
Gazze‘de ateşkes ilan edildi ancak saldırılar, insani yardım kısıtlamaları ve genişleyen askerî kontrol tartışmaları sona ermedi. Filistinli gazeteci ve yazar Ramzy Baroud, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde, ateşkesin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini söylüyor.
Baroud, Anadolu Ajansının 13 Ekim 2026 tarihli analizinde, Gazze’de ateşkes adı altında devam eden süreci değerlendirerek uluslararası toplumun kullandığı diplomatik dil ile sahadaki gerçekler arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor.
Baroud‘un analizinin merkezinde şu soru yer alıyor: Siviller hayatını kaybetmeye, aileler çocuklarını toprağa vermeye ve bombardımanlar sürmeye devam ediyorsa buna gerçek anlamda ateşkes denilebilir mi?
Yazara göre 2025 yılında gündeme gelen Trump’ın Gazze planı ve ardından ilan edilen ateşkes, uluslararası kamuoyunda şiddetin sona ereceğine dair beklentiler oluşturdu. Ancak Baroud, anlaşmanın Gazze‘deki yıkımı ortadan kaldırmadığını, İsrail’in bölge üzerindeki askerî kontrolünü ve Filistinlilerin karşı karşıya olduğu ağır koşulları büyük ölçüde sürdürdüğünü dile getirdi.
Bu değerlendirmeye göre ateşkes, Gazze halkı için kalıcı güvenliğin ve normal hayata dönüşün başlangıcı olamadı. Bombardımanların ardından ayakta kalan binaların çökmesi, sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sorunlar, sivillerin hayatını tehdit etmeyi sürdürüyor.
Baroud, analizinde Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine dayanarak 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkesten makalenin yayımlandığı tarihe kadar en az 1.471 Filistinlinin öldürüldüğünü, 5.189 kişinin yaralandığını aktarıyor. Bu rakamların arasında çocukların da bulunduğunu belirten yazar, sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden ve devam eden insani krizden kaynaklanan kayıpların bu sayılara bütünüyle yansımadığını vurguluyor.
Analizde, Gazze‘deki hastanelerin kapasitesi, enkaz altında kaldığı tahmin edilen insanlar ve yıkılan yerleşimlerin oluşturduğu tehlikeler de ele alınıyor. Hasar gören binaların çökmesi bile savaşın doğrudan saldırılar sona erse dahi siviller için ölümcül sonuçlar doğurmaya devam edebileceğini gösteriyor.
Analizin önemli başlıklarından biri de Gazze’ye ulaştırılması gereken insani yardımlar. Baroud, anlaşmada günlük yaklaşık 600 yardım tırının girişinin öngörüldüğünü, ancak BM koordinasyonundaki sevkiyatların bu hedefin oldukça gerisinde kaldığını belirtiyor.
Gazze‘de gıda, ilaç, barınma malzemesi ve sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç sürerken enkazın kaldırılması ve yıkılan şehirlerin yeniden inşası için gerekli ekipmanların girişindeki kısıtlamalar da hayatı zorlaştırıyor.
Yazara göre ateşkesin anlamlı olabilmesi için yalnızca silahların susması değil, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması, sivillerin korunması ve hayatın yeniden kurulması için gerekli şartların oluşturulması gerekiyor.
Baroud‘un dikkat çektiği bir diğer mesele, İsrail’in Gazze’de kontrol ettiği alanın genişlemesi. Analizde Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin değerlendirmelerine atıfla, İsrail’in askerî kontrol alanının Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’ünden yüzde 63’üne, bazı tahminlere göre ise yüzde 70’ine çıktığı belirtiliyor.
Bu durum, ateşkesin yalnızca bir güvenlik meselesi olmadığını; toprak, egemenlik, hareket özgürlüğü ve Filistinlilerin geleceğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Baroud ayrıca uluslararası tartışmaların Filistin direnişinin silahsızlandırılması üzerinde yoğunlaşmasını eleştiriyor. Ona göre İsrail’in askerî faaliyetleri ve Gazze üzerindeki kontrolü devam ederken yalnızca Filistin tarafının yükümlülüklerinin gündeme getirilmesi, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin temel sorunları gölgede bırakıyor.
Ramzy Baroud‘un analizinde ulaştığı temel sonuç açık: Bir anlaşmaya ateşkes adının verilmesi, sahadaki şartların kendiliğinden değiştiği anlamına gelmiyor.
Gazze‘de kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için sivillerin korunması, insani yardımların önündeki engellerin kaldırılması, yeniden inşanın başlatılması ve işgalin sona ermesine yönelik somut adımlar atılması gerekiyor.
Uluslararası toplumun sorumluluğu da yalnızca diplomatik açıklamalar yapmakla sınırlı kalmıyor. Anlaşmaların uygulanmasını sağlamak, ihlalleri soruşturmak ve sivillerin korunması için etkili mekanizmalar oluşturmak gerekiyor.
Gazze’nin ihtiyacı, kâğıt üzerinde kalan bir ateşkes değil; çocukların korkmadan uyuyabildiği, hastanelerin çalışabildiği, ailelerin evlerine dönebildiği ve insanların yarın hayatta kalıp kalamayacağını düşünmeden yaşayabildiği gerçek bir barıştır.
Kaynak: Anadolu Ajansı, Ramzy Baroud, “Kelimeler değişti, işgal sürüyor: Gazze’de ateşkes gerçekliği”, 13 Ekim 2026.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Mekke İttifakı, Arz-ı Mevud’un panzehri Türkiye, ABD bölgeden çekilirken oluşan boşluğu dolduruyor ve İsrail'in megali…
MODERN DÜNYANIN BÜYÜK İLLÜZYONU: İNSANOĞLU ÖLÜMÜ HAYATIN DIŞINA NASIL İTTİ? Gelişen tıp teknolojileri, gökyüzünü delen…
Allah Gökte midir? “YUKARIDA ALLAH VAR” SÖZLERİ GÜNAH BİR SÖYLEM MİDİR? Allah zerreciklerden galaksilere kadar…
İŞİ EHLİNE VERMEMEK ÜMMETE İHANETTİR Müslümanların ellerinde siyasal velayetle ilgili onlarca ayet ve kâfirlerin siyasette…
Körfez’de kritik imza: Katar ve Suudi Arabistan anlaştı! Katar ve Suudi Arabistan, enerji alanında kapsamlı…
Azerbaycan'daki Başörtüsü Tartışmasında Yeni Gerilim: Aliyev'in Partisinden AK Parti'ye Tepki Azerbaycan'da okullarda başörtüsü yasağına yönelik…