Gündem

HIRKA-İ ŞERİF’İN MUHAFAZA EDİLDİĞİ CAMİ: HIRKA-İ ŞERİF CAMİSİ

HIRKA-İ ŞERİF’İN MUHAFAZA EDİLDİĞİ CAMİ: HIRKA-İ ŞERİF CAMİSİ

İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Hırka-i Şerif Camisi, yüzyıllardır kentin en önemli ziyaret yerleri arasında bulunurken Ramazan gibi önemli dönemlerde adeta dolup taşıyor.

Sultan Abdülmecid tarafından Hırka-i Şerif’in daha uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve halkın ziyaretinin kolaylaştırılması amacıyla 1851 yılında tamamlanan cami, taşıdığı manevi değeri kadar 19. yüzyıl Osmanlı mimarisindeki yeriyle de dikkati çekiyor.

Camideki Hırka-i Şerif, Veysel Karani soyundan gelen Üveysi ailesi tarafından muhafaza edildi. Osmanlı döneminde İstanbul’a getirilip, belirli zamanlarda ziyarete açılan hırkanın muhafazası için bugünkü camiden önce de ayrı bir hücre inşa edildi.

Cami, mukaddes emanetin korunmasına uygun tasarlanmış yapı topluluğunun merkezi olarak öne çıktı.

Hırkanın korunması ve ziyaret düzeninin sağlanmasına yönelik çeşitli bölümler de sonradan inşa edildi.

Mimari bakımdan 19. yüzyıl Osmanlı üslubunun özelliklerini taşıyan cami, kesme taş yapısı, tek kubbeli ana mekan ve iki minareye sahip.

Osmanlı döneminden bugüne uzanan gelenekte kutsal emanetin Ramazan’da ve belirli zamanlarda halkın ziyaretine açılması, camiyi İstanbul’un dini ve kültürel hafızasında özel bir konuma taşıdı.

Günümüzde de yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktalarından olan cami, kentin manevi kimliğini yansıtan en önemli yapılardan biri olma özelliğini koruyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüsrev Subaşı, AA muhabirine, Hırka-i Şerif’in yalnızca bir kutsal emanet değil, aynı zamanda güçlü bir manevi atmosferin merkezi olduğunu söyledi.

Hırka-i Şerif denildiğinde İstanbul’da her Ramazan çok sayıda ziyaretçinin akın ettiği, manevi iklimi güçlü bir mekanın akla geldiğini belirten Subaşı, “Hırka-i Şerif, Hazreti Peygamber’in Veysel Karani‘ye hediye ettiği, hırkanın ziyaret edildiği bir mekanın, mahallenin, caminin adıdır. İstanbul’da Fatih ilçesinde, Hırka-i Şerif Mahallesi’nde, her Ramazan İstanbul’da yaşayan ve İstanbul dışından gelen ziyaretçilerin akın ettiği, görmek ve ziyaret etmek için heyecanla gelip kuyruklarda beklediği tatlı bir ortamın adıdır. Maneviyat dolu bir ortamın adıdır.” diye konuştu.

Subaşı, Hırka-i Şerif’in Hazreti Peygamber’in vasiyeti doğrultusunda Veysel Karani’ye ulaştırıldığını aktararak, şöyle devam etti:

“Veysel Karani annesiyle beraber Hazreti Peygamber’i ziyarete Medine’ye gelmişlerdi. Aslında Yemenlidir. Annesini bir yere bırakmıştı. Çünkü annesi rahatsızdı, sırtında taşıyordu. Efendimizin evine geldi. Fakat Efendimiz evde, saadethanelerinde yoktu. Veysel Karani’ye belli bir süreden sonra geleceği söylendi. Ama annesini bekletemezdi o. Ya orada annesini bekletecekti ya da gidip annesine dönecekti. O anneye dönmeyi tercih etti. Hazreti Peygamber onun geldiğini haber aldıktan sonra o hırkayı kendisine hediye etmesinin arkasında Veysel Karani’nin annesine duyduğu hürmet, saygı, bağlılık ve hizmet anlayışının olduğunu düşünüyorum. Yani anne sevgisine biçilmiş bir ödül gibidir. ‘Bu hırkayı Veysel Karani’ye verin.’ ifadesi, Efendimizi görmeden Müslüman olmuş bir zata anne sevgisinden dolayı verilmiş bir ödül gibidir.”

Emanetin Veysel Karani’nin vefatının ardından aile içinde nesilden nesile intikal ettiğini anlatan Subaşı, “Şükrullah Üveysi ailenin reisi, Sultan I. Ahmet zamanında İstanbul’a davet edildi ve hırka İstanbul’a getirildi. Orada bir nevi sarayında himayesiyle o aile artık İstanbul’da oturmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Subaşı, zaman içinde ziyaretlerin aile evinde gerçekleştirildiğini, artan ihtiyaç nedeniyle önce 18. yüzyılda bir muhafaza ve ziyaret mekanı yapıldığını kaydetti.

