Gündem

İNGİLTERE İSRAİL’E NEDEN MESAFE KOYUYOR? DÜNÜN HAMİSİ, BUGÜNÜN BASKI UNSURU!

İNGİLTERE İSRAİL’E NEDEN MESAFE KOYUYOR? DÜNÜN HAMİSİ, BUGÜNÜN BASKI UNSURU!

İsrail’in kuruluşuna giden tarihî sürecin baş aktörlerinden İngiltere, bugün silah ihracatı kısıtlamaları ve yerleşim politikalarına yönelik yaptırımlarla Tel Aviv’e baskı uyguluyor. Peki bu değişim, insanlık vicdanının sesine kulak vermek mi, yoksa değişen dünya dengelerinin yeni bir hesabı mı?

İngiltere denildiğinde Filistin tarihinin en kritik dönemeçlerinden biri akla gelir: 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu… İngiliz hükümeti, Filistin’de Yahudi halkı için bir millî yurt kurulmasına desteğini açıklarken, bölgede yaşayan Filistinlilerin hakları meselesini de tarihin en ağır sorunlarından birinin merkezine taşıdı.

Aradan geçen yaklaşık bir asırda Orta Doğu’nun haritası değişti, savaşlar yaşandı, devletler kuruldu ve yıkıldı. Ancak Filistin meselesi çözülemedi. Bugün ise İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları, bir zamanlar İsrail’in en güçlü Batılı destekçileri arasında bulunan ülkeleri bile daha sert adımlar atmaya zorluyor.

Peki İngiltere neden şimdi?

Yaptırımların arkasında ne var?

İngiltere, Eylül 2024’te Gazze’de uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerinde kullanılma riski bulunduğunu değerlendirdiği bazı askerî malzemelerin ihracat lisanslarını askıya aldı. Eylül 2026’da ise işgale maddi katkı sağlayan ihracat başvurularının reddedilmesini öngören yeni bir politika açıkladı. İşgal altındaki yerleşimlerden gelen mallara ve bu faaliyetlerden kazanç sağlayan kişi ve kuruluşlara yönelik tedbirler de gündeme geldi.

Bu gelişmeler küçümsenemez. Fakat İngiltere’nin İsrail’le bütün ilişkilerini kopardığı veya kapsamlı bir ekonomik ambargo uyguladığı anlamına da gelmez. Silah ihracatındaki kısıtlamalar ile genel ticaret yasağı birbirinden farklıdır.

Üstelik İngiltere, uluslararası F-35 programına ilişkin bazı ihracatları genel kısıtlamanın dışında tutmuştu. Dolayısıyla alınan kararları olduğundan daha kapsamlı göstermek yerine, hangi alanları kapsadığını doğru değerlendirmek gerekir.

Tarihî sorumluluk mu, stratejik hesap mı?

İngiltere’nin tutum değişikliğini yalnızca vicdani bir uyanışla açıklamak yeterli değildir. Gazze’deki sivil kayıplar, uluslararası hukuk tartışmaları, kamuoyu baskısı, diplomatik itibar ve iç siyaset, bu kararların muhtemel sebepleri arasındadır.

Bir başka unsur da İngiltere’nin Orta Doğu’daki çıkarlarıdır. Bölgesel istikrar, ticaret yolları, enerji güvenliği ve müttefiklerle ilişkiler, İngiliz dış politikasının temel hesapları arasında yer alır. İsrail hükümetinin politikaları bu çıkarlarla çatıştığında Londra’nın baskı araçlarına başvurması şaşırtıcı değildir.

Burada şu soruyu sormak gerekiyor: İngiltere, geçmişte attığı adımların tarihî ve ahlaki sorumluluğunu mu üstleniyor, yoksa değişen şartlarda kendi çıkarlarını korumak için mi pozisyon alıyor?

Belki de her iki unsur birden etkili. Ancak bunu kesin bir gizli planın varlığına dair kanıt bulunmadan ilan etmek doğru olmaz.

Su meselesi: İsrail’in hassas noktası

İsrail’in su güvenliği, bölgenin kurak iklimi ve deniz suyunu arıtarak içme suyu elde eden tesisleri nedeniyle stratejik önem taşıyor. Bu tesislerin çalışması yalnızca teknolojiye değil; enerjiye, yedek parçalara, kimyasallara, bakım hizmetlerine ve tedarik zincirlerine de bağlıdır.

