
KADIN ERKEK TOKALAŞMASINDA İSLAMÎ ÖLÇÜ NEDİR?
NATO toplantısında Cumhurbaşkanımızın tesettürlü eşi Emine Erdoğan hanımefendinin yabancı devlet adamlarıyla tokalaşması ve Mirat haberimizde yayınlanan “Mezuniyet Töreninde: Erkeklerle El Sıkışmayı Kibarca Reddeden Genç Bayan Takdir Topladı” şeklindeki haber, konuya eğilmemize sebep oldu Çalışmamızı sunuyoruz.
KADIN ERKEK TOKALAŞMASINDA İSLAMÎ ÖLÇÜ NEDİR?
İslâm Dini’nin ana kaynakları Kur’ân-ı Kerim’dir; O’nun açıklaması ve uygulaması niteliğindeki Muhammedî Sünnet’tir. Bir sözü, davranışı ve işi haramlıkla vasıflandırabilmek için haram hükmünün doğrudan bu iki kaynağa veya bu iki kaynaktan birine dayanması gerekir.
Yüce Rabbimiz Kur’ânımızın İsra sûresinin 32. âyetinde şöyle buyurmaktadır:
“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, apaçık bir çirkinliktir ve kötü bir yoldur.”
Bu âyet zinayı yasaklamanın yanı sıra kuşkusuz zinaya yaklaştırıcı eylemleri de yasaklamaktadır. Sevgili Peygamberimizin ilgili sözlerinden hareketle zinaya yaklaştırıcı eylemleri çıplaklık, aralarında mahremiyet bağı bulunmayan kadınla erkeğin gözlerden ırak beraberliği, iradeli ve arzulu bakış ve bedenî temas olarak özetleyebiliriz.
Bedenî temasın bir şekli de şüphesiz tokalaşmadır. İslâm literatüründe müsâfaha olarak isimlendirilen tokalaşmanın yükümlülük yönünden Mubah, Sünnet ve ayrıca Haram türleri vardır.
Kur’ân-ı Kerîm’de tokalaşma, mübâya’a masdarından fiil ve emir kipleriyle siyasî otoriteye bağlılık anlamında kullanılmaktadır; çağrışımı yapılan soyut tokalaşma manasında bir kullanımı yoktur. (Fetih 10; Mümtahine 12.)
Bu sebeple açıklamalarımızı sözlü ve fiilî sünnet merkezli olarak yapacağız.
SÜNNET TOKALAŞMA
a- Müslüman erkeklerin ve kadınların karşılaştıklarında erkek erkeğe ve kadın kadına tokalaşmaları yükümlülük bakımından Sünnet’tir. Bir diğer anlatımla Hz. Peygamberin uygulamasını izlemektir. Bu konuda İslâm bilginlerinin görüş birliği vardır. Çünkü Peygamberimiz bizzat kendileri tokalaşmışlar. Tokalaşmaya yönlendirici buyruklarında da şöyle buyurmuşlardır:
“Allah, karşılaştıklarında müsafaha eden (tokalaşan) iki müslümanı birbirlerinden ayrılmadan mutlaka bağışlar.” ((Aynî, Umdetu’l-Kârî, 22/252.))
Şanlı Peygamberimiz tokalaşmanın bağışlatıcılığı yanı sıra taraflar arasında oluşan kin gibi yıkıcı duyguları eriteceğine de işaret etmişlerdir.
b- Mahremiyet (evlenme yasaklığı) ve nikâh bağı ile ilişkili bulunan kadın erkek arasında tokalaşma da meşrû ve Sünnet nitelikli uygulamadır.
MUBAH/CAİZ TIKALAŞMA
Aynı şekilde aktif cinsel duyguları sönmüş yaşlılar arasındaki tokalaşmalar da mubahtır. Mubahlığından ötürüdür ki bu tür uygulamalar Hz. Ebû Bekir ve Abdullah b. Zübeyr gibi sahâbilerin hayatında da görülmektedir.
((Şerhu Fethi’l-Kadîr, K. Kerahiyeti F. Fil-… Lemsi 8/98; Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi 4/ 371, Cevheretü’n-Neyyire 2/363, Fetavay-i Hindiye (tercümesi) 12/39.))
CİNSEL HAZ AMAÇLI TOKALAŞMA?
Anılan kadınlarla erkekler arasındaki cinsel arzulu tokalaşma -doğrusunu Allah bilir, Kur’ân yanısıra Nebevî Sünnetle de irtibatlandırılabilir- haramdır. Çünkü Peygamberimiz, cinsel arzulu tokalaşmaları, cinsel organ zinasına yaklaştırıcı elin zinası olarak niteler. Bu tür nitelemenin yasağı da kapsayacağı açıktır. Salât ve Selâm üzerine olsun- O, ilgili hadislerinde söyle buyurur:
“Şüphesiz Allah, Âdemoğlunu zinaya eğilimli olarak yaratmıştır. Hiç şüphesiz bu eğilim onu kuşatacaktır. Gözlerin zinası bakış, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası sözdür. Eller zina eder, ellerin zinası yapışıp tutmaktır. Ayaklar da zina eder, onların zinası yürümektir. Ağız da zina eder, onun zinası da öpmektir. Nefis umar ve ister, cinsel organ ise zina arzusunu gerçekleştirir veya sonuçsuz bırakır.” ((Ebu Davud, Nikah 44; Buhari, İsti’zan 12.))
Elin zinası olarak vasıflandırılan tutuşun – tokalaşmanın İslâm bilginlerinin anlayışları çizgisinde tarafımızdan cinsel amaçlı ve nitelikli tutuş – tokalaşma olarak değerlendirilmesi, ilgili hadislerde örneğin bakmanın ve dinlemenin cinsel nitelikli olan ve olmayan şeklinde ayrılmasından açıkça anlaşılmaktadır. Zira gözün zinası olarak açıkladığı bakışın Peygamberimiz tarafından bütün bakışları değil, iradeli ve amaçlı bakışları içerdiğinin duyurulması bunun kanıtıdır. ((Ebu Davud, Nikah 44; Aynî 22/240.))
Kur’ân-ı Kerîm’de mümin erkeklere ve kadınlara verilen gözlerin bakışlarının bir kısmından korunulması ile ilgili ilâhî emirler de aynı ayırımı yapmaktadır. ((Mu’minun 30-31.))
