
Bir ağacın gövdesi kesilebilir, dalları kırılabilir, kökleri topraktan sökülebilir. Peki, bir halkın toprağıyla kurduğu bağı söküp atmak mümkün müdür?
Gazze’den gelen haberler, yalnızca bombaların yıktığı evleri değil, toprağın sessiz çığlığını da anlatıyor. Bir zamanlar dalları zeytinle dolan, ailelerin gölgesinde dinlendiği, çocukların hasat sevincini yaşadığı zeytinlikler bugün ya tahrip edilmiş ya da sahiplerinin ulaşamadığı arazilerin ardında kalmış durumda.
Reuters’ın 14 Ekim 2026 tarihli haberine göre Gazze’de savaş öncesinde yaklaşık 2 milyon zeytin ağacı bulunuyordu. Tarım yetkililerinin tahminlerine göre bunlardan yalnızca 150 bini ayakta kaldı. Zeytin ve zeytinyağı üretimindeki ağır düşüş, savaşın bölge halkının geçim kaynaklarına verdiği zararı gözler önüne seriyor.
Rakamlar bunlar… Fakat rakamların anlatamadığı bir şey var: Bir ağacın gölgesinde büyüyen hatıralar.
Reuters’ın haberinde anlatılan Gazzeli çiftçi Haydar Ebu Middain’in hikâyesi, yaşanan yıkımın boyutunu ortaya koyuyor. Ailesiyle birlikte işlediği zeytinlikte bir zamanlar yılda 1.100 ila 1.500 ton zeytin hasat ediliyordu. Bugün arazisinin önemli bir bölümü askerî kısıtlamalar nedeniyle erişilemez durumda; ulaşabildiği alanların büyük kısmı da tahrip edilmiş.
Düşünebiliyor musunuz?
Bir insanın babasından, dedesinden kalan toprağı var. Yıllarca emek vermiş, ağaçlarını büyütmüş, hasat mevsimini beklemiş. O ağaçlar yalnızca zeytin vermemiş; ekmek olmuş, geçim olmuş, aile hatırası olmuş.
Sonra bir gün geriye sökülmüş kökler, kuru dallar ve sessizlik kalmış.
Bir ağacı yok etmek, yalnızca bugünün mahsulünü ortadan kaldırmak değildir. O ağacın yeniden büyümesi, meyve vermesi ve bir ailenin geçimine katkı sağlaması için yıllar gerekir. Dolayısıyla kaybolan yalnızca ürün değil, geleceğe dair umuttur.
Savaş denildiğinde yıkılan binaları, enkaz altındaki insanları ve yerinden edilen aileleri konuşuyoruz. Oysa tarım alanlarının tahrip edilmesi, su kaynaklarının zarar görmesi ve insanların kendi topraklarında üretim yapamaz hâle gelmesi de savaşın ağır sonuçları arasındadır.
Zeytin ağaçları zarar gördüğünde çiftçi gelirini kaybediyor, yağhaneler çalışamaz hâle geliyor, işçiler işsiz kalıyor. Üretimin azalması, zaten zor şartlarda yaşayan ailelerin sofrasını daha da küçültüyor.
Üstelik Filistin’de zeytin, sıradan bir tarım ürünü değildir. Kuşaklar boyunca aktarılan emeğin, toprağa bağlılığın ve aile mirasının sembolüdür. Batı Şeria’da da Filistinli çiftçilerin zeytin ağaçlarının sökülmesi ve arazilerine erişimlerinin engellenmesi haberleri geliyor.
Bu tablo karşısında sorulması gereken soru açıktır: İnsanlar kendi topraklarında üretim yapamaz, geçimlerini sağlayamaz hâle geldiklerinde nasıl bir geleceğe sahip olabilirler?
Uluslararası toplumun sorumluluğu yalnızca ateşkes çağrılarıyla sınırlı kalmamalıdır. Sivillerin korunması, çiftçilerin topraklarına erişebilmesi ve tahrip edilen tarım alanlarının yeniden canlandırılması için somut adımlar atılmalıdır.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“İncire ve zeytine andolsun.” (Tîn, 95/1)
Zeytinin Kur’an’da anılması, bu nimetin kıymeti üzerine düşünmek için bir vesiledir. İslam’ın adalet anlayışı; insanın canını, emeğini, mülkiyet hakkını ve onurunu korumayı gerektirir. Savaşın ortasında dahi masumların hakları unutulmamalıdır.
Bugün Gazze’de kuruyan her zeytin dalı, insanlığın vicdanına bir soru yöneltiyor: Bir ağacın meyvesinden yararlanmak yerine onu yok etmeyi seçen bir dünyada adalet nerede duruyor?
Belki bir gün Gazze’nin çocukları yeniden zeytin ağaçlarının altında oynayacak. Aileler hasat mevsiminde bir araya gelecek, yağhaneler yeniden çalışacak, kuruyan dalların yerini yeni filizler alacak.
Fakat bunun için yalnızca ağaç dikmek yetmez. İnsanların güven içinde yaşayabilmesi, topraklarını işleyebilmesi ve emeklerinin karşılığını alabilmesi gerekir.
Çünkü mesele yalnızca zeytin ağaçlarının yaşaması değil, o ağaçlarla birlikte insanların da yaşayabilmesidir.
Bir zeytin ağacını buldozerle sökebilirsiniz. Peki, o ağacın gölgesinde büyüyen hatıraları, toprağa duyulan sevgiyi ve adalet arayışını da yok edebilir misiniz?
Gazze’nin zeytin ağaçları insanlığın vicdanına şahitlik ediyor. Asıl mesele, insanlığın bu şahitliği duyup duymayacağıdır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Gençler Arası Tiyatro Yarışması'nın Türkiye Yarı Finali Antalya'da Başladı Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen…
ENGELLİ BİREYİN İMANINI KENDİ DİLİNDEN ANLAMAK Prof. Dr. Ali Seyyar, Ali Rıza Demircan Hocamızın “Allah…
Tartışmaların Odağındaki Halk TV'de Kayyum Gelişmesi ve Kılıçdaroğlu’nun Çıkışı Halk TV’ye yönelik yürütülen hukuki süreç…
MEDENİYET KAVRAMI MÜSLÜMANLARIN NEYİ OLUR? Günümüzde İslam dünyasının ilerleme, kalkınma, bilimsel gelişme ve toplumsal refah…
KANT’IN "BESMELE"Sİ, SCHİMMEL’İN VASİYETİ ÜZERİNDEN "MÜSLÜMANLAŞTIRMA" KOMPLEKSİMİZ (4) Tarih boyunca Batılı entelektüellerin, şairlerin veya şarkiyatçıların…
Mekke İttifakı, Arz-ı Mevud’un panzehri Türkiye, ABD bölgeden çekilirken oluşan boşluğu dolduruyor ve İsrail'in megali…