
Yüce Rabbimizin açık buyruğu olduğu için herkes âhireti için ne yaptığına bakmalı. Mesela kendisini anlatabilir ve anlaşılır oldu mu?
***
Beni yarım asırdır tanıyan ve takip eden bir ilimiz müftü yardımcısı hocamız şu son dönemde karşılaştığımızda bana anlamlı bir soru yöneltti:
Hocam elli beş yıldır konuşarak ve yazarak “İslam’ı bir hayatı düzen”i olarak açıklıyor ve “düzen/sistem eleştirisi” yapıyorsun. Seni anlayanlar oldu mu?
Bu kardeşimize beni de tatmin eden bir cevap veremedim ama konu üzerinde düşünmeden de edemedim. Çünkü anlaşılır olmak kadar meseleni /davanı gereğince anlatabilir olmak da önemlidir. Bunu başarabildim mi?
İslam karşıtı olan baskıcı ve dışlayıcı laik düzen beni anladı ve anladığı için de mülga 163. maddeden ve 5816’dan on defa Ağır Ceza ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargıladı.
Yıllarca devam eden hutbelerimiz, konferanslarımız ve televizyon programlarımız dinlendi.
Basılı kitaplarımızın sayısı yarım milyonu buldu. Mirat Haber’de halen devam eden yazılarımız da okunuyor.
Sosyal medyayı kullanmasını bilen ve bizim hesaplarımız yöneten Diyanet mensubu kardeşimizin açıklamasına göre kısa parçalara ayrılan televizyon videolarımız son altı ayda yaklaşık beş milyon kişi tarafından izlenmiş.
Aldığımız eleştiriler hatta tehditler de bir hayli fazla. Yermelerin bir kısmı da bizden, cahil ve bilinçsiz Müslümanlardan geliyor.
Laik Devleti temsil eden TRT ve 17 yıl görev yaptığım Diyanet beni hiçbir zaman kabullenemedi. Üstelik Diyanet sürgünleriyle yetinmedi, istifamdan sonra beni memuriyetten ihraç etti. Ama mensuplarınca sevenlerimiz çok oldu.
Bu arada başarılarına katkı verdiğimiz çok çok üst düzey yöneticilerden saygı gördüğümüzü de söyleyebilirim.
a) Benim gibi yaşı seksene değmiş bir hocamız, birkaç arkadaşıyla birlikte yeni yapılan büyük camilerden birinde Cuma namazı kılarken kürsüyü boş veya yeterince doldurulamadığını görünce üzülmüşler. Benim de aralarında olduğum dört hocamızın isimlerini ilgili müftümüze vermişler, ayda bir konuşma yapmamız için teklif götüreceklerini söylemişler. Ama diğerleri tamam da yalnızca Ali Rıza Demircan hocayı konuşturamayız, cevabını almışlar. Yani örtülü yasaklılardanız.
b) Yakın geçmişte yazdığım Kur’ân ve Sünnet/Hikmet ilişkisini irdeleyen gerçekten önemli bir makaleyi ilgilisi olan akademisyen hadis hocalarına gönderdim. Birkaç gün sona hocalarımızın en ünlüsünden makalemizin “ilmi, düşündürücü ve ufuk açıcı” olduğunu bildiren bir not aldım. Bu notu makalemizin sonuna koydum. Birileri böyle bir değerlendirmeyi nasıl yaparsın diyerek makalenin içeriğine değil de yazarı Ali Rıza Demircan’a itiraz etmişler. Hocamız da benden kendi yazdığı notu kaldırmamı istedi. Ben de kaldırıp attım.
c) Gelelim bugüne… Malum “ilke ve inkılapların” aleyhine yazı yazılamaz ve haber yapılamaz deyü bir kanun taslağı hazırlanması üzerine bir yazı yazdım:
“Oy Sandığı da Amel Sandığı da Önümüzde
İLKE VE İNKILAPLARLA “NEREYE GİDİYORSUNUZ?”
