
Muhterem Okuyucularım;
İslâm binasının temeli, güzel ahlâktır. Güzel ahlâk sahibi olabilmek için, İslâm’ın kitabı olan Kur’ân ahlâkına sarılmak gerekir. İslâm ahlâkı demek, Kur’ân ahlâkı demektir. Nitekim Hz. Ayşe bir soru üzerine, İslâm Peygamberinin ahlâkının Kur’ân ahlâkı olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda İslâm veya Kur’ân ahlâkı, dinimizin emrettiği veya tavsiye ettiği güzel tutum ve davranış biçimlerinin bütünüdür. İslâm’ın dünya görüşü çerçevesinde belirlenen sosyal ahlâk esasları, hangi toplumda uygulanırsa uygulansın istisnasız bütün fertler o toplumda kendileri güvende ve huzurda hissedecektir. Karşısına çıkan her türlü olağan ve olağanüstü durumda bir Müslümanın, İslâm’a uygun bir şekilde güzel ahlâkı yaşaması ve sergilemesi, onun olgun ve kâmil bir insan olduğunu gösterir. Bu bağlamda genel bir yaklaşımla İslâm ahlâkı, toplumsal bazda sosyal tekâmülü, bireysel bazda ise insan-ı kâmili gerçekleştirmek maksadıyla İslâm dini tarafından getirilen ahlâkî hükümlerin bütünüdür.
İslâm Ahlâkının Temel Özellikleri ve Prensipleri
“Yoksula, yetime ve esire onun rızası için yemek yedirirler ve ‘biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz’ (derler)” (El-İnsan, 76/8-9).
Velhâsıl-ı Kelâm
İslâm, insanın fıtrî özelliklerin uygun olarak oluşturduğu güzel ahlâk esaslarını, fert ve toplum noktasında iki yönüyle ele almaktadır. Kendi ahlâk prensiplerinin sosyalleşmesini de, bu toplumu oluşturacak fertlerin İslâmî ölçüler çerçevesinde Kur’ân ahlâkı ile ahlâklanmalarına bağlamaktadır. Böylece İslâm ahlâkını özümsemiş olan Müslüman, güzel düşünce, edepli yaşama, takva ve pratiğin en temel güvencesini temsil eden şahsiyetli ve güzel insan olacaktır.
İslâm, davranışlarda istemiş olduğu bu tutarlılığı gerçekleştirmek için, öncelikle fert, daha sonra da toplum noktasında hassas bir denge oluşturmaktadır. İslam ahlâkı, ferdin kendisinden başlayan ve giderek toplumsallaşan dinamizmi kendi içinde barındırır. Ferdin kendisini kuşatan ahlâkî değerlerin sosyalleşmesi neticesinde, sosyal münasebetlerin üzerinde gerçekleşen sosyal hayatta, âdil bir nizam oluşur. Netice-i itibariyle İslâm; kendi kavram bütünlüğü içinde, insanlara fıtrî esaslara dayanan ahlâklı bir hayat sistemi sunarken, bu sistemin başarısını, özünde var olan güzel ahlâk esaslarının fert ve toplum bazında işletilmesi sonucuna bağlamıştır.
Şimdi kendimize bir soralım: Biz, Müslümanlar olarak toplumumuzda güzel ahlâka dayanan böyle âdil bir hayat sistemi kurabildik mi?
Prof. Dr. Ali SEYYAR
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…
Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…
KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…
Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…
‘‘YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ!’’ CENAZE ORTA YERDE VE ARTIK HİÇBİRİMİZ MASUM…
SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!” Öncelikle şu hususun altını kalın çizgilerle çizeyim:…