
Gazze’de yaşananlar dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ederken, Filistin meselesinin bir diğer kritik cephesi olan Kudüs’te de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Özellikle son günlerde Mescid-i Aksa’ya yönelik İsrailli grupların girişlerinin yoğunlaşması, meselenin yalnızca günlük bir güvenlik tartışması olmadığını yeniden gündeme getiriyor.
29 Eylül’de Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, yaklaşık 966 İsraillinin Mescid-i Aksa’ya girdiğini ve avlularda dini ritüeller gerçekleştirdiğini açıkladı. Önceki günlerde de benzer yoğunlukta girişler yaşanmıştı. Bu hareketlilik, Yahudilerin dini bayramları döneminde daha da arttı.
Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?
Bugün Filistin denildiğinde akıllara öncelikle Gazze geliyor. Bombardımanlar, ateşkes görüşmeleri, insani yardım ve sivil kayıplar uluslararası gündemin büyük bölümünü oluşturuyor..
Ancak Filistin meselesi Gazze’den ibaret değil.
Kudüs, özellikle de Mescid-i Aksa, bu meselenin dini, tarihi ve siyasi açıdan en hassas noktalarından birini oluşturuyor.
Tam da bu nedenle Gazze’de yaşananlar dünyanın dikkatini üzerine çekmişken, Kudüs’te meydana gelen gelişmelerin ikinci plana düşmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.
Çünkü Gazze’de savaşın sıcak görüntülerini izlerken Kudüs’te daha yavaş ilerleyen başka bir süreç yaşanıyor olabilir.
Mescid-i Aksa konusunda yıllardır tartışılan temel meselelerden biri, bölgedeki mevcut statükonun korunup korunmadığı.
İsrail tarafında bazı gruplar ve siyasi aktörler Aksa konusunda daha fazla hak ve ibadet özgürlüğü talep ederken, Filistin ve Ürdün tarafı bu tür uygulamaların mevcut statükoyu değiştirmeye yönelik adımlar olduğu görüşünde.
Son dönemde dikkat çeken nokta ise bazı ziyaretçilerin Aksa avlularında dini ritüeller gerçekleştirmesi.
Burada önemli olan yalnızca kaç kişinin Aksa’ya girdiği değil, Aksa’da ne yaptığı ve zaman içerisinde hangi uygulamaların normalleştirilmeye çalışıldığıdır.
Çünkü kutsal mekânlarda fiili uygulamalar zamanla siyasi gerçekliklere dönüşebilir.
Kudüs Valiliği’nin daha önce açıkladığı verilere göre, 2026 yılının ilk sekiz ayında 40 binden fazla İsrailli Mescid-i Aksa’ya girdi. Aynı dönemde yüzlerce Filistinli hakkında Aksa’dan uzaklaştırma kararı alındığı bildirildi.
Bu rakamlar tek başına herhangi bir nihai sonuca ulaşmak için yeterli olmayabilir. Ancak ortaya çıkan tablo, meselenin münferit birkaç olaydan ibaret olmadığını gösteriyor.
Bir tarafta Aksa’ya girişlerin artması…
Diğer tarafta Filistinlilerin erişimine yönelik kısıtlamalar…
Ve özellikle dini bayram dönemlerinde yaşanan yoğunluk…
Bütün bunlar şu soruyu gündeme getiriyor:
Mescid-i Aksa’da mevcut düzenin sınırları adım adım değiştiriliyor mu?
Bu soruya kesin bir cevap vermek için gelişmelerin uzun vadeli seyri izlenmeli. Ancak sorunun kendisi bile Kudüs’ün neden Gazze kadar yakından takip edilmesi gerektiğini gösteriyor.
Tarihte büyük değişimler her zaman bir gecede gerçekleşmez.
Bazen önce istisnai uygulamalar ortaya çıkar. Ardından bu uygulamalar tekrar eder. Tekrarlar zamanla alışkanlığa dönüşür. Bir süre sonra ise daha önce kabul edilmeyen uygulamalar “normal” olarak görülmeye başlanabilir.
Mescid-i Aksa açısından bugün tartışılması gereken nokta da budur.
Son gelişmeler, mevcut statükonun geleceği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Özellikle İsrailli siyasi aktörlerin Aksa konusunda daha görünür hale gelmesi, konunun yalnızca bireysel ziyaretlerden ibaret olmadığını düşündüren gelişmeler arasında yer alıyor.
Elbette bugünden yarına “statüko değişti” demek doğru olmaz.
Fakat statükonun sınırlarının zorlanıp zorlanmadığını sorgulamak gerekir.
Gazze ile Kudüs birbirinden bağımsız iki mesele değildir.
Gazze, Filistin meselesinin savaş ve insani kriz boyutunu ortaya koyarken Kudüs, meselenin tarihi, dini ve siyasi merkezlerinden birini temsil ediyor.
Bu nedenle Gazze’de ateşkesin konuşulduğu, saldırıların takip edildiği ve diplomatik görüşmelerin sürdüğü bir dönemde Mescid-i Aksa’da yaşanan gelişmelerin de aynı dikkatle izlenmesi gerekiyor.
Çünkü Gazze’de savaş sona erse bile Kudüs meselesi çözülmeden Filistin sorununun bütünüyle sona erdiğini söylemek mümkün olmayacaktır.
Bugün sorulması gereken soru belki de çok basit:
Gazze konuşulurken Kudüs’te ne oluyor?
Ve daha önemlisi:
Mescid-i Aksa’da bugün yaşananlar, yarının Kudüs’ünü şekillendiren yeni bir dönemin işareti mi?
Bu sorunun cevabını zaman gösterecek. Ancak Kudüs’ü konuşmak için daha fazla beklememek gerekiyor.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Fon soruşturmasında Kaya çifti için mal varlığı dondurma talebi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon…
Sudan’dan BAE’ye Ağır Suçlama: "Şer Ülkesi" Sudan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'ndaki temsilcisi, Birleşik Arap…
İstanbul’da 1.803 Yangının Nedeni Söndürülmemiş Sigara İstanbul İtfaiyesi, 2026’nın ilk sekiz ayında 18 bin 321…
NUTUK; GERÇEK Mİ, KURGU MU? Prof. Dr. Bekir Biçer'in Beyan Yayınları'nın "Tarihin Gerçek Yüzü" serisinden…
İran Meclis Başkanı Kalibaf'tan "güvenliğimiz sağlanmazsa hiçbir altyapı güvende olmaz" İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır…
LİDERDEN/ŞEYHTEN/HOCADAN ÖLÇÜYE: İNSANLARI SEMBOLLEŞTİRME KÜLTÜRÜ Türkiye'de insanlara değer vermek, bir hocaya güvenmek, bir şeyhten istifade…