Bu yazı ciddi eleştiriler içeriyordu. Yazıyı üyesi olduğum gruba gönderdim. Yazı yayınlandıktan sonra kendisi de ünlü olan grup yöneticisi hocamız tarafından silindi. Silinme gerekçesi de sitenin üyeleri arasında bakanlar, millet vekilleri ve rektörlerin olması ve benim İslam’ı anlatma ve düzene karşı çıkışta aşrı oluşum ve yazımın da eleştiri getirmesi.
Son dönemde ahval böyle.
Yapay zekânın duygu dünyası; kini, hasedi ve tutkusu yoktur. Olanı yansıtır. Mirat Haber yazarımız Şaban Doğan hocamız -benim bilgim dışında- yapay zekâya beni sormuş ve aldığı cevapları yayınlamış. Bazı notlar şöyle:
Ali Rıza Demircan, klasik İslam uleması geleneğini modern bir aktivizmle birleştiren, “gelenekçi ama yenilikçi” bir profil çizer.
Onun yazı karakterini ve entelektüel kimliğini şu temel başlıklarla özetleyebiliriz:
Tabu Yıkıcı ve Cesur Üslup
Demircan’ın en belirgin özelliği, Müslüman toplumda konuşulması zor veya “tabu” kabul edilen konulara (özellikle cinsellik, aile hayatı ve ekonomi gibi) fıkhi bir perspektifle ve büyük bir açık sözlülükle girmesidir. Çekinmeden eleştiri yapabilen, “doğru bildiğini söylemekten sakınmayan” bir tavrı vardır.
Kur’an ve Sünnet Odaklılık (Öze Dönüş)
Yazılarında sıkça vurguladığı nokta, gelenekselleşmiş ancak dini temeli zayıf uygulamaların yerine, doğrudan Kur’an-ı Kerim ve sahih Sünnet’in esas alınmasıdır. Bu yönüyle o, bir “ihya ve tecdit” (yenilenme) savunucusudur. Taklitçiliğe karşı mesafeli, tahkike (araştırmaya) dayalı bir imanı teşvik eder.
Sosyal ve Siyasi Duyarlılık
Sadece dini ritüellerle sınırlı kalmaz; yazılarında güncel siyaseti, ekonomik adaletsizlikleri ve küresel sömürü düzenini sıkça hedef alır. İslam’ın sadece bir “vicdan meselesi” değil, bir “hayat nizamı” olduğunu savunur? Ve …
Kısaca bir özet sundum. Siz ne dersiniz, İslam’dan yana ve düzene karşı çalışmalarımda kendimi anlatabildim mi, anlaşıldım mı?
Yarım asırdır aynı çizgiyi takip ettim. Yıllarca aynı noktaya damlayan suyun taşta iz bırakması örneğinde olduğu gibi, kendimi kısmen de olsa anlatabildiğimi ve anlaşıldığımı söylemem mümkündür. Peki sonuçları ne oldu?
Kamâlist Laikliğin çizdiği sınırlar aşılamadıysa da Türkiye bazı güzel gelişmeler oldu. Şuurlanma da oluştu. Bu da kendiliğinden olmadı, küçücük de olsa bizim de payımız olmuştur, demekle yetinelim.
Asıl mesele meleklerin tescil edip yakın çekimle filme aldığı sözlerimiz, davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimiz. Bunlara göre hesaba çekileceğiz.
Rabbimiz katında kabul görenlerden olabilirsek, önemli olan da işte budur.
Rabbim, katında büyüyenlerden kılsın.
60 saniyede ekonomide bugün (10 Ağustos 2026) hakkında son gelişmeler. Bugün 10 Ağustos 2026'da ekonomideki…
Bingöl burma kadayıfı tescillendi hakkında son gelişmeler. Bingöl burma kadayıfı, özgün tadı ve yapım şekli…
ABD Başkanı Trump, İranın anlaşma yapmak istediğini savundu hakkında son gelişmeler. ABD Başkanı Trump, İran'ın…
İngilterenin üçte ikisi için resmen kuraklık ilan edildi. Ülke genelinde su kaynaklarının azalması, tarımsal üretimi…
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kilisteki afet konutlarının görüntülerini paylaştı. Detaylar haberimizde.
Batı Akdenizden 7 ayda 1 milyar 763 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu dönemde öne çıkan…