Gündem

KİRLİ PARA KURUTULMADAN, TEMİZ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE OLMAZ!

KİRLİ PARA KURUTULMADAN, TEMİZ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE OLMAZ!

MAKALENİN SESLİ ANLATIMI

Daha önce “BORSA MI, KUMARHANE Mİ?” diye sormuştuk:

https://www.mirathaber.com/borsa-mi-kumarhane-mi/

Bugün yaşananları, ortaya saçılan kirli ilişkiler yumağını ve gözler önüne serilen karanlık tabloyu gördükçe şunu açıkça söylemek zorundayız:

Meğer biz az bile söylemişiz!

Hatta bugün gelinen nokta itibarıyla söz konusu fon/borsa sektöründe yaşananları ‘kumarhane’ kelimesiyle bile tarif etmekte yetersiz kalıyoruz…

Ortada ne vardı?

Rüşvet mi?

Yolsuzluk mu?

Sahtekârlık mı?

Dolandırıcılık mı?

Açgözlülük mü?

Belki de vatana, millete, devlete… ihanet mi?

Evet… Hepsinden bir parça…

Bu mesele yalnızca bir hukuk meselesi değildir artık!

Bu mesele, bir ahlak meselesidir!

Zira İslâmi ölçüler bir yana, insanlığın ortak vicdanı, hangi inançtan ve hangi düşünceden olursa olsun; haksız kazancı, aldatmayı, başkasının hakkını gasp etmeyi ve emeğin üzerinden servet devşirmeyi reddeder.

Öyle bir noktaya gelinmiştir ki artık çalınan yalnızca insanların parası değil; insana duyulan güven ve insanlık onurudur.

İnsan, insanın yaptıklarından ve insanlığından utanır hâle gelmiştir!

Çünkü eğer sistem, birilerinin olağanüstü kazancını başkalarının kaybı üzerinden kuruyorsa;

Eğer insanlar üreterek değil, birbirlerinin parasını, emeğini sömürerek zenginleşiyorsa;

O zaman artık hiç kimse sadece “yatırım” kelimesinin arkasına saklanamaz!

Çünkü yatırım başka şeydir, başkasının emeği ve birikimi üzerinden haksız kazanç sağlamak bambaşka bir şey!

Burada yalnızca parayı götürenleri değil, bu kirli çarkın nasıl dönebildiğini de sorgulamak zorundayız.

Elbette aldatılanın, kandırılanın, emeği ve birikimi gasbedilenin suçu olmaz. Ancak kısa yoldan, emek vermeden, bir anda büyük servetlere ulaşma hırsının da toplum olarak üzerinde düşünmemiz gereken bir tarafı vardır.

Çünkü açgözlülük fırsatçıların iştahını kabartırken, denetimsizlik ve ihmal de kirli düzenlere alan açar.

Birileri haksız kazanç peşinde koşarken, birileri susuyor, birileri seyrediyor, birileri de hesap sormuyorsa o çarkın neden dönmeye devam ettiğini hep birlikte sorgulamalıyız.

NEDEN SUSUYORUZ?

Böylesine büyük bir ahlaki ve toplumsal savrulma karşısında, toplumun vicdanına seslenen hikmetli sözlere, yol ve yön gösterici ikazlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var bugün!

En başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, ilim ve fikir insanlarının, kanaat önderlerinin bu konuda önemli sorumlulukları olduğu aşikârdır!

Zira böylesi bir mesele karşısında toplumu uyarmak, hakikati haykırmak ve ahlaki ölçüleri ortaya koymak, söz konusu kişi ve kurumların tercihi değil, asli görev ve sorumluluğudur.

Topluma yalnızca nasıl ibadet edeceğini değil, nasıl helal kazanacağını, kul hakkından nasıl sakınacağını ve haksız kazanç karşısında nasıl duracağını da anlatmak gerekir.

Ahlak, yalnızca kürsülerde anlatılan değil, hayatın içinde yaşanan bir ölçü olmalıdır.

Hangi kazanç meşrudur? Hangi davranış kul hakkına girer? Başkasının kaybı üzerinden servet büyütmenin ahlaki sınırı nerededir?

Her yüksek kazanç haram değildir elbette. Ancak kazancın kaynağını sorgulamadan yalnızca miktarına bakmak, insanı büyük bir yanılgıya sürükleyebilir.

Kolay kazanç vaadi, bazen insanın yalnızca parasını değil, muhakemesini de esir alır.

İşte tam da bu yüzden, hem haksız kazanç peşinde koşanları hem de insanları bu yola sürükleyen zihniyeti sorgulamak zorundayız.

Elbette hukuk kendi işini yapacaktır. Ancak vicdanları uyandırmak, ahlaki ölçüleri ortaya koymak ve gereğini yapmak öncelikle söz konusu kişi ve kurumların, sonrasında da hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çünkü yanlışlar karşısında susmak, zamanla yanlışların normalleşmesine zemin hazırlar.

