İSLAMİLİK ÜZERİNE

Prof. Dr. Mustafa TEKİN

Son dönemlerde aktüel olaylar üzerine yapılan yorumlar, özellikle islamilik konusunda zihinlerin ne kadar karmaşık olduğunu gösterdi. Bu karmaşıklığı çözümleyebileceğimiz en aktüel olay Afganistan’dan Türkiye’ye gelen mülteciler ve Afganistan’da Taliban yönetiminin ülkede tümüyle iktidarı ele geçirmesi.

 Afganistan 1970’li yılların sonunda Rusya ile savaşmaya başladı. Dokuz yılı aşkın süren savaşın sonunda, Afganlılar Rusya’yı dize getirdiler. Fakat ülkenin kendi içindeki iktidar savaşı ve iç sorunlar o günden bu yana devam etmektedir. Aslında Batı dışı toplumların maruz kaldığı sömürünün bir şekilde göründüğü ülkelerden birisidir Afganistan.

Modern ve post modern kolonyalizm başta Müslüman toplumlar olmak üzere üçüncü dünya denilen ülkelerin muvazenesini ciddi anlamda bozmuştur. Özellikle post kolonyal süreç, bu Müslüman ülkelerde iç savaş, ekonomik sömürü ve dışarıdan güdümlü yönetimlerle devam etmektedir. Nitekim Yemen, Tunus, Mısır gibi ülkelerde bu güdümlü yönetimler, aynı zamanda ekonomik bölüşüm ve refah konusunda kendi insanlarını ezdiler. Diğer birtakım ülkelerde ciddi zulümler yaşandı ki, büyük oranda insan hakları ihlallerinin derinliğini tanımlamaktadır.

Tüm bunlar karşısında Müslüman toplumlarda gelişen reflekslerde belirleyici olan birkaç nitelik görünür olmuştur. Bunlardan ilki, modern Avrupa devletlerinin sömürge politikaları ile bunların Müslüman toplumlardaki içsel uygulamaları reaksiyoner tavırları ortaya çıkarmıştır. Bu reaksiyoner tavırlar Taliban’dan Işid’e kadar hareketler içinde gözlemlenmektedir. İkincisi, bu hareketler Müslüman toplumlarda iki ana referans üzerinden söylem üretmektedirler. Bunlar İslami ve milliyetçi (Ya da ulusçu) söylemlerdir. Aslında bu söylemler Müslüman toplumların dışarıdan gelen sömürgeci tavırlara karşı elindeki imkânları ifade etmektedir.

Fakat İslam ilik söylemi reaksiyoner tavırlarla birleşince, Müslüman toplumların sömürgecilikle baş edecek araçlarını tümüyle elinden almıştır. Tarihsel sürece bakıldığında gerek Müslümanların gerekse batılıların geçmişte dünyayı kuşatabilmesi ancak bilgi ve düşünce üretimi ile mümkün olmuştur. Bir başka deyişle, insanlık sorunlarının entelektüalite ile halledilmesi yoluna girilmiştir.

Bugüne bakıldığında sömürgeci süreçleri yaşamış Müslüman toplumların buradaki “yenilgi” ve “dünyaya yetememe” gibi negatif duyguları bir şekilde islamilik görüntüsü altında güç gösterisi ile telafi etme yoluna gittiklerini görmekteyiz. Nitekim Taliban yönetiminin iktidarı kazanması sonrasında ellerinde silahlarla dünyaya verdikleri fotoğraflar, zaten batılıların İslam’a dair negatif söylemlerini doğrulamaktadır. Diğer yandan ülkeden kaçmaya çalışan Afganlı insanların uçak pistindeki görüntüleri, Taliban’ın yönetimde bir rızadan ziyade kaygı ürettiğinin göstergesidir.

Diğer Müslüman ülkelerde Taliban yönetimine dair iki refleks geliştiğini görmekteyiz. Birincisi, Taliban yönetimini negatifleyen söylemler. İkincisi de, aslında çoğu zaman reaksiyoner bir tavırla Taliban’ın İslamiliğini savunanlar. Türkiye’de buna yönelik geliştirilen söylemler, aslında toplumumuzun farklı sorunlara yaklaşımındaki tipik resmini vermektedir.

Kendi ülkesinde yaşamak istemeyen ve daha iyi yaşam şartları aramak üzere göç eden Afganlılar, Taliban yönetimi için iyi bir resim değildir. Güvenlikten, beslenme ve iyi yönetime kadar bir dizi sorunla ilgili Taliban yönetimi geçmiş tecrübesinde iyi bir resim verememiştir.

Bir ülkede yönetime en geniş halk kesimlerinin katılımı, rıza üretimi barış için önemlidir. Ancak Müslümanlar bu içeriği ıskalayarak demokrasinin haram olup olmadığını tartışmaktadırlar. Bir ülkede herkes için kanun karşısında eşitlik ve adalet elzemdir. Fakat Müslümanlar islamiliği adalet üzerinden değil elbiseler ve görüntüler üzerinden tartışmaktadırlar. Dolayısıyla bir ilkeden hareket ederek meselelere yaklaşım berhava olmaktadır. Nihayetinde mevcut verilere göre uyuşturucu üretimi ve ticaretinde Afganistan’ın önde geldiği bilinmektedir. Şimdi burada hangi ilkeden bahsedeceğiz?

Müslümanların sömürgecilik ve Batı karşısındaki yenilmişliklerini biliyoruz. Bunu gerçekle örtüşmeyen güç fotoğrafları ve şekilci islamilik görüntüleri ile telafi etmeye çalıştıkları ortadadır. Hâlbuki Batı ile başa çıkabilmenin yolu, insanlık değerlerini yeniden etkin kılabilecek bir entelektüalite ve pratik üretmekten geçer.       

Recent Posts

  • Gündem

ALİYEV, OKTAY SARAL’IN GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR

İLHAM ALİYEV, HADDİNİ AŞIYOR. Oktay Saral'ın, GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR. Azerbaycan'da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullardan…

2 saat ago
  • Genel

ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ?

ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ? Beyan Yayınları’nın “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinden çıkan, Prof. Dr.…

3 saat ago
  • Genel

Zorlu Enerji: ZES’in Bağlı Olduğu Şirketteki Paylarını Devrediyor

Zorlu Enerji’den 147,6 milyon dolarlık satış: ZES’in bağlı olduğu şirketteki paylarını devrediyor Zorlu Enerji, ZES…

3 saat ago
  • Genel

MAHKEME, İFTİRA ATTIĞI İÇİN ÖZGÜR ÖZEL’E CEZA KESTİ

MAHKEME, ÖZGÜR ÖZEL'İN, YALAN KONUŞUP İFTİRA ATTIĞINI BELGELEDİ İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in CHP Genel Başkanı…

4 saat ago
  • Genel

Dera Milletvekili, Güney Olmadan Suriye Olmaz

Dera Milletvekili Abdülmevla el-Hariri’den Sert İsrail Tepkisi: "Güney Olmadan Suriye Olmaz" Suriye'nin Dera Milletvekili Abdülmevla…

5 saat ago
  • Gündem

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı Ankara Keçiören’de bir…

6 saat ago