Kulakların zinasının dinlemek olduğunu duyuran güzellikler örneği Peygamberimizin düğünler ve bayramlar gibi özel günlerde huzurunda icra edilen şarkıların – tarihî olayları anıcı ezgilerin dinlenilmesine onay vermesi de dinlemeyi helâl ve haram kısımlarına ayırdığını göstermektedir. ((Buhari, Îdeyn 2.)) Kaldı ki Peygamberimizin elin zinasının tutmak olduğunu bildiren hadislerinde kullandığı el-Betş kelimesi de tabii tutuşu değil yapışıcı, arzulu, kavrayıcı tutuşu ifade etmektedir. ((Ragıb el-İsfehani, el-Müfredat, Betaşe maddesi.))
“Mahremiyet ve evlilik bağı olmaksızın bir kadının eli içine dokunan kişinin Kıyamet Günü’nde eline ateşten kor konulur,” anlamındaki kendisiyle istidlâl edilemez “ğarib” hadisin, “terhib; korkutma” için kullanımı kabul edilse bile yapılan açıklamalar ışığında ancak cinsel amaçlı tutuşla ilgili uyarı olarak değerlendirilebileceği açıktır. (Nasbu’r-Raye 4/240). Burada değinilmesi gereken bir husus da elin zinasının Kur’ânın yasakladığı Fehşa (çirkinlik) kapsamında değerlendirilebileceği gerçeğidir. (En’am 151)
RUTİN TOKALŞAMALAR
Şanlı Peygamberimiz Hz. Muhammet’le biatlaşan Ümeyme bint-i Rukeyke isimli kadın şöyle anlatıyor:
Bir kadın topluluğu ile birlilikte biatlaşmak üzere Hz. Peygambere geldim… Elinizi uzatınız da size biat edelim, dedik. Şöyle buyurdular:
– Ben kadınlarla tek tek tokalaşarak biatlaşmıyorum. Yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim; bir kadına söylediğim söz de yüz kadına söylediğim söz gibidir.” (Nesai, 7/149; İslam Fıkhı Ans. 4/370.)
Yukarıda sunulan ve kendisiyle istidlal edilen hadis yanı sıra saygı değer eşleri Hz. Âişe annemizin, O’nun biatlaşma sırasında hiçbir kadınla tokalaşmadığını açıklayan sözleri de haramlılık delili olarak algılanamaz…. Zira emredici veya yasaklayıcı bağımsız buyrukları ile pekiştirmedikçe Peygamberimizin uygulamaları bağlayıcı hükümler oluşturmaz. Yalnızca geçici tercihlerini yansıtır. Nitekim Peygamberimizin bizzat yapmadıkları bazı işlerin yapılmasını onayladıkları bilinmektedir. Örneğin O, “Benim eğlence ile eğlencenin benimle ne ilişkisi olabilir.” ((Nihâye, 2/109.)) buyurdukları halde düğünlerde ve bayram günlerinde huzurunda şarkılar söylenilmesini onaylamıştır. Kendisine ikram edilen keleri yememiş, ama yenilmesini tasvip buyurmuştur. ((Buhari, Zebâih 33.))
Kaldı ki kadınlarla biatlaşması için Peygamberimize verilen Kur’ânî emir mubâya’a mastarından emir kipidir. Ki Kurânın işaret ettiği üzere sözlü biatlaşmayı değil tokalaşma şeklindeki biatlaşmayı çağrıştırmaktadır. Üstelik Peygamberimiz Ebû Sufyan’ın karısı Hint’le tokalaşarak biatlaşmıştır. Kendisine vekil kıldığı Ömer b. Hattab da (onun huzurunda) kadınlardan tokalaşma yoluyla biat almıştır.
Böyle olmakla beraber Peygamberimiz, kadınlarla sözlü biatlaşma dâhil bez üzerinden müsafaha ve bir kap suya birlikte el sokma şeklinde farklı uygulamalarda bulunmuştur; tokalaşmanın tek yöntem olmadığını, yöntemlerin çeşitlendirilebileceğini belirtmiştir. Üstelik o erkeklerle tek tek biatlaştığı gibi topluca da biatlaşmıştır. Biatlaşma Peygamberimizden sonra daha da çeşitlenerek sözlüden yazılıya doğru gelişim göstermiştir.
((Müsned, 5/85, 6/409; Kurtubi Mümtahine 12. İbn Kesir, Mümtahine 12. Kettani, et-Terâtibu’l-İdariyye. İz Yayınları, 1/29. Diyanet İslam Ansiklopedisi, 6/121…, Buhari, Ahkam 43.))
CAİZ TOKALAŞMA
Bir önceki maddede özetlenen açıklamalar ışığında bizim katıldığımız görüş de budur. Cinsel haz amacı gütmese de asırlardır İslâm dünyasında sürdürülen ve kutsal kültürümüzün alâmet-i fârikası olmuş kadın erkek tokalaşmasını dışlayan uygulama onun haramlığına değil, bu konuda sedd-i zerâi’ yönteminin uygulanması gereğine inanılmasından kaynaklanmış olsa gerektir ki bu anlayış doğrudur. Bilinmesi gerektiği gibi temelde mubah helâl olduğu halde harama sebebiyet verebilecek işlerden kaçınılması Kur’ânî usuldür. ((En’âm 108.)) Bu usûle İslâm Hukuku’nda vesîlelerin önlenmesi anlamınaSedd-i Zerâi’ Cinsel amaç gütmese de tokalaşma her an cinsel nitelikli fitneye düşürebileceği için Sedd-i Zerâi’in işletilmesi gerekir. Zira harama yaklaştırıcı davranışlar ve işlerden kaçınılması ve şüphelilerden sakınılması Peygamberimizin de öğüdüdür. ((Buhari, İman 39; Tirmizi, Kıyamet 10.))
İslâm’ın, müslümanların yalnızca kültürel, ekonomik ve siyasal iktidarları dönemlerinde değil temel hak ve özgürlüklerinin çiğnenip kısıtlanacağı dönemlerde ve de müslümanlarla İslâm dışı toplulukların iç içe yaşayacağı toplumlarda da yaşanacağı açıktır,
Kur’ân’a ve Peygamberimize aidiyeti ve anlamı üzerinde ittifak edilmiş Kur’ân bağlantılı Sünnet deliline dayanmadıkça her hangi bir sözü, davranışı ve işi haramlıkla vasıflandırmak İslâm’a bağlılık adına İslâm’la çatışmaktır. Üzülerek ifade etmek isteriz ki bu gibi helâli haramlaştırma veya farklı görüşleri bilmeksizin ve önemsemeksizin herhangi bir ictihadı İslâm’la özleştirmek gibi hatalar çokça yapılmaktadır. Oysaki Kur’ân bu nevi hataları ağır bir dille haram kılmaktadır. ((Yunus 59; Nahl 116; Şûrâ 21.))
