Hep söyledik ve söylemeye devam edeceğiz… Bu bölgede İsrail’e karşı güç kullanılmadığı müddetçe, İsrail denilen terör örgütü durdurulamaz.
Güya Gazze’de ateşkes sağlandı…
Ve güya bu ateşkesin garantör ülkeleri var…
Hani adına “Trump barışı” falan denmişti ya…
Unutmadık değil mi Trump ateşkesini?
Her neyse… Barış ya da ateşkes, hiçbir şey fark etmiyor.
Çünkü Gazze’de insanlar hâlâ ölmeye devam ediyor. Sahur ya da iftar vaktinde davul yerine bomba sesleri duyuluyor Gazze’den.
Yine anaların feryadı, yine çocukların gözlerindeki umutsuzluk ve korku yansıyor ekranlara. Ama biz, dokuz çeşit yemekle iftar edeceğiz diye, Gazzeli çocuğun gözlerindeki umutsuzluğu ya da korkuyu göremiyoruz.
O gözleri gönül gözüyle görebilsek anlayacağız… Anlayabilsek ağlayacağız… Ağlayabilsek Gazze ve insanlık adına bir şeyler yapabileceğiz.
Sahi biz Ramazan ayındayız değil mi?
Ümmet olarak birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını en üst seviyede yaşamamız gereken Ramazan mevsimindeyiz.
Peki aynı Ramazan mevsimi, Gazze başta olmak üzere zulüm altında ezilen diğer Müslümanlara da geldi mi acaba?
Mesela Arakan’a…
Mesela Doğu Türkistan’a…
Mesela Suriye’ye…
O kadar çok “mesela” var ki…
O “mesela”ların içinde boğulması gereken, ama boğulmak şöyle dursun Gazze diye bir derdi olmayan adı Müslüman olanlara şunu hatırlatalım:
1- Ramazan bize olduğu gibi Gazze başta olmak üzere zulüm altında inim inim inleyen diğer İslam coğrafyalarına da geldi.
2- Bizim Gazze’de ya da başka bir İslam coğrafyasında “Trump’ın, uyduruk kaydırık, ipe sapa gelmez ve bir işe yaramaz barışına” değil, İSLAM’IN BARIŞINA ihtiyacımız var.
“Ey iman edenler, hepiniz topyekün İslâm’a girin! Bütün varlığınızla ve tam bir teslimiyetle Allah’a boyun eğin. Her şeyinizi tümüyle O’na adamak suretiyle barış, esenlik ve huzurun teminatı olan ve bir tek Allah’a boyun eğme esasına dayanan İslâm’a girin. Bu teslimiyet, yüce Allah’ın hükmüne ve yazgısına razı olmayan en ufak bir düşünce, duygu, niyet, eylem, arzu ve endişe kırıntısına yer vermeyen kesin bir teslimiyet olmalıdır. Hayatınızı, bir bölümünde Allah’a, diğer bölümünde başka varlıklara itaat edecek şekilde parçalara ayırmayın. Düşüncelerinizi, kültürünüzü, biliminizi, ekonominizi, siyasetinizi, aile hayatınızı, hukukunuzu, eğitim sisteminizi; kısacası her yönüyle hayatınızı Allah’ın gönderdiği kurallara göre düzenleyin. Sakın Allah’ın emir ve uyarılarımı gözardı edip de şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin apaçık bir düşmanınızdır.” (Bakara 208)
İSLAMİ HABER “MİRAT”







