Gündem

KİMSESİZ ÇOCUKLAR MI, KİMSESİZLEŞEN TOPLUM MU?

KİMSESİZ ÇOCUKLAR MI, KİMSESİZLEŞEN TOPLUM MU?

Türkiye’de binlerce çocuk, kendi ailesinin kuramadığı bir hayatı devletin kurduğu kurumlarda yaşamaya çalışıyor.
Peki bu çocuklar kim? Gerçekten “kimsesiz” mi, yoksa bizlerin görmezden geldiği bir toplumsal kırılmanın sessiz tanıkları mı?

Bugün kamuoyunda “çocuk esirgeme” olarak bilinen yapı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yürütülen koruma sistemiyle çocuklara barınma, eğitim ve temel ihtiyaçlar sunuyor. Ancak meselenin görünen yüzü kadar, görünmeyen tarafı da var.

📊 BU ÇOCUKLAR NEREDEN GELİYOR?

Koruma altına alınan çocukların büyük bölümü sanıldığı gibi anne-babasını tamamen kaybetmiş değil. Aksine çoğu, hayatta olan ancak çeşitli nedenlerle bakım veremeyen ailelerden geliyor.

Başlıca nedenler şöyle sıralanıyor:

  • Aile içi şiddet ve istismar
  • Ekonomik yetersizlik ve yoksulluk
  • Alkol ve madde bağımlılığı
  • Anne-babanın terk etmesi ya da ilgisizliği
  • Suça sürüklenme riski
  • Sokakta yaşama ve ağır ihmal

Bu tablo bize şunu söylüyor:
Mesele sadece “çocuğu korumak” değil, aslında aileyi koruyamamak meselesidir.

📈 SAYILAR NE SÖYLÜYOR?

Son yıllara yakın verilere göre Türkiye’de:

  • Kurum bakımında yaklaşık 13.000 – 15.000 çocuk bulunuyor
  • Koruyucu aile yanında büyüyen çocuk sayısı ise 10.000’in üzerinde
  • Kurumsal yurt modelinden, daha küçük ölçekli ev tipi bakım sistemine geçiş hız kazanmış durumda

Bu rakamlar, meselenin bireysel değil toplumsal ölçekte olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

⚫ GÖRÜNMEYEN SORUNLAR

1. Sevgi Yerine Sistem

Devlet barınma sağlar, eğitim verir. Ancak hiçbir kurum, bir annenin şefkatini tam anlamıyla sunamaz.
Bu yüzden bu çocuklar çoğu zaman fiziksel olarak büyürken, duygusal olarak eksik kalır.

2. Kimlik ve Aidiyet Sorunu

“Ben kime aitim?” sorusu, bu çocukların en ağır yüklerinden biridir.
Aile bağlarının zayıflığı, ilerleyen yaşlarda kimlik bunalımı ve uyum sorunlarını beraberinde getirir.

3. Personel ve Yoğunluk Problemi

Kurumlardaki bakım görevlileri çoğu zaman özveriyle çalışsa da,

  • Bir personele düşen çocuk sayısının fazlalığı
  • Birebir ilginin sınırlı olması

sistemi insani bağdan uzaklaştırıp, idari bir düzene dönüştürebiliyor.

4. Kurum Sonrası Hayat

Asıl kırılma, çocuklar 18 yaşına geldiğinde başlıyor.
Kurumdan ayrılan gençler:

  • İş bulmakta zorlanabiliyor
  • Sosyal destekten kopabiliyor
  • Yalnızlık ve yönsüzlük nedeniyle riskli alanlara sürüklenebiliyor

Bu da sorunun kurum içinde değil, hayatın tamamında devam ettiğini gösteriyor.

❗ TEMEL SORU: BU ÇOCUKLAR NEYİN MAĞDURU?

Bu soruya tek bir cevap vermek kolay değil.

Bir yönüyle bakıldığında:

  • Aile yapısındaki çözülme
  • Değer aktarımındaki zayıflama
  • Sorumluluk bilincinin gerilemesi

bu çocukları ahlaki erozyonun kurbanı hâline getiriyor.

Ancak daha derin bir yerden bakıldığında gerçek daha ağır:
Bu çocuklar bir tercihin değil,
👉 toplumsal ihmalkârlığın mağdurlarıdır.

🟢 NE YAPILMALI?

  • Koruyucu aile sistemi daha fazla teşvik edilmeli
  • Aileler dağılmadan önce erken destek mekanizmaları devreye girmeli
  • Kurumlarda:
    • Psikolojik destek artırılmalı
    • Çocuk başına düşen bakım kalitesi yükseltilmeli
  • 18 yaş sonrası için:
    • İstihdam, rehberlik ve sosyal uyum programları güçlendirilmelidir

🔥 SON SÖZ

Bir çocuk devlet korumasına muhtaç hâle geliyorsa,
orada sadece bir aile değil,
👉 bir toplum da görevini yerine getirememiştir.

Bu mesele “kimsesiz çocuklar” meselesi değildir.
Asıl mesele,
👉 kimsesizleşen bir toplum gerçeğidir.

Sonuç olarak bu mesele sadece sosyal bir yara değil, aynı zamanda derin bir emanet ve sorumluluk imtihanıdır. Kur’an-ı Kerim’de, “Yetimi sakın ezme” (Duha Suresi, 9. ayet) buyurularak en zayıfın korunması doğrudan bir iman meselesi hâline getirilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise, Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz diyerek iki parmağını yan yana getirmiştir. Bu açık çağrı şunu gösterir: Bu çocuklar bir kurumun değil, ümmetin ve insanlığın emanetidir. Onları sadece barındırmak değil; korumak, sevmek ve hayata hazırlamak, aslında kendi insanlığımızı korumaktır. Çünkü yetime sahip çıkamayan bir toplum, eninde sonunda kendi geleceğini de sahipsiz bırakır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Recent Posts

  • Genel

Şiilere Ait Merkez Boşaltılıyor

İslam Emirliği Yönetimi Şiilere Ait Merkezin Boşaltılmasını İstedi Afganistan İslam Emirliği yönetimi, Şii topluluğuna ait…

14 saat ago
  • Ekonomi

Mahfi Eğilmez’den OVP yorumu: Kur hedefi ile deflatör neden zorlanıyor?

Mahfi Eğilmez, OVP tahminlerini önceki yıllara göre daha gerçekçi bulduğunu söyledi; ancak kur hedefi ile…

15 saat ago
  • Genel

Milanı Konuk Eden Juventus Puanı 90+2’de Kaptı!

Milanı konuk eden Juventus puanı 90+2de kaptı hakkında son gelişmeler. Milanı konuk eden Juventus, maçı…

15 saat ago
  • Genel

Trump’ın Elçileri Moskova Temaslarının Ardından İlk Kez Kiev’de

Trump'ın elçileri Moskova temaslarının ardından ilk kez Kiev'de hakkında son gelişmeler. Trump'ın elçileri, Moskova temaslarının…

15 saat ago
  • Genel

Her gün 30 gram fazla tüketenler dikkat: Kanser riski artıyor

Her gün 30 gram fazla tüketenler dikkat hakkında son gelişmeler. Besin tüketiminde aşırılık, sağlık açısından…

15 saat ago
  • Genel

Amedspor, 2-0 geriye düştüğü maçtan puanla ayrıldı

Amedspor, 2-0 geriye düştüğü maçtan puanla ayrıldı hakkında son gelişmeler. Amedspor, 2-0 geriye düştüğü bir…

16 saat ago