SONUÇ
Sonuç olarak deriz ki tokalaşma sünnettir. Aralarında mahremiyet ve nikâh bağı bulunmayan kadınla erkeğin cinsel haz amaçlı tokalaşması haramdır. Doğrusunu Allah bilir, abdesti de bozabilir. Çünkü onların her biri, birbirlerine ulaşamayacak kadar yüce, dokunamayacak kadar kutsaldır.
Ancak cinsel amaçlı da olsa tokalaşma müfessir sahâbi İbn-i Abbas’a göre, büyük günahlar ve açık çirkinliklerden kaçınıldıkça bağışlanacak “Lemem” benzeri küçük günahlardandır. ((Buhari, İsti’zan, Bâb: Zine’l-Cevârih…, Ayni, 22/238; İbn Kesir, Necm 32.))
Kur’ân ve Sünnet’in bu anlayışı doğruladığı da bir gerçektir. ((Kaynak tefsirlerden şu ayetlerin tefsirine bak: Necm 32; Nisa 31; Hud 114; Ankebut 7.))
Cinsel amaç gütmeyen tokalaşma ise temelde helâldir, abdesti de bozmaz. ((Farklı görüşler için bkz: Kurtubi, Nisa 43, 5/223)). Fakat harama yol açabileceği için gerektirici bir sebep olmadıkça sakınılmalıdır. Özellikle kadınlarımız ileri derecede kaçınıcı bir duyarlılık göstermelidir. Ancak nefislerine güven duyan veya yaşadıkları seküler toplumda, takdir haklarını kullanarak içinde bulundukları durumu, tokalaşmayı gerektirici; koruyucu veya manevi yarar sağlayıcı bir neden olarak değerlendiren mümin kadınlar ve erkekler ise İslâm adına asla yerilmemelidir. Hiç şüphesiz huzurunda sorgulanarak niyetlerimize ve amellerimize göre yargılanacağımız otorite yalnızca Allah’tır.
Futbolda yaz transfer dönemi sona erdi. Bu süreçte birçok takım önemli hamleler yaptı ve kadrolarını…
Gazze, Batı Şeria ve Lübnanda futbol turnuvası hakkında son gelişmeler. Gazze, Batı Şeria ve Lübnanda…
Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük iddiaları gündemde. 7 zanlı tutuklandı ve soruşturma devam ediyor.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde 7 beldeyi topçu ateşiyle hedef aldı. Bu saldırının arka planı ve…
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Bal üretiminde dünyada ikinci sıradayız hakkında son gelişmeler. Tarım ve…
Trabzonspor, Ali Habeşoğlunu kadrosuna kattı hakkında son gelişmeler. Trabzonspor, genç yetenek Ali Habeşoğlunu kadrosuna dahil…
View Comments
Valla ,bu konuds gözlemlediğim bir ismin çok tuhaf davranışını yazmadan edemedim ! AKP Gurp Başknavekili SIkna*Baş Başörtülü Özlem Zengin Hanımefendi pek çok ortamda mahremi olmayan erkek parlementer olsun büroratolsun insanlarla bir araya geliyor ve mahremi olmayanlarla asla tokalaşmıyor ! Ama, kendisine mahrem olmauyan bir şahsın önüne gelen hemen her kasınla tokalaşmasını çok normal kabul ediyor ki, onu şahsına lider-komutan edinmiş !.. Çok tuhafıma gittiği için yazayım dedim !
Denmiş ki ; "İslam bilginlerinin bir bölümü de aralarında mahremiyet ve evlilik bağı bulunmayan karşı cinsler arasındaki cinsel haz amacı gütmeyen tokalaşmaların temelde helâl olduğu görüşündedirler.Bir önceki maddede özetlenen açıklamalar ışığında bizim katıldığımız görüş de budur." B,ryaşıam daha g,rd,ö ! Bugüne kadar birbirlerinin mahremi olmayan karşı cinslerin tokalaşmasıan cevaz veren hiç bit kitaba rastlamamıştım ! Nrymiş "cinsel haz gütmryrn tokslşösuöış <!" Yav ,cinslerin "cinsel lhaz" taşıyıp-taşımadığını nerden analaycan ? Var mı bunu tesvit edebilme imkanınız ? Bu kadara kargalara bile kahkaha attıran ABSÜRD ve KOMİK bir gerekçeolabilri mi? Ne diyelim ! Kıyamet Alametisiniz vesselâm kıyamet !
Teşekkürler Hocam. Allah razı olsun. Tüm ayrıntılarıyla açıklamışsınız. Elinize kaleminize yüreğinize sağlık. Rabbım sizlere hayırlı ömürler versin
Konu hakkında kapsamlı bir inceleme :
Kadınlarla Tokalaşmanın Hükmü, Kadınlarla Tokalaşmanın Haramlığının Delilleri, Kadınlarla Tokalaşmanın Helal Olduğunu Söyleyenlerin Delilleri, Peygamberimiz Kadınlarla Tokalaştı Mı, 4 Hak Mezhebin Kadınlarla Tokalaşmanın Hükmü Hakkındaki Fetvaları Ve Kaynakları, Zaruret Kavramı Hakkında
Soru: Bir arkadaş ortamında kadın ve erkeğin tokalaşması ile ilgili bir mevzu olduğu, herkesin geldiğimce bir şey öğrendiğim ama çok yeterli olup olmadığı hakkında. Bana deliller ve daha tatmin edici fiyatları verebilir misiniz?
el Cevab: Kadınlarla Tokalaşmanın Hükmü Nedir Sorusuna Verilen Cevaptır.Soruya Verilecek Cevap Aşağıdaki Çerçevede Olacaktır.
Giriş:
Hükmünü İnceleyeceğimiz Konunun Çerçevesi Nedir?;
-
Akil-baliğ, hür ve üyelik şartları üzerinde istedikleri, istedikleri takdirde şer i açıdan evlenmeleri caiz olan Müslüman erkekle Müslüman bir kadının tokalaşmakta selamlaşmaları mümkündür.
Bunun da temeli kadının erkeğe, erkeğinin kadına dokunması, ten temasıdır.
Sinni iyas (ilerlemiş yaşları) kategorisinden kesilmiş kadınlar, yaşlılıktan dolayı şehvet etmiş kişiler, cariye ya da köle durumu olanlar (esirler, savaş tutukluları, hapishanedekiler, kaçırılarak bir yerde alıkonulanlar) hür olmayanlar, zaruret şartlarının bir durumda bulunup da tokalaşmak veya dokunmak özel durumlarında kalanlar tartışma dışıdır.
