Gündem

Kerbela’dan Gazze’ye: Değişen Zamanlar, Değişmeyen Zulüm

Kerbela’dan Gazze’ye: Değişen Zamanlar, Değişmeyen Zulüm

Çöller değişiyor…

Şehirler değişiyor…

Silahlar değişiyor…

Ama zulmün yüzü değişmiyor.

Takvimler ilerliyor, asırlar geçiyor, devletler kuruluyor, devletler yıkılıyor…

Fakat hak ile batıl arasındaki mücadele, insanlığın önüne farklı isimlerle ama aynı ruhla çıkmaya devam ediyor.

Bir zamanlar Kerbela vardı…

Bugün Gazze var…

***

Hicri 61 yılı…

Çölün ortasında susuz bırakılmış bir avuç insan…

Karşılarında dönemin en güçlü iktidarı…

Yanlarında ise sadece hakikate olan sadakatleri…

Hz. Hüseyin’in önünde iki seçenek vardı:

Ya zalime boyun eğecekti…

Ya da hakikatin şahitliğini yapacaktı.

O ikinci yolu seçti.

Çünkü bazı insanlar yaşamak için değil, insanlığa nasıl yaşanacağını göstermek için gelirler dünyaya.

Kerbela işte böyle bir imtihandı.

***

Bugün Gazze‘ye bakıyorum…

Yıkılmış evler…

Yetim kalmış çocuklar…

Kefene sarılmış bebekler…

Açlıkla sınanan anneler…

Ve dünyanın gözleri önünde işlenen bir vahşet…

Bir tarafta modern çağın en gelişmiş silahları…

Diğer tarafta yaşamaya çalışan insanlar…

Tıpkı Kerbela‘da olduğu gibi…

Güç yine zalimin elinde…

Haklılık yine mazlumun yanında…

***

Beni en çok düşündüren şey ise başka…

Kerbela‘da Hz. Hüseyin‘i öldürenler kadar, ona yardım etmeyenlerin hikâyesidir.

Tarihin satır aralarında kaybolan büyük bir utanç vardır.

Binlerce kişi Hüseyin’i seviyordu…

Ama çok azı onun yanında durdu.

Binlerce kişi zalimi biliyordu…

Ama çoğu sessiz kaldı.

İşte insanlık bazen kötülük yüzünden değil, iyilerin sessizliği yüzünden kaybeder.

Bugün de Gazze karşısında dünyanın büyük kısmı aynı sınavı vermiyor mu?

Gazze‘yi sevdiğini söyleyen milyonlar var…

Filistin için üzüldüğünü söyleyen milyonlar var…

Peki ya bedel ödemeye hazır olanlar?

İşte asıl soru burada başlıyor.

***

Kerbela‘yı her yıl anıyoruz.

Gözyaşları döküyoruz.

Ağıtlar yakıyoruz.

Peki Kerbela sadece ağlanacak bir tarih midir?

Yoksa yaşanacak bir bilinç mi?

Eğer Kerbela sadece geçmişte kaldıysa, onu anlamamışız demektir.

Çünkü Kerbela bir yer adı değildir.

Kerbela bir duruştur.

Hakikatin yanında yer alma cesaretidir.

Menfaat ile vicdan arasında yapılan tercihtir.

Ve insanın, bedeli ne olursa olsun doğru olanı savunabilmesidir.

***

Bugün Gazze‘nin enkazları arasında dolaşan çocuklara baktığımda, Kerbela‘nın çölünde susuz bırakılan çocukları görüyorum.

Bombalar altında evlatlarını kaybeden annelere baktığımda, Hz. Zeynep’in metanetini hatırlıyorum.

Mazlumların çığlıklarını duyduğumda, tarihin aslında hiç bitmediğini anlıyorum.

Sadece sahneler değişiyor…

Oyuncular değişiyor…

Ama imtihan aynı kalıyor.

***

Belki de insanlığın en büyük yanılgısı budur.

Zulüm karşısında tarafsız kalabileceğini sanmak…

Oysa tarih bize başka bir şey öğretiyor.

Kerbela‘da tarafsız kalanlar da tarihin mahkûmu oldular.

Çünkü hak ile batılın savaşı başladığında tarafsızlık diye bir yer kalmaz.

Sessizlik bazen zalimin en büyük yardımcısıdır.

***

Bugün Gazze yanarken aslında insanlığın vicdanı yanıyor.

Bugün Gazze’de ölen sadece insanlar değil…

Adalet duygusu ölüyor…

Merhamet ölüyor…

İnsanlık ölüyor…

Ve her gün biraz daha büyük bir sessizlik mezarlığına dönüşüyor dünya.

***

Kerbela‘dan Gazze’ye uzanan çizgi bize bir hakikati haykırıyor:

Zalimler değişebilir…

Mazlumların isimleri değişebilir…

Coğrafyalar değişebilir…

Ama Allah’ın değişmeyen bir sünneti vardır:

Zulüm sonsuza kadar yaşayamaz.

Firavunlar gitti…

Nemrutlar gitti…

Yezidler gitti…

Bugünün zalimleri de gidecek.

Geriye ise kimin hakikatin yanında durduğu kalacak.

***

Belki yıllar sonra bugünün çocukları da bize şunu soracak:

Gazze yanarken siz neredeydiniz?”

İşte o gün vereceğimiz cevap, bugün attığımız her adımın özeti olacak.

Kerbela‘yı gerçekten anlamak istiyorsak, sadece Hüseyin’e ağlamamalıyız.

Hüseyin’in tarafında durmayı da öğrenmeliyiz.

Çünkü tarih bazen aynı soruyu farklı zamanlarda yeniden sorar.

Ve insanlık, o soruya verdiği cevap kadar insan kalır.

Unutmayalım:

Kerbela, Sünnîsiyle Şiîsiyle bütün ümmetin ortak acısı ve ortak vicdanıdır.”

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Recent Posts

  • Ekonomi

Bakan Bolat: Yıl Sonuna Kadar 6 Milyar Dolarlık E-ihracat Hedefi

Bakan Bolat 6 milyar dolarlık e-ihracat hakkında son gelişmeler. Bakan Bolat, yıl sonuna kadar 6…

24 dakika ago
  • Dünya

İsrail askerlerince öldürülen Eyginin eşinden ABD’ye hukuki süreç eleştirisi

İsrail askerlerince öldürülen Eyginin eşinden ABD'ye hukuki süreç eleştirisi. Olayın arka planı ve hukuki süreçteki…

40 dakika ago
  • Genel

Gülnaz Şırınga Vol 2.0: Özlem Gürses’in TOGG Açıklaması

Gülnaz Şırınga vol 2.0, Özlem Gürses, TOGG hakkında son gelişmeler. Gülnaz Şırınga Vol 2.0 ile…

53 dakika ago
  • Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Geçmişini inkar edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Geçmişini inkar edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur hakkında son gelişmeler. Cumhurbaşkanı…

1 saat ago
  • Genel

Hakkında Soruşturma Başlatılmıştı: Melih Gökçek, Murat Ağırel Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu

Melih Gökçek, Murat Ağırel suç duyurusu hakkında son gelişmeler. Melih Gökçek, gazeteci Murat Ağırel hakkında…

1 saat ago
  • Genel

Aslı Enver: Okulun İlk Günü

Aslı Enver: Okulun ilk günü - Habertürk hakkında son gelişmeler. Aslı Enver, okulun ilk günü…

2 saat ago