
İran, yıllardır Batı’nın siyasi, ekonomik ve askerî baskılarıyla karşı karşıya. Peki, bu hedef olma durumu yalnızca nükleer programla mı ilgili? Yoksa mesele çok daha derin ve sistemsel mi?
İran, dünyanın en kritik bölgelerinden birinde bulunuyor. Orta Doğu, Orta Asya ve Güney Asya arasında yer alıyor. Bu konum, onu küresel güçler için vazgeçilmez kılıyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının önemli bölümüne ev sahipliği yapıyor. Bu hat, enerji güvenliği açısından hayati önemde bulunuyor. Bu nedenle İran, yalnızca bölgesel değil küresel bir aktör sayılıyor.
Batı için bu tür bölgeler kontrol edilmelidir. Çünkü kontrol, güç anlamına gelir. Güç ise siyaset üretme kapasitesidir.
İran ise bu denetimi kabul etmiyor. Bu tavır, onu hedef hâline getiriyor.
İran, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinden bazılarına sahiptir. Bu kaynaklar, küresel ekonominin can damarıdır.
Batılı ülkeler, enerji akışını kendi çıkarlarına göre düzenlemek ister. Fiyatlar, güzergâhlar ve ticaret ağları bu planın parçalarıdır.
Ancak İran, bu sisteme boyun eğmiyor. Kendi politikalarını üretmek istiyor. Bu durum, Batı açısından kabul edilebilir görülmüyor.
Enerji, artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir silahtır. İran, bu silahın kontrolünü vermek istemiyor.
1979 İslam Devrimi sonrası İran, Batı merkezli düzene karşı açık bir duruş sergiledi. Bu duruş, yalnızca politik değil ideolojik bir meydan okumaydı.
İran, ABD hegemonyasını reddetti. İsrail’in bölgesel rolünü sorguladı. NATO merkezli güvenlik anlayışına karşı çıktı.
Bu söylem, birçok ülkeye ilham verebilecek niteliktedir. Batı için asıl tehlike budur.
Çünkü emperyal sistem, itaat eden ülkeler ister. İtiraz edenleri ise ya dönüştürür ya da baskılar.
İran, bu dönüşümü reddediyor.
Batı’nın Orta Doğu’daki en önemli müttefiki İsrail’dir. İsrail’in güvenliği, Batı politikalarının merkezinde yer alır.
İran ise İsrail’in politikalarına en sert karşı çıkan ülkelerden biridir. Filistin meselesinde net bir tavır sergiler.
Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi yapılarla ilişkileri bulunur. Bu ilişkiler, Batı tarafından “tehdit” olarak tanımlanır.
Ancak bu tehdit söylemi çoğu zaman tek taraflıdır. İsrail’in saldırıları çoğu zaman görmezden gelinir.
Bu çifte standart, meselenin güvenlik değil, çıkar odaklı olduğunu gösterir.
Batı, İran’ın nükleer programını sürekli gündemde tutuyor. Ancak aynı hassasiyeti başka ülkelere göstermiyor.
İsrail’in nükleer kapasitesi sorgulanmıyor. Hindistan ve Pakistan’a farklı muamele yapılıyor.
Bu durum, uluslararası sistemdeki adaletsizliği ortaya koyuyor.
İran için nükleer teknoloji, caydırıcılık anlamına geliyor. Bu caydırıcılık, Batı’nın müdahale alanını daraltıyor.
Sorun, silah değil bağımsızlıktır.
İran’a uygulanan yaptırımlar, tarihî kuşatma politikalarının modern versiyonudur. Amaç, doğrudan savaşmak değildir.
Amaç, halkı ekonomik olarak yormaktır. Amaç, iç huzursuzluk oluşturmaktır. Amaç, rejim değişikliğini teşvik etmektir.
Bu yöntem, askeri işgale göre daha az maliyetlidir. Aynı zamanda daha az tepki çeker.
Ancak bu yaptırımlar, en çok sivilleri etkiler. İlaç, gıda ve sağlık alanları bile zarar görür.
Bu durum, insan hakları söylemiyle çelişir.
İran’ın hedefte olmasının temel nedeni nükleer program değildir. Bölgesel politikalar da tek başına açıklayıcı değildir.
Asıl sorun, İran’ın Batı merkezli dünya düzenine eklemlenmemesidir.
Batı, uyumlu aktörler ister. Bağımsız davrananları tehdit olarak görür.
İran ise bu uyumu reddediyor. Kendi yolunu çizmek istiyor.
Bu nedenle hedefte….
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…
KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…
Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…
Gazze’de Bir Babanın Bitmeyen Nöbeti: “Evin Altında Şehit Varken Nasıl Uyuyayım?” İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne…
ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM… Evren, dünya, tabiat ve doğa… Hepsi ayrı ayrı…
ALMANYA YİNE YAPACAĞINI YAPTI Almanya merkezli Immanuel Kant Vakfı'nın, hakkında çeşitli davalar devam eden İBB…