Bu konuların onun birinin İslam fıkhında kendine özgü ek hükümleri vardır.
1-Tokalaşma (Musafaha) Nedir: Elin İç Kısımlarının Birbirine Değdirilmesi Suretiyle Selamlaşmaktır.
2-Yabancı Kadın Kimdir: Bir Erkeğin Evlenmesinin Caiz Olduğu Buluğa Ermiş Kadındır.
3-İslam Fukahasının Yabancı Kadınla Tokalaşmasının Hükmü Hakkındaki Fetvaları: Başta 4 Mezhebin Fukahası Olmak Üzere İslam Alimleri Kadınla Erkeğin Tokalaşmak Suretiyle Selamlaşmalarının Helal Olmadığında İttifak Etmişlerdir.
İslam Fukahasının Tamamı Yabancı Kadınlarla Tokalaşmanın Haram Olması İttifak Etmişlerdir. (Detayı Gelecek)
4-Cevaz Verenler Kimlerdir: Türkiye'den Hayreddin Karaman Hoca Ve Ona Uyanlar, Hizbut Tahrir Örgütünün Kurucusu Takıyyuddin En Nebhani
5-Kadınlarla Tokalaşmanın Haramlığının Delilleri Nelerdir (Detayı Gelecek)
6- Kadınlarla Tokalaşmanın Caiz Olduğu Söyleyenlerin Delilleri Nelerdir
Söylenecek Söz Şudur;
Üç Açıdan Kadınlarla Tokalaşmak Caiz Değil Ve Haramdır.
-Konu Hakkında Açık Yasaklama İfade Eden Hadislerin Sahih Olması Ve Bunun Gereği Olarak Tokalaşmasının Haramlığı.
-Peygamberimizin Yabancı Kadınlarla Hiç Tokalaşmamış Olması Ve Tokalaşmayacağını Söylemesi Ve Bunun Delaletiyle Kadınlarla Tokalaşmanın Haram Olması
-İslam Fukahasının Ve 4 Büyük Mezhep Ulemesinin Yabancı Kadınla Tokalaşmanın Haramlığında İttifak Etmiş Olmaları Ve Bugün Kadar Hiçbir İslam Aliminin Kadınlarla Tokalaşmaya Cevaz Vermemesinin Manası, Cevaz Verenlerin Şaz Bir Ortaya Attıklarına Delil Oluşudur.
5-Kadınlarla Tokalaşmanın Haramlığının Delilleri Nelerdir (Detayı)
A -Konu Hakkında Açık Yasaklama İfade Eden Hadisler
1. Delil: Ukeyle Bint Ubeyd Hadisi :
Peygamberimiz, '' Kadınların Ellerine Dokunmam '', buyurdular.[1]
2. Delil: Ma'kal B. Yesar Hadisi:
' 'Sizden Birinizin Dokunmasının Helal Olmadığı Bir Kadına Dokunmasındansa Başına Demirden Bir Tarakla Vurulması Yeğdir' '. [2]
3. Delil : Ebu Hureyre Hadisi:
''Adem oğluna zinadan nasibi mutlaka ulaşacaktır. Gözlerin zinası harama bakmaktır. Kulakların zinası haram olan şeyleri dinlemektir. Dilin zinası haram olanla konuşmaktır. Elin zinası ise dokunmak temas etmektir. Ayakların zinası harama yaklaşmak için yürümektir. Kalpte harama heves olur ve heveslenmek yapmak ister. Vücud ise ya şehvete tabi olup heveslendiği her şeyi ya da bundan uzak durur, ya da yapamazsın'' .
Hadis Biçimli Lafızlarla Buhari.[3] Ve Müslim De[4] Rivayet Edir.
4. Delil: Önerimiz Bir Gereklilik Olmadıkça Yabancı Kadına Bakmayı Yasaklamıştır. Bu Çerçevede Her Bakılması Haram Olan Kadına Dokunulması Da Haramdır.
Cerir B Abdillah Hadisi;
''Efendimize Bir Anlık Bakmayı Sordum, Hemen Bakışını Oradan Ayır'' Buyurdular. [5]
Ali B. Ebi Talip Hadisi;
''Ey Ali Yabancı Kadınlara Bakılmaz. Bir Bakışın Ardı Sıra İkinci Bir Bakışla onlara bakmalısın. Birinci Bakış Da Günah Yazılmazsa Da Peşi Sıra Olan Bakışa Yazılır' '. [6]
5. Delil: Umeyme Bint Rukayka Hadisi;
''Umeyme Bint Rukayka Bir Kadın Grubuyla Efendimize Beyat Etmeye Gelmiş Ve Allah Şirk Koşmamak, Hırsızlık Yapmamak, Zina Etmemek, Çocuklarını Açlık Korkusuyla Öldürmemek, İftira Da Hiçbir Surette Bulunmamak Ve Allah Rasulune Emirlerinde İtaat Etmek Üzerine Beyat Etmiş Sonra Da Efendimiz Gücünüz Yettiğince İnşallah Demiş Erkeklerde Olduğu Gibi Musafahalaşarak Beyat Etmek İstemişler Ama Efendimiz Ben Kadınlarla Musafahalaşmam satın almışlardır''.[7]
Hadisin Tokalaşmasının Caiz Olmamasına Delil Olma Vechi;
Beyat Ederken Erkeklerle Tokalaşıldığı Gibi Caiz Olsaydı Kadınlarla Da Tokalaşırdı.
Kadınlarla Musafahalaşmam Sözünü Beyatlaşma Ritüelinde Kadınlarla Tokalaşmaya Gerek Yoktur, Ama Başka Zamanlarda Tokalaşılabilir Manasında Söylememiştir. Ben Kadınlarla Tokalaşmanın Sözü Tokalaşmanın Caiz Olmaması Sebebiyledir. Bunu Efendimizin Hayatı Boyunca Hiçbir Yabancı Kadınla Tokalaşmamış Olması Da Ayrıca İsbat Eder.
