyor. Macron yönetiminin 2023 yılında emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran reformu, Fransa’da uzun süre devam eden kitlesel protestolara yol açmıştı. Daha sonraki bütçe tartışmaları da hükümetin vatandaşın yükünü hafifletmek yerine yeni fedakârlıklar talep ettiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Fransa’nın bugün karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, devletin mali yükü ile toplumun sosyal beklentileri arasındaki çelişkidir. Fransa, vatandaşlarına sağlık hizmetleri, emeklilik, aile yardımları, işsizlik desteği ve eğitim gibi alanlarda geniş sosyal güvenceler sunuyor. Bu sistem, Fransız refahının temel unsurlarından biri. Ancak nüfusun yaşlanması, emeklilik ve sağlık harcamalarındaki artış, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve vergi gelirlerinin harcamaları karşılamakta yetersiz kalması kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturuyor. Fransa’da devletin giderleri, gelirlerinin çok daha üzerine çıkmış durumda. Devlet, gelirinden fazla harcadığında aradaki farkı borçlanmayla kapatıyor. Borç büyüdükçe faiz ödemeleri de bütçeden daha fazla pay alıyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre Fransa’nın kamu borcu 2024’te millî gelirin yüzde 112,6’sı düzeyindeydi; 2026 için yaklaşık yüzde 118,1’e ulaşması bekleniyordu.

Fransa, savaş sonrasındaki dönemde güçlü sanayisi, kamu yatırımları, sosyal güvenlik sistemi ve nitelikli iş gücüyle Avrupa’nın refah devletlerinden biri hâline gelmişti. Ancak sonraki yıllarda üretimin bir bölümünün daha düşük maliyetli ülkelere kayması, bazı sanayi bölgelerinde istihdamın gerilemesi ve Fransa’nın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün zayıflaması ekonomik yapıyı etkiledi. Kamu borcunun yükselmesi, bütçe açığının azaltılması yönündeki baskıyı artırdı, devletin eğitim, sağlık ve sosyal destek alanlarındaki harcamalarını kısması zorunlu hale geldi. Hükümet tasarrufa yöneldiğinde bundan etkilenen kesimler tepki gösteriyor; harcamaları sürdürdüğünde ise borç ve bütçe açığı sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Böylece ekonomik sıkışmışlık, yalnızca mali bir mesele olmaktan çıkarak siyasi ve toplumsal bir krize dönüşüyor.

Fransa’da yaşanan olaylara dışarıdan bakan bazı liderler göç ve enerji politikalarına bağlarken, olayların aşırı sağın güçlendireceğini öne sürmekteler. Bir gerçek var ki, Avrupa’da mali krizler derinleştikçe ilk akla gelen yabancılar, göçmenler oluyor. O nedenle, öyle anlaşılıyor ki gelecekte bu ülkelerde yaşayan göçmenler gün geçtikçe daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalacaklar. Sağın güçlenmesiyle birlikte göçmenleri korumak da güçleşecektir. Bu durum belki de en çok İsrail’i sevindirmektedir. Macron’un BM kürsüsünden İsrail’i eleştirmesi ve son dönemde İsrail’in başta Gazze olmak üzere İsrail’in uyguladığı şiddet politikalarını eleştirmesi İsrail’in tepkilerine yol açmıştı. Buradan yola çıkarak bazı yorumcular İsrail ve Rusya’nın olayları kışkırttığını öne sürmekteler. Bu iddiaları doğrulamak mümkün değilse de İsrail ve Rusya’nın Fransa’da yaşananlardan mennun olduğunu düşünmek mümkün. Rusya, Ukrayna savaşında Fransa’nın aldığı tutumu eleştirmekteydi. Öte yandan, ABD ve Avrupa’da yaşanan göçmen karşıtlığının daha çok Yahudilere odaklanması İsrail’in tersine göç politikasına yaramaktadır. Bölge hakimetini sağlayabilecek nüfusa sahip olmayan İsrail, başka ülkelerdeki Yahudilerin İsrail’e gelmeleri için çok yönlü çaba sarfetmekte, ancak buna rağmen istediği sonucu elde edememekte. O nedenle, Yahudilere karşı gösterilen tepkiler onların İsrail’e göçmeleri için bir neden olabilir.

Fransa’daki olayların tüm Avrupa ülkelerine yayılma ihtimali söz konusu. Bu gibi eylemlerin tetikleyici olduğu düşünülürse yakında benzer ülkelerde de eylemlerin ortaya çıkması söz konusu. Avrupa ekonomisinin git gide bozulur olması dikkate alınırsa, olayların diğer Avrupa ülkelerine sıçraması muhtemel.

Fransa’da yaşanan olaylardan bizler de dersler çıkarmalıyız. Fransa örneği gösteriyor ki; ekonomik üretim, verimlilik, kamu maliyesi ve toplumsal uzlaşma birlikte yönetilemediğinde, güçlü ekonomilerde bile vatandaşların gelecek beklentisi zayıflayabiliyor. Dış güçler böyle bir ortamdan yararlanabilir; ancak içerideki sorunların nedenlerini anlamak için önce ülkenin kendi ekonomik ve siyasi tercihlerini incelemek gerekir…

ADNAN ONAY / ULUSLARARASI SİYASET UZMANI
Yazarımız ‘Adnan Onay’ın’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Recent Posts

  • Genel

İsrail Basınında MIZRAK Alarmı!

İsrail Basınında MIZRAK Alarmı: "Türkiye Doğrudan Vuruş Menziline Aldı" Tel Aviv merkezli analiz platformu Nziv,…

16 dakika ago
  • Avrupa

Brüksel’in Türkiye Düşmanlığı

Yunanistan Sürükledi, AB Yine Arkadan Vurdu: Brüksel’in Türkiye Düşmanlığı Bitiş Çizgisini Aştı! Türkiye ile Libya…

43 dakika ago
  • Genel

Bedir Mutabakatı İmzalandı

Dört İslam Ülkesinden Güç Birliği: Bedir Mutabakatı İmzalandı Türkiye, Endonezya, Katar ve Pakistan, savunmada iş…

1 saat ago
  • Gündem

Kapitalizmin Mabetleri: İbadetimiz Alışveriş, Kıblemiz Vitrin mi?

Kapitalizmin Mabetleri: İbadetimiz Alışveriş, Kıblemiz Vitrin mi? İnsanlık tarih boyunca kutsal mekânlar inşa etti. Kimi…

2 saat ago
  • Gündem

Sumud (Gazze): Tiyatro Sahnesinden Dünyaya Vicdan Çağrısı

Sumud (Gazze): Tiyatro Sahnesinden Dünyaya Vicdan Çağrısı Devlet Tiyatroları’nın “Sumud (Gazze)” oyunu, Filistin halkının direnişini…

3 saat ago
  • Genel

RABBİMİZİN RAHMETİ YAĞMURLAR DA GELİR

RABBİMİZİN RAHMETİ YAĞMURLAR DA GELİR YAĞMURU BÜTÜN CANLILAR BEKLER Bütün canlılar sudan yaratılmıştır ve yaşamı…

3 saat ago