Unutmayalım: Mesele yalnızca yapılanların hesabını vermek değil, bildiklerimiz ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımız karşısında da vicdanen hesap verebilmektir.

Çünkü çoğu zaman bir toplumun çöküşü, büyük bir gürültüyle değil; yanlışların normalleşmesiyle başlar.

TEMİZ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE…

Tam da bu noktada, Türkiye’nin son dönemde yürüttüğü “temiz eller”, temiz toplum, temiz siyaset, güçlü Türkiye mücadelesinin anlamı daha bir önem kazanmıştır.

Uyuşturucuya, fuhuş, kumara, şikeye, çetelere ve suç ekonomisine karşı yürütülen mücadele çok kıymetlidir.

Bu konuda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu irade ile Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın, savcılarımızın, emniyetimizin, jandarmamızın ve ilgili kurumlarımızın çalışmaları bu bakımdan çok kıymetlidir.

Ancak bu mücadeleye ilişkin asıl beklentimiz, yalnızca suçluların yakalanması değil; suçu doğuran, besleyen ve devam ettiren bütün mekanizmaların da ortaya çıkarılmasıdır.

Diğer taraftan, suçla mücadele sadece sokaktaki suçluyu yakalamak da değildir.

Esas mücadele, kirli paranın izini sürmek, kaynağını bulmak ve bu paranın arkasındaki kişi, yapı ve ilişkiler ağını ortaya çıkarmaktır.

Sonrasında ise kirli paranın dolaşımını keserek suç ekonomisinin damarlarını kurutmak, haksız kazanç düzenini besleyen kaynakları ortadan kaldırmaktır.

Çünkü suçun görünen yüzü kadar, onu besleyen ekonomik kaynaklar, denetim mekanizmaları ve varsa ihmal ya da suistimaller de önemlidir.

Suçtan elde edilen kazanç dolaşmaya devam ediyor, el değiştirerek yeni alanlara taşınıyor ve yeni suçların finansmanına dönüşüyorsa mücadele eksik kalmış demektir.

Sokaktaki suçluyu yakalamak kadar, o suçu besleyen paranın kaynağını bulmak; o paraya yol açan düzeni ve varsa ihmalleri ortaya çıkarmak da şarttır.

Burada mesele, peşinen kimseyi suçlamak değildir. Mesele, delillerin gösterdiği yere kadar gitmek, hiçbir kişi ya da yapıyı hukukun dışında bırakmamak ve herkesin kendi sorumluluğuyla yüzleşmesini sağlamaktır.

Temiz toplum, yalnızca suçluların cezalandırılmasıyla değil; haksız kazancın önlenmesi, helal kazancın korunması ve herkesin kendi sorumluluğuyla yüzleşmesiyle kurulur.

Ancak unutulmamalıdır ki bu mücadelenin kalıcı zaferi yalnızca suçluların cezalandırılmasıyla sağlanamaz.

Yanlış yoldan doğru menzile varılamayacağının, haksız kazancın bereket getirmeyeceğinin ve kul hakkının ağır bir sorumluluk olduğunun zihinlere ve kalplere silinmez biçimde nakşedilmesi de gerekir.

Zira temiz toplum ve güçlü Türkiye, yalnızca güçlü kanunlarla değil; sağlam bir ahlak, diri bir vicdan ve hakka riayet eden bir toplumla mümkündür.

CEZA SADECE CEZA DEĞİLDİR!

Şimdi yapılması gereken bellidir:

Para nereye gitmişse oraya bakılmalıdır.

Kimlerin hangi yöntemlerle haksız kazanç elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır.

Örgütlü yapılar, bağlantılar, aracılar ve görevini kötüye kullananlar belirlenmelidir.

Denetim görevini yerine getirmeyenler varsa, bunun nedenleri araştırılmalıdır.

Yurt dışına çıkarılan paraların izi sürülmelidir.

Mağdurların haklarının iadesi için gereken hukuki yollar işletilmelidir.

Ve deliller neyi gösteriyorsa hukuk oraya kadar gitmelidir.

Suçu sabit olanlar için de kanunların öngördüğü en ağır ve en caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Çünkü ceza sadece geçmişte yapılanın karşılığı değildir.

Geleceğe verilen bir mesajdır.

Bugün bir haksız kazanç elde edenin yanına kâr kalırsa, yarın bir başkası daha büyük cesaretle aynı yola girer.

Ama devlet açıkça şunu söylerse:

“Bu milletin parasına, emeğine, alın terine uzanan el kim olursa olsun, hukuk önünde hesabını verecek!”

İşte o zaman caydırıcılık anlam kazanır.

Hem suç işleyenden hesap sorulur hem de suç işlemeyi düşünenlere güçlü bir ikaz yapılmış olur.

Ancak unutmayalım ki mesele yalnızca cezaların ağırlığı da değildir.