B-Peygamberimizin Yabancı Kadınlarla Hiç Tokalaşmamış Olması Ve Tokalaşmayacağını Söylemesi Ve Bunun Sabit Oluşu
1. Delil: Abdullah B. Amr B. El As Hadisi;
''Peygamberimiz Kadınlarla Beyat Ederken Tokalaşmazdı ''. [8]
2. Delil: Nehye Bint Abdullah El Bekriye Hadisi;
'' Peygamberimizi Ziyarete Babamla Birlikte Gittik. Peygamberimiz Erkeklerle Beyatlaştığında Onlarla Tokalaştı Kadınlarla Beyatlaştığında Onlarla Tokalaşmasıydı .'' [9]
3.Delil: Esma Bint Yezid Hadisi;
' 'Ben Kadınlarla Tokalaşmam'' , Buyurmuşlardır. [10]
4. Delil: Asrı saadette Medine'ye hicret eden mümin kadınlar Allah Teala'nın emriyle peygamberlerimiz tarafından imtihan ediliyorlardı. Bu imtihan efendimiz tarafından kendilerine neden hicret ettiklerine dair soru sorulması şeklindeydi. Sadece Allah ve Rasulunun emrine uymak için hicret uygulamaları ikrar edenler imtihanı doğru cevaplamış oluyorlardı. Bu doğru cevap üzerine efendimiz de düzenli olarak Allah'a ve Rasulunu emirlerine uyum çerçevesinde beyatlaşıyordu. Bu beyatlaşmade esas olan iman sahibi olduğundan dolayı Medine'ye hicret etmeyen kadınların Allah ve Rasulünün emirlerine kayıtsız şefaatsiz itaat edeceklerine günlük sözlü ifadede bulunmalarıydı.
Efendimiz bunu ifade edenlere tamam selam bu konuda beyatleştik buyururlardı. Bu beyatlaşmalarda efendimizin eli asla bir kadın eline değmemişti.
(ayet : يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا إِذَا جَاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّ …)[11]
Bu ayetin tefsiri için; [12]
5. Delil: Aişe (ra) hadisi;
''Peygamberimizin eli yabancı bir kadının eline hiç değmemiştir''.
Efendimiz Hz. Aişe'nin de söylediği gibi bu beyatlarda hiçbir surette hiçbir kadınla tokalaşmamış eli kadınların ellerine değdirmemiştir. Kadınlardan alınan beyatleri sözle alınmıştır.[13]
C- İslam Fukahasının Ve 4 Büyük Mezhep Ulemasının Yabancı Kadınla Tokalaşmasının Haramlığında İttifak Etmiş Olmaları:
1- Hanefi mezhebi fukahasının fetvaları;
- ''Şehvetten emin olunsa bile yabancı kadının yüz ve ellerine dokunulması helal olmaz'' . [14]
-''Yabancı kadına dokunmak kadın gençse, şehvetle olsun şehvetsiz olsun haramdır. Kadın yaşlıysa şehvetten emin olunuyorsa onunla tokalaşmak caiz olabilir. Kadının ya da erkeğinin şehvet duyma ihtimali varsa cevaz durumu ortadan kalkar''. [15]
- ''Yabancı kadının ancak el ve yüzüne bakılabilir. Elbette şehvetten emin olmak şartıyla. Şehvet oluşma durumu varsa, bu ancak mahkeme hakimi, söylenenler vs için caiz olur. Ama bunların bile kadına dokunmaları caiz değildir. Şehvetten emin olunması durumu olsa bile'' .[16]
- ''Kadının dünyasının ya da eline şehvetten emin olunsa bile dokunulması helal olmaz'' .[17]
-' 'Eline ya da dünyanın görünürlüğü şehvetten eman durumu olsa bile caiz değildir. [18]
''Ele ve yüze dokunulmasına karşı bu iki uzva dokunulması helal olmaz'' .[19]
Not: ''la yehillu'' ifadesi ''helal olmaz'' diye tercüme edildi. Ama "fıkıhta helal olmaz demek, haramdır" demektir. Helalin zıddı haramdır.
(Hanefi mezhebi dışındaki mezheplerin fetvalarının sadece kaynakları ve sayfalarını değiştirmesi.)
-Maliki fukahasının fetvaları; bk. [20]
-Şafii mezhebi kaynakları; bk.[21]
-hanbelilerin fetvaları için; bk.[22]
6- Kadınlarla Tokalaşmanın Caiz Olduğu Söyleyenleri Delilleri Nelerdir
(Hayreddin Karaman hoca ve Takiyyuddin en Nebhani ve onlara uyanlar kadın erkek tokalaşmasına cevaz verirler. Hayreddin Karaman'ın gösterdiği ve delilleri için tıklayınız;
Nebhani'nin bu çalışmayı ifade ettiği kaynak için bk.[23]
1- "Allah Resulü (sa) kadınlarla musafahanın haram kılındığı denilmektedir ama peygamberlerimizin bunu haram kıldığına dair hadis yoktur.
2- "Erkek, biriyle evlenmesi caiz olan bir kadınla tokalaşırsa, ahirette avucunun içine kızgın demir/cıva eriyiği konarak cezalandırılacağı" nı ifade etmeyen söz hadis değildir, uydurmadır.
3- Peygamberimizin, kadınlarla -bey'at yaparken- el ele tutmadığı şekilde bir bilgimiz var. Bu, haram kılmadığını göstermez; başka delillere ihtiyaç vardır.
4- Peygamberimizin ve sahabenin yaşlı kadınlarla musafaha (tokalaşma) olayları bilinmektedir.
5- Fıkıhçılar "kadınla erkeğin musafahası" konusu "kıyas" ile hükmedmişler şehvetin söz konusu olmadığı ele dokunmak (musafaha) caiz olmalıdır.
6- Esasen Kur'an'da veya sünnet kaynağında açıklanmış böyle bir raporun mevcut olduğunu, bu fıkıhçıların kendi ictihadlarına (yorumlarına) dayanma hızı yukarda zikrettik.
7- Özellikle canlı kadınların ellerini uzatırken Müslüman erkeklerin karşı tarafına imanına, din duyusuna zarar vermemek için musafaha yapmalıdırlar.
Kadınlarla Tokalaşmanın Caiz Olduğu Söyleyenlerin Delillerinin Kritiği;
İddia 1: -"Allah Rasûlü (sa) kadınlarla musafahanın haram kılındığı denilmektedir ama peygamberimizin bunu haram kıldığına dair hadis yoktur.
Kritik: -Kadınlarla tokalaşmak efendimiz tarafından men edilmiş, elin zinası olarak nitelenmiş, hiçbir suretle de yapılmamış, özellikle uzak durulmuş bir fiildir. Bu caiz olsa, haram olmasa efendimiz bundan sakınmaz ve ömrü boyunca uzak durmazdı.
-Efendimiz yukarıdaki kaynaklarla alıntıladığımız hadis rivayetlerinde, toplam ortamların çoğaltılmasına rağmen kadınlarla tokalaşmamış, ''bizimle tokalaşarak beyat etmeyecek misin'' diye tokalaşmak taleb edilmemesine rağmen, ''ben kadınlarla tokalaşmam'' buyurmuştur. Bu davranışa muhalafet etmeyen hiçbir sahabi yoktur. Bu ise kadınlarla tokalaşmanın hükmünü beyan eden açık bir delildir.