Burası ihtiyacı karşılamadığı için Sultan Abdülmecit Han döneminde 1847’de temeli atılarak oraya güzel bir külliye ve cami yapıldığına dikkati çeken Subaşı, “Özellikle Müslümanların rahat ziyaretinde esas alan bir mimari yapıyla yola çıkıldı. Ve o günden bugüne Hırka-i Şerif Camisi birtakım restorasyonlar görmüş olmakla beraber büyük ölçüde Batı etkisinde barok özellikleri taşıyor. Özellikle tezyini kısımlarda, minarelerde, minberde, mihrapta ve pencere taksimatında barok etkileri daha çok görürüz ve kabartma motifleri görürüz. Cami 1851’de ziyarete açılmıştı. O günden bugüne ramazan aylarında Hırka-i Saadet ziyareti, büyük kalabalıklarla, hakikaten İstanbul içinde yaşayan ve İstanbul dışından gelen Müslümanlar tarafından heyecanla ziyaret ediliyor.” diye konuştu.

Hat Eserlerinde Sultan Abdülmecid’in İmzası

Uzmanlık alanının İslam Sanatları Tarihi ve hat sanatı olduğunu, Süleymaniye ve Fatih camilerindeki hat çalışmalarında da görev aldığını aktaran Subaşı, bu camideki yazıların zamanla kendisinde ayrı bir dikkat ve merak uyandırdığını anlattı.

Prof. Dr. Subaşı, camiinde sekizgen planlı iç ana mekanda kuşak halinde yer alan celi sülüs yazıların Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin kubbe ve büyük levhalarının hattatı olarak da bilinen Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait olduğunu dile getirdi.

Camideki levhaların taşıdığı mesaja da odaklanılması gerektiğine dikkati çeken Subaşı, vaaz kürsüsü üzerindeki bir levhada yer alan kudsi hadisin kendisini derinden etkilediğini söyledi.

Camideki bazı hat eserlerinin de ayrı bir önem taşıdığını işaret eden Subaşı, şunları kaydetti:

“Bu caminin mihrap, minber kapısı ve içindeki ‘İsmi Celal’, ‘İsmi Nebi’, ‘Ciharyar-ı Guzin’ ve ‘Haseneyn’ levhaları Sultan Abdülmecid’in imzasını taşıyor. Padişah camiyi yaptırıyor ama hatlarını da bizzat kendisi yazıyor. Altında imzası var, tarihi bile var. Minberde, Kelime-i Tevhid’in altına bakarsanız minber kitabesinde padişahın imzasını görürsünüz. Yine aynı şekilde sekizli büyük takım levhalara bakarsanız, Hz. Hüseyin levhasının altında hem yazılış tarihini hem de padişahın imzasını görürsünüz.” bilgisini verdi.

(AA) – Ali Osman Kaya, Rüveyda Mina Meral

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

İŞGAL ORDUSU İSRAİL, LÜBNAN’IN GÜNEYİNE KARA HAREKÂTI BAŞLATTI

İŞGAL ORDUSU İSRAİL, LÜBNAN’IN GÜNEYİNE KARA HAREKÂTI BAŞLATTI Orta Doğu’da aylardır tırmanan gerilim yeni bir…

3 saat ago
  • Gündem

İRAN–ABD/İSRAİL SAVAŞININ TÜRKİYE EKONOMİSİNE MUHTEMEL ETKİLERİ

İRAN–ABD/İSRAİL SAVAŞININ TÜRKİYE EKONOMİSİNE MUHTEMEL ETKİLERİ 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla…

5 saat ago
  • Gündem

Yıkıntılar Arasında Kadir Gecesi: Han Yunus’ta Hüzün ve Direniş

Yıkıntılar Arasında Kadir Gecesi: Han Yunus’ta Hüzün ve Direniş Bombalanan Camide Kadir Gecesi İdrak Edildi…

6 saat ago
  • Gündem

Karanlıkları Aydınlatan Gece: Kadir Geceniz Mübarek Olsun

Karanlıkları Aydınlatan Gece: Kadir Geceniz Mübarek Olsun! İslam dünyasının en mübarek gecelerinden biri olan Kadir…

8 saat ago
  • Makale

KUR’AN, MEZHEP VE ATALARIMIZ

KUR’AN, MEZHEP VE ATALARIMIZ İran ABD/İsrail savaşı bütün şiddetiyle devam ederken bazı çevreler –mihraklar demek…

8 saat ago
  • Gündem

ESKİ RAMAZANLAR NEREDE?

ESKİ RAMAZANLAR NEREDE?Maneviyat mı kayboldu, yoksa biz mi değiştik? Eski Ramazanlar Nostaljisi: Maneviyat mı Kayboldu,…

8 saat ago