Asıl mesele, suçun işlenmesini önleyen bir düzen kurmak, denetimi etkin hâle getirmek, adalete güveni güçlendirmek ve haksız kazanç elde etmenin değil, dürüstçe kazanmanın değer gördüğü bir toplum oluşturmaktır.

Çünkü suçun cezasız kalması adaleti yaralar; haksız kazancın normalleşmesi ise toplumun ahlakını aşındırır.

BU MUSİBET BİR NASİHAT OLSUN

Yaşananları sadece bir skandal olarak görüp birkaç gün konuşup sonra unutamayız.

Bu yaşananlar hepimiz için bir muhasebe vesilesi olmalıdır.

Devlet için denetim ve hesap verebilirlik, kurumlar için görev ve sorumluluk, toplum için ahlak ve vicdan, birey içinse helal kazanç ve kul hakkı meselesidir bu.

Evet, Türkiye devletiyle, milletiyle büyüsün, güçlensin, zenginleşsin.

Ama başkasının kaybını kazanç, mağduriyetini fırsat, ahlaksızlığı da başarı saymasın.

Kazanalım.

Ama başkasının kaybı üzerine kurulan kazancı başarı, başkasının mağduriyeti üzerine yükselen serveti de zenginlik sanmayalım.

Çünkü gerçek zenginlik sadece cebin dolması değildir.

Asıl zenginlik, alın teriyle kazanmak, kul hakkından sakınmak ve ardında gözü yaşlı, hakkı yenmiş tek bir insan bırakmamaktır.

Bugün artık lafı dolandırmanın zamanı değildir.

Kral çıplaktır!

Gereken neyse yapılmalıdır.

Hukuk işletilmelidir.

Haksız kazanç, hukuki yollarla geri alınmalıdır.

Sorumlular ortaya çıkarılmalı, suçları sabit olanlar hukuk çerçevesinde cezalandırılmalıdır.

Denetim açıkları giderilmeli, benzer kirli düzenlerin yeniden kurulmasına imkân veren şartlar ortadan kaldırılmalıdır.

Ve bir daha hiç kimsenin, milletin güvenini ve alın terini kendi servetinin hammaddesi olarak görmeye cesaret edemeyeceği bir sistem kurulmalıdır.

Çünkü mesele sadece para değildir.

Mesele güvendir.

Mesele adalettir.

Mesele ahlaktır.

Mesele milletin alın teridir.

Çünkü mesele yalnızca para değil; milletin alın teri, adalet ve devlete duyulan güvendir.

Milletin alın terini korumak adaletin, ona uzanan ellerden hesap sormak devletin görevidir.

Unutulmasın: Milletin alın teri, devletin namusu; ona sahip çıkmak, adaletin şerefidir!

Vesselam.

Uluslararası Siyaset Uzmanı

“Erol KAVUNCU”
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

Recent Posts

  • Gündem

Aliağa’da İmam Gazali Ateş’ten Örnek Fedakârlık: 6 Aylık Maaşını Bağışladı

Aliağa’da İmam Gazali Ateş’ten Örnek Fedakârlık: 6 Aylık Maaşını Bağışladı İzmir’in Aliağa ilçesinde 28 yıldır…

1 saat ago
  • Genel

FAİZ SÖMÜRÜSÜ FON REZALETİNDEN ÇOK DAHA PİSLİK AMA DİLE GETİREN YOK

FAİZ SÖMÜRÜSÜ FON REZALETİNDEN ÇOK DAHA PİSLİK AMA DİLE GETİREN YOK Genelde bütün üniversiteler, özelde…

1 saat ago
  • Genel

SAİD HALİM PAŞA’DAN İSLAM DÜNYASININ GERİLEYİŞ SEBEPLERİ VE KURTULUŞ REÇETESİ

SAİD HALİM PAŞA’DAN İSLAM DÜNYASININ GERİLEYİŞ SEBEPLERİ VE KURTULUŞ REÇETESİ Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönem sadrazamlarından…

2 saat ago
  • Gündem

Islah Partisi Yöneticisinin Oğlu Şehit Oldu

Yemen’de Sıcak Gelişme: Islah Partisi Abyan İl Başkanı’nın Oğlu Çatışmalarda Şehit Oldu Müslüman Kardeşler Cemaati’nin…

2 saat ago
  • Gündem

Gazze’de Ateşkesin Bir Yılı: İsrail’den 5 Bin 223 İhlal

Gazze’de Ateşkesin Bir Yılı: İsrail’den 5 Bin 223 İhlal Gazze’de 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren…

2 saat ago
  • Genel

MEYDANLARDAKİ ANIT VE HEYKELLERİN İDEOLOJİK MESAJLARI

MEYDANLARDAKİ ANIT VE HEYKELLERİN İDEOLOJİK MESAJLARI Modern ulus devlet, kendi varlığını ve ideolojik sürekliliğini sadece…

3 saat ago