-Açıkça tokalaşmaya davet edilmişken, bundan geri tokalaşmaması; Peygamberimizin bunu haram kıldığına dair delil yoktur, normal nitelemeyi çürütür.
İddia 2: -"Erkek, kendisiyle evlenmesi caiz olan bir kadınla tokalaşırsa, ahirette avucunun içine kızmış demir/cıva eriyiği konarak cezalandırılacağı" nı ifade etmeyen söz hadis değildir, uydurmadır.
Kritik: Bu rivayeti şurunbilali ile ilgili olarak nakletmişse de İmam ez Zeylai hadisi bu şekilde görmemiş demiş aynı şekilde İbn Hacer el Askalani görmemiştir.
- ''Kadınlarla tokalaşmak caizdir'' demek için bir aslı olmayan ya da bulunamayan rivayete dayanılarak bu rivayet asılsızdır, o halde onun üzerine bina edilen hükümde asılsız olur demek; Cevaz verenlerin delillendirmelerinde ki ciddiyetsizliğe delil olsa gerektir.
-Eline civa eriyiği konur... işaretli tercümesi de ilginçtir.
-Makal b. Yesar hadisi, (''sizden birinin kendisine dokunmasının helal olmadığı bir kadına dokunmasındansa başına demirden bir tarakla vurulması yeğdir'') sahihtir. Acaba ondan neden sarf edildi.
Elin zinası ise dokunmak temas etmektir. Ebu Hureyre hadisi sahihdir. Acaba tesadüfi olarak dikkat edilmemiştir.
İddia 3: -Peygamberimizin, kadınlarla -bey'at yaparken- el ele tutmadığı şekilde bir bilgimiz var. Bu, haram kılmadığını göstermez; başka delillere ihtiyaç vardır.
Kritik: - ''Peygamber boyutu ne yükseltse onu alın nelerden sakındırdıysa ondan uzak durun'' ayeti;
efendimizin ömrü boyu uzak durmuş olduğu bir fiil, tokalaşma davetini geri çevirmesi, elin zinası kadının tenine değmektir demesi, sizin birinizin kendisine dokunmasının helal olmadığı bir kadına dokunmasa demirden bir tarakla vurulması yeğdir, demesi karşı başka bir delil olduğunu gösteren insanın fetvası ihtiyatla karşılanmayı gerektirir.
-Mesele, -haramdır diyebilmek için konu hakkında apaçık hüküm ifade etmeyen nas gerekiyorsa- yapılması durumunda, bu sorgulamanın usulü fıkıh açısından bir vechi yapılabilir.
Ama böyle bir talebi izhar edip, akabindede mahzurluya da onca sübut olarak hadis varken ''caizdir'' hükmüne varılınca, bunun yaşadığı toplumdaki dinleme ve değerleriyle kayıt edilmeyen kişilerin bilgilerini dikkate almaktan kaynaklanan bir kasıtlı hata ve karmaşıklığın sonucu olduğu hatırlanmıştıri insanda uyanmaktadır.
İddia 4: -Peygamberimizin ve sahabenin yaşlı kadınlarla musafaha (tokalaşma) olayları bilinmektedir.
Kritik: Böyle bir delillendirme yapmak ''tartışma zemininin dışına çıkmak'' olacaktır. Ve kıyaslama hatalıdır.
Yaşlı hanımlar ''iyas yaşı''na ulaşmış kadınlardır. koşullarının istikrarı sabittir.
Bizim, üzerinde tartıştığımız mesele ise; Şehvet duyulsa da duyulmasa da akil Baliğ bir erkeğin, akil Baliğ bir kadınla tokalaşmasına cevaz verilmesi meselesidir.
İddia 5: -Fıkıhçılar "kadınla erkeğin musafahası" konusu "kıyas" ile hükmedilmişler şehvetin söz konusu olmadığı sürece ele dokunmak (musafaha) caiz olmalıdır.
Kritik: Bu delillendirme de bugünün medeni hayat normlarına göre yaşayanlara, İslami güzel gösterme endişelerinin ürünüdür.
-Fıkıhçıların bu hükümlerinin oranları da nedir. Ortada açık bir uyarı ve efendimizin asla yapmayıp gücünden kaçındığı bir fiil vardır. Ve efendimizin tutumundan kaçınması usul ve fıkıh kuralları açısından tahrim, haramlık karinelerindendir. Ayeti kerimede ''zinaya yaklaşmayın'' el İsra 32 buyurulmuştur. Bu zina yapmayın denilmesinden daha keskin ve hikmetli bir yasaklamadır. Ayet zinaya gidilecek amel ve konumlarda bulunmak ve yapılmasını içermektedir. Tokalaşmanın yasaklanması da bu çerçeve de mütalaa yapılmalıdır.
İddia 6: -Esasen Kur'an da veya sünnet kaynağında açıklanmış böyle bir gerekçenin mevcut olduğunu, bu fıkıhçıların kendi ictihadlarına (yorumlarına) dayanarak yukarda zikrettik.
Kritik: Bir konuda bir delil olarak öne çıkan verinin butlandan iddianın ispatı da butlanı da gereksiz. Bu türdeki diğer delillere bakılır. Ama konu hakkında başka delil yokmuş gibi zayıf olduğu vehmedilen delillendirmenin üzerine asrı saadetten bu gün Müslümanların amel edegeldikleri yabancı kadınla tokalaşmadan hedefe ameli reddedilmekte, laik bakış açısı paralelinde bir kadın erkek ilişkisi hukuku yolu ve imkanı aranmaktadır.
İddia 7: - Özellikle yabancı kadınların esnekliklerinde Müslüman erkeklerin tarafına karşı imanına, din duyusuna zarar vermemek için musafaha yapmalıdırlar.
Kritik: Müslüman erkekler Müslüman kadınlarla tokalaşması manası da yapılabilecek bir söz ne derece ilmidir.
Gayrimüslim olan ya da dindar olmayan kadınlarla tokalaşın tavsiyesinde bulunma manasına gelen ne hazin bir söz.
Ek değerlendirme:
Genç kadın ve genç erkek şehvet duymadan tokalaşsalar buna mani bir dini nas yoktur şekilli cevaz verenlerin delillendirmesinin eleştirisi için şu örnek ironisi sizler için iyice aydınlatıcı olacaktır.
Genç bir kadınla genç bir erkek dans devam edecek olsalar, dans türü de halk oyunu olsa, sadece arada bir erkekle kadın el ayalarını birbirlerine değdirerek ya da vurararak birbirlerine ya da yana yana dans etseler, bu dans da okuldaki eğitilmiş ve tercihli olarak katılınan bir ders olsa; bu kadınla bu kişilerin ellerini birbirlerine değdirmeleri caiz olur mu?
- Bu kişilere cevaz verenlerin, - caizdir çünkü peygamberlerimizden açık bir yasaklama yok olanları ve diğer delilleri uygulasak; cevabın vehameti ortaya çıkar.
-Kadının erkek tokalaşmasında zaruretten bahsedilemez. Efendimiz kesinkes yasaklamadı da denilemez.
-Birbirleriyle evlenmeleri caiz olan kadın ve erkekler orada oynayabilirler ama şamazlar denilemez. Halk oyunu oynarlar ama bu oyun sadece ellerini değdirebilirler denilemez. Halk oyunu olabilir ama tango vs. oynanamazlar denilemez.
-Ellerini birbirine değdirmeleri gereken bir oyun oynayabilirler ama testettüre riayet edilebilirler denilse ne kadar komik olursa, şehvet duymamaları şartıyla tokalaşmalarına bir engel nas mevcut demekte o kadar komik olacaktır.
Mülahaza: Peygamber (sav) kadınlarla tokalaşmamıştır. Alimlerin bir kısmı efendimiz (sav)'ın bu tutumunun şahsı ile ilgili bölümleri olup, ancak bazı kısımları sağlayıcı garantilidir. Zaruret yoksa el sıkışmamak ihtiyata en uygun olanıdır.
el Cevab:
giriş 1:
Ersan Urcan'ın notunda, bir yanlış ifade vardır. Alimlerin bir parçası, peygamberimizin tokalaşmasının kendine özel bir hüküm olduğunu söylemeleri diye bir şey yoktur. Bunu söyleyenler, son dönemlerde laik-demokratik tarzda yaşayan ve devlet hizmetleri bulunan akademisyenlerdir.
-İslam alimlerinden bu güne kadar bu harama cevaz veren olmamıştır.
Şu anda 2:
Zaruret kavramı hakkındadır. Zaruret, bir Müslümanın yapmadığı takdirde öleceği ya da bir uzvunun telef olacağı ya da tedavide kalıcı bir yaralanmanın oluşacağı bir durumla karşı karşıya kalacağında; o değişikliklerden kurtulmak için bazı haramların yapılması halidir. -gülünç bir durum ki; Kadınlarla tokalaşmakta bir beis yoktur diyenler, konu hakkında yasaklayıcı bir hüküm yoktur. Efendimiz tokalaşmamıştır ama yasaklamamıştır, diyerek cevaz fetvası verdikten sonra zaruret koşullarında oluşan kadınlarla tokalaşmak caizdir, gibi sözler söylüyorlar. Zaruret demek o fiilin ya da sözün haram olduğunu takip eden itirafta bulunulmasını gerektirir...
-Zaruret bir ''İslam fıkhı'' kavramıdır ve manası; ''Karşınızdaki insan yanlış anlayacaksa, bazı haramları işleyebilirsiniz'' demek değildir.
Müslümanlar bilirler ki; Allah'a isyan edilerek mahlukunun gönlünü yapmak gibi bir fiil özülmemiş bilakis yerleştirilmiştir kınanmıştır.
Burada bir İslam memleketidir. Ve bu memleketin insanlardan kadın erkek tokalaşmasının haramlığını bilmeyen yoktur. Yabancı bir kadının öpmenin haram olduğunu bilmeyen de yoktur. Zina öğrenenlerin haram olduğunu bilmeyen yoktur.
-Ama tarihleri içerisinde devlet dairelerinde başörtüsü yasaklanmış, namaz kılınmıştır. Bir insan Müslüman mı (dindar mı) değil mi tutulabiliyor için ateist yöneticiler, dindar çalışanlara eziyet için onları kadınlarla tokalaşmak durumu gibi doğada bırakıyorlar. (Allah onları affetmesin. âmin)
Bu durum zarurete girer mi diye tartışılmış, işte o zaman.
-Önce bazı ihtiyaçlar zaruret mesabesindedir, kaidesi ileri sürülerek devlet görevlerinden atılmamak için memurlara kerhen amirlerinizle tokalaşabilirsiniz fetvası verenler olmuştur.
Bu konuştuğumuz konuların konularıdır. Ve iyi bilmediğiniz bir konuda ''bu haramdır, bu helaldir demekten uzak durmanız gerekir.
Mülahaza:
-Önder kardeş ana kaynaklara bakarsan bir cariyenin peygamber (sav)in elinden tutarak bir yere götürdüğü ile ilgili ibareleri de yönetir. Fetavel muasıra diye Zuhaylı'nın bir eseri var orada da bu fetva sorulmuştu. Uygun bir şey demedik zaten. Sadece bir şeyin haram olması için ya ayet lazım ya da delaleti ve Subuti kati bir nas olmalı... Mesela sakal kesmenin haram olduğunu söylüyorlar de aynı hataya düşüyor... Sakal bırakmayı kesmez ama kırmak haramdır diyemezsiniz... Ayrıca ayette la tesuıfu elsınetukum haza helalun ve haza haramun. Litefteru alAllahıl kezıb.... Umarım mesaj anlaşılmıştır...
el Cevab:
Cariye efendimizin cariyesi mi? (Kaynaktan tam alıntı yapın ki bakabileyim. Cariye küçük kız çocuğu manasına kullanılır. Her iki halde de cariyenin elini tutmak tartışma dışıdır. Giriş bölümü tekrar okuyun.)
Bir şeyin haram olması için tek kural konu hakkında haramdır şeklinde bir delil olması lazımdır mı diyorsunuz. Elbette böyle bir şey söz konusu değildir. Çünkü kadınların erkeklerle tokalaşması diye bir hadis yoktur.
Sizin ifadenize göre tokalaşmanın haramlığının anlaşılması için ''tokalaşmak haramdır'' şeklinde ayet ya da mütevatir hadis mi olması gerekiyor. Giriş bölümünde ifade ettim. Meselenin özü, evlenmesi caiz olan belirli niteliklerdeki kadın ve erkeğin on meselesi açısından durumlarının hükmüdür.
On maddenin haram olması helal midir? On koşulun belirli koşulları haramdır. Zina nikahı akdi olmaksızın olan on temastır. Eğer cinsel ilişki içeriyorsa ayrıca ceza gerektirirse bir büyük günah olur. Tokalaşmanın, kalıcılığının, el öpmenin, koklamanın, videolarını izlemenin hükmünü de yine bu asla göre veriyoruz ve onlarda haramdır. İslam fukahası da bu açıdan belirli bir işbirliği tokalaşmak haramdır. Mesele burada sonra başlıyor. Kadınlarla erkekler tokalaşabiliyorlar mi diye efendimizin ben kadınlarla tokalaşmam diyor ve hiçbir yabancı kadınla tokalaşmadığı sabittir. Elin zinası da tokalaşmak hadisi de sabittir. Bunları yukarda açıklamıştım. Açıkladığım konuların konusu hakkında apaçık nas olmadığını ifade eder niteliktedir.
Ama konu davranışının hüküm efendimizin işleyişi ve tokalaşmak isteyenleri reddetmesi, istekler karşı karşıya kaldığında ayıp olur utanırlar vs. diye düşünmemesi, kaçınması haramlık karineleridir. Ben kadınlarla tokalaşmam sözü de konu hakkında apaçık bir tavırdır. O dönem ortamında zinaya yaklaşmayın denilerek zina fiilen işlenirken yasaklanmış zinanın başlangıcısü dolgu de min babi evla yasaklanmıştır. ''Allaha iftira etmek.'' ile ilgili ayeti bu konuda yazmanız ise nezaketsiz bir delillendirme olmuş. Yazdıkları delillerle dolu. Vechul istidlallerle ödüllendirildi.
Tek haramlık hükmü verme aslı; bir yayılımın açık nas varlığı lafı; mebadi seviyesinde usul okumuş bir adam lafıdır. Allaha iftira sebebi lanettir. Bu yazılanları yazan bir insan Allah'a iftira etmekten korkmayacak bir insana mı benziyor.
Ayeti Nereden aldınız acaba ayetleri bir konu da delil olarak kullanarak de ayetleri yazarken de doğru yazmalısınız. Böyle yazdınız. ''La tesuıfu elsinetükum haza helalun ve haza haramun. Litefteru alAllahıl kezıb.... '' Ama ayetin doğru yazılışı söylemelidir.
وَلاَ تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَذَا حَلاَلٌ وَهَذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُواْ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ لاَ يُفْلِحُونَ {النحل/116}
[1] el Elbani, Sahih el Camii's-sağır, ıı.1205 h no: 7177 2 el Elbani, Sahih el Camiis Sağır, II. 1205 7177. Ayrıca bkz. et Terğib ve't-Terhib, ıı. 39 sn.
[3] İbn Hacer el Askalani, Fethul Bari, xı.504. Ayrıca bkz. Ahmed b. Hanbel, el Müsned, II.349; el Iraki, Tarhu't-Tesrib, VIII.21.
[4] tr Nevevi, Şerh Sahih Müslim, XVI. 205 vd.
[5] en Nevevi, Şerh Sahih Müslim, XIV. 139 sn.
[6] Ebu Davud, es Sünen, II.246; et Tirmizi, es Sünen, v.101; Ahmed b. Hanbel, el Müsned, c. 353; el Hakim, el Müstedrek III. 194.
[7] et Tirmizi bu rivayete hasen –sahih derecesindedir hükmünü devre dışı bırakın. et Tirmizi, es Sünen, IV. 152 sn. İbn Kesir bu rivayete sahihtir demiştir. İbn Kesir, Tefsiru'l-Kurani'l-azim, IV.352 s.
Bu hadis hakkında bkz. İbn Abdürrezzak, el Musannef, VII.6s. H no: 9826.
[8] Ahmed b. Hanbel, el Müsned, II. 213 saniye; İmam el Munavi bu hadisin defterlerinin hasen derecesinde olduğunu ifade eder. el Munavi, Feydul Kadir, V. 186 s.
[9] Bkz. İbn Hacer,Telhis el Habir,IV. 169 sn.
[10] Bkz. İbn Hacer, Fethül Bari XIII. 204; karşılaştırmanın; İbn Hacer, el İsabe IV.235; İmam Malik, el Muvatta 1842; İbn Mace, es Sünen,H no: 2874 .
[11] el Mümtehine 10
[12] el Kurtubi, Ahkamu'l-Kuran XVIII. 62 saniye; Bu oluşum Buhari'nin rivayeti için Fethu'l-bari şerh Sahih el Buhari, XI. 345 vd.; tr Nevevi, şerh Sahih Müslim'e XIII.10 s. başvurulabilir.
[13] İbn Hacer,Fethul Bari Şerh Sahih el Buhari, X. 261 s.; tr Nevevi, şerh Sahih Müslim XIII. 10 .Ayrıca bakınız el Elbani , Sahih Sünen ibn Mace, h no: 2324.
[14] el Merginani, el Hidaye, VIII. 460 - (el Hidaye maa Tekmilet şerh Feth el Kadir)
[15] es Semerkandi, Tuhfetul Fukaha, III:334 s.
[16] el Meydanı, el İhtiyar li ta'lil el Muhtar, IV. 156 sn.
[17] ibn Abidin, el Haşiye VI. 367
[18] ez Zeylai, Tebyinul Hakayik ,VI.18
[19] el Kasani, el Kasani Bedaius Sanai, VI .2959.
[20] el Kurtubi, Ahkamul Kuran, IV. 1791; Arıdat el Ahvazi VII. 95; el Munteka Şerhul Muvatta; VII. 308.
[21] en Nevevi, el Ezkar, 228 s.; İbn Hacer, Fethul Bari XVI. 330 sn.
[22] Menaru'nun Sebil II.142'si
[23] en Nizam el İctimai fil İslam s. 35
Konu hakkında son noktayı koyalım !Ali Rıza Hocamız bu konuda maalesef doğru düşünmüyor ! Bir defa "Cinsel haz" duymadan tokalaşma olabiliyorsa veya olacaksa, insanalrın içinde bunu yapabilecek ahlak seviyesindeki ilk şahıs Peygamber Aleyhisselâmdır. E bakıyoruz Peyg<amber Efendimiz ömrü boyunca hiç namahrem kadın eli tutmamış-tokalaşmamoş ! Hal böyle iken, biz kimiz ki, kalkmış "Cinsel Haz duyulmadan tokalaşma olabilir diyebiliyoruz ? Kaldı ki, bu cinsel haz dürtüsüne hiç kimse bir başkası için karar da veremez, hüüm de veremez ! Yani, hiç kimsenin bir başka birisi için cinsel haz duymayacağına dair bir tasarrufu olab-lir mi ? Olamaz ! Şu halde, tokalaşan he riki cins için "cinsel haz duymuyorlarsa" şartı havada kalmaya mahkum absürd bir şarttıt diyoruz ! Acizane söyleyecekleim bu kadar!