
Dünyanın neresine bakarsanız bakın, çocukların sesi yükseliyor. Kimi zaman bir oyun parkından gelen kahkahalarla, kimi zaman da savaşın gölgesinde yankılanan sessiz çığlıklarla…
Bugün insanlık, belki de tarihinin en büyük çelişkilerinden birini yaşıyor. Bir tarafta çocuk hakları üzerine uluslararası sözleşmeler hazırlanıyor; diğer tarafta ise çocuklar bombaların altında can veriyor. Bir tarafta anne babalar çocuklarını en iyi okullara göndermenin hesabını yapıyor; diğer tarafta milyonlarca çocuk bir lokma ekmek bulamadan yatağa aç giriyor..
Fakat bütün bunların ötesinde daha derin bir soru var:
Kur’an-ı Kerim çocuğa nasıl bakıyor?
Çünkü bir medeniyetin çocuklara bakışı, aslında insan anlayışını da ortaya koyar. Çocuğu yük gören toplumlarla, onu emanet gören toplumların kurduğu gelecek aynı olmaz.
Kur’an-ı Kerim, çocukları yalnızca biyolojik bir devamlılık olarak görmez. Onları Allah’ın insana verdiği büyük nimetlerden biri olarak tanımlar. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur:
“Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı; eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi; sizi temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırdı.”
(Nahl Suresi, 16/72)
Bu ayet bize önemli bir hakikati hatırlatır: Evlat, insanın sahip olduğu bir mülk değil; Allah’ın lütfettiği bir nimettir. Nimet ise şükür ister. Şükrün en güzel şekli de emanete hakkıyla sahip çıkmaktır.
Ne var ki Kur’an, evladı sadece sevindirici bir nimet olarak bırakmaz. İnsan tabiatını çok iyi bilen Rabbimiz, anne babanın çocuk sevgisinin bazen ölçüyü aşabileceğini de bilir. Bu yüzden başka bir ayette şöyle buyurur:
“Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür…”
(Kehf Suresi, 18/46)
Ne kadar kısa, ama ne kadar derin bir ifade…
Gerçekten de çocuk, hayatın süsüdür. Bir evi yuva yapan çoğu zaman onun neşesidir. Bir babanın yorgunluğunu unutturan küçük bir tebessüm, bir annenin bütün sıkıntılarını hafifleten minicik bir sarılış…
Fakat Kur’an-ı Kerim burada durmaz. Aynı kitabın başka bir ayetinde bu kez farklı bir pencere açılır:
“Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır.”
(Enfâl Suresi, 8/28)
İşte Kur’an’ın-ı Kerim’in denge anlayışı burada kendisini gösterir.
Evlat hem nimettir hem imtihandır.
Sevgi vardır ama sorumluluk da vardır.
Merhamet vardır ama ihmal yoktur.
Şefkat vardır ama başıboş bırakmak asla yoktur.
Bugün anne babaların en büyük yanılgılarından biri, çocuklarına her istediğini vermeyi iyi ebeveynlik zannetmeleridir. Oysa Kur’an’ın istediği, her arzuyu karşılamak değil; sağlam bir karakter inşa etmektir.
Kur’an-ı Kerim’de bunun en güzel örneklerinden biri, Lokman Aleyhisselâm’ın oğluna yaptığı nasihattir.
Dikkat edilirse Lokman, oğluna önce meslek öğretmiyor.
Önce para kazanmayı anlatmıyor.
Önce başarıyı konuşmuyor.
İlk cümlesi tevhid oluyor.
Çünkü Allah‘ı tanımayan bir kalbin üzerine kurulan bütün başarılar, sağlam temeller üzerine inşa edilmiş sayılmaz.
Ardından namaz geliyor.
Sonra iyiliği emretmek…
Kötülüğe karşı durmak…
Sabretmek…
Kibirden uzak olmak…
İnsanlarla güzel konuşmak…
Demek ki Kur’an’a göre eğitim, bilgi yüklemekten önce şahsiyet inşa etmektir..
Belki de modern dünyanın en büyük eksikliği tam burada ortaya çıkıyor. Çocuklarımızın zekâsını geliