
KARAMAN – Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle görev yeri değişen Karaman Valisi Mehmet Fatih Çiçek, şehirden ayrılmadan önce yaptığı veda konuşmasında hem duygusal hem de anlam yüklü ifadeler kullandı.
Bir yöneticiyi büyük yapan, oturduğu koltuğun yüksekliği değil; o koltuğu bir emanet olarak görebilmesidir.
Karaman Valisi Mehmet Fatih Çiçek’in veda konuşmasını dinlerken aklımıza sadece bir bürokratın vedası gelmedi. Aslında dinlediğimiz şey; makamın geçiciliğini bilen, hesap gününü unutmayan ve görevini yalnızca devlet adına değil, Allah’ın huzurunda taşınan bir emanet olarak gören bir idare anlayışının sesiydi.
Bugün toplum olarak en çok özlemini duyduğumuz şey de belki budur.
Çünkü makamlar insanı büyütmez; insan, makama değer katar.
Kur’an-ı Kerim‘de emanetin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğu haber verilir. Bu bilinçle hareket eden bir yönetici, vatandaşına tepeden bakamaz. İnsanları rakam olarak göremez. Onların acısını, sevincini, derdini ve duasını kendi sorumluluğunun bir parçası olarak görür.
İşte gerçek kamu hizmeti anlayışı da tam burada başlar.
Vatandaşın kapısını çalmaktan çekinmeyen, çarşıda pazarda halkın arasına karışabilen, makam odasının duvarlarını değil, gönüllerin kapısını açmaya çalışan yöneticiler unutulmaz. Çünkü insanlar yapılan hizmet kadar, kendilerine gösterilen samimiyeti de hatırlar.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, isimleri hayırla anılan idarecilerin ortak bir özelliğini görürüz: Onlar makamlarını bir üstünlük vesilesi değil, bir hizmet fırsatı olarak gördüler.
Oysa kibirle yükselen makamlar, alkışlarla dolan salonlar ve geçici güç gösterileri tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gider. Geriye ise sadece insanların duası veya bedduası kalır.
İslam’ın yönetim anlayışında idarecilik bir imtiyaz değil, ağır bir mesuliyettir. Hz. Ömer’in, “Fırat kıyısında bir kuzu kaybolsa hesabı Ömer’den sorulur.” sözü, sadece bir yöneticinin hassasiyetini değil; bütün çağlara örnek olacak bir yönetim ahlakını anlatmaktadır.
Bugün de milletimizin beklentisi budur.
Makamına güvenen değil, Rabbine güvenen…
Yetkisini öne çıkaran değil, adaletini konuşturan…
Protokolün değil, halkın içinde yürüyen…
Korku salan değil, güven veren yöneticiler…
Çünkü halkın gönlüne girmeyen hiçbir yönetici, tarihin gönlüne de giremez.
Ve unutulmamalıdır ki; asıl itibar protokol listelerinde yazılan unvanlarda değil, insanların gönlünde edilen dualardadır.
Bir yönetici, Hak nazarında emanete sadık kaldığı ölçüde, halk nazarında da itibar kazanır. Halkın duasını alanın, Allah’ın yardımına da mazhar olacağına inanırız.
Makamlar gelir geçer…
İmzalar silinir…
Tabelalar değişir…
Fakat adaletle verilen bir karar, mazlumun gözyaşını silen bir dokunuş, yetimin başını okşayan bir el ve samimiyetle yapılan bir hizmet, hem insanların hafızasında hem de amel defterinde yaşamaya devam eder.
İşte geride bırakılması gereken gerçek miras da budur.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Haberler.com’dan dikkat çeken adım: Ali Rıza Demircan’ın uyarısını manşetine taşıdı. Demircan’ın medya dünyasına yönelik İslami…
TÜRKİYE 81 İLDE SIĞINAK İNŞASINA HIZ VERDİ: 21 günlük yaşam için tasarlandı Türkiye, çevresindeki savaşların…
Ağrıdan Fazlası: Romatizmal Hastalıklar ve İnsanın Kendine Emaneti İnsan bedeni kusursuz bir denge üzerine yaratılmıştır.…
CEMİLE Y. ÇETİN VE ODATV’YE CEVAP "Marksist Müslüman Olmaz!" tespiti, Cemile Y. Çetin’in iddia ettiği…
Dere Kuşları: Suyun Kıyısında Bir Hayat Dere kuşları, akarsuların, derelerin ve su kaynaklarının etrafında yaşayan;…
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA BİLGELİĞİN ÖNEMİ Günümüzde yapay zekâ hayatın her köşesinde kendisine yer ediniyor, insan…
View Comments
Ardahan Valisi