İngiltere’nin su arıtma sistemlerine yönelik genel bir ihracat ambargosu uyguladığı doğrulanmış değildir. Ancak böyle bir kısıtlama belirli kritik ürünleri kapsayacak şekilde yürürlüğe girseydi, ilgili tesislerin bakımını ve işletilmesini zorlaştırabilirdi. Bunun etkisi, hangi ürünlerin yasaklandığına, alternatif tedarik imkânlarına ve İsrail’in mevcut stoklarına bağlı olurdu.

Yeni dünya düzeninde kim, kimin yanında?

Orta Doğu’da yaşananları yalnızca dostluk ve düşmanlık üzerinden okumak, büyük resmi görmemizi engeller. Devletler çıkarlarını gözetir; ittifaklar değişebilir, ekonomik baskılar artabilir ve diplomatik ilişkiler yeniden şekillenebilir. Fakat bütün bu hesapların ortasında unutulmaması gereken bir gerçek vardır: Bedeli çoğu zaman siviller öder.

İngiltere’nin İsrail’e yönelik tedbirleri, uluslararası baskının sonuç üretebildiğini gösteren önemli işaretlerdir. Ancak asıl ölçü, açıklamaların veya yaptırım kararlarının sayısı değil, işgalin sona ermesine, sivillerin korunmasına ve Filistinlilerin haklarının teslim edilmesine ne kadar katkı sağladığıdır.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha uygundur.” (Mâide, 5/8)

Dün İsrail’in kuruluşuna giden sürece katkı sunan bir devletin bugün İsrail hükümetine baskı uygulaması, tarihin dikkat çekici çelişkilerinden biridir. Fakat mesele, İngiltere’nin saf değiştirmesinden ibaret değildir.

Asıl mesele şudur: Dünya devletleri çıkarları için pozisyon değiştirirken, Filistin halkının hakkını kim gerçekten savunacak? Ve adalet, güçlü devletlerin hesabına uyduğu zaman mı hatırlanacak, yoksa herkes için geçerli bir ilke olarak mı yaşatılacak?

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Recent Posts

  • Gündem

General Raşid Dostum’dan Tarihi İtiraflar!

General Raşid Dostum'dan Tarihi İtiraflar! Raşid Dostum, Taliban’a karşı yürütülen operasyonlarda ABD özel kuvvetleri ve…

9 dakika ago
  • Genel

RSF Komutanı 300 Askeriyle Orduya Katıldı

Sudan'da Kritik Kırılma: RSF Komutanı 300 Askeriyle Orduya Katıldı Sudan’daki iç savaşta dengeleri sarsabilecek önemli…

1 saat ago
  • Genel

DİYANET NEDEN ULUSARASI BİR YATIRIM BANKASI KURMAK İÇİN HAREKETE GEÇMİYOR

DİYANET NEDEN ULUSARASI BİR YATIRIM BANKASI KURMAK İÇİN HAREKETE GEÇMİYOR Yazarımız Abdurrahman Dilipak’ın  Mirat Haber’de…

2 saat ago
  • Gündem

Netanyahu gider, Eisenkot gelir… Peki İsrail’in Filistin politikası değişir mi?

Netanyahu gider, Eisenkot gelir… Peki İsrail’in Filistin politikası değişir mi? Netanyahu’nun seçim öncesi tehditleri sertleşiyor.…

2 saat ago
  • Genel

7 EKİM’İN AMERİKAN CEPHESİ: AIPAC’IN ÇÖKÜŞÜ

7 EKİM'İN AMERİKAN CEPHESİ: AIPAC’IN ÇÖKÜŞÜ 7 Ekim’in üçüncü yıldönümü vesilesiyle son yazımızda, üç yılın…

2 saat ago
  • Makale

İNSAN HÜR DOĞAR, ÖZGÜR ÖLÜRSE HÜSRANA UĞRAR

İNSAN HÜR DOĞAR, ÖZGÜR ÖLÜRSE HÜSRANA UĞRAR İnsan dünyaya geldiğinde herhangi bir siyasi düşüncenin, ideolojinin,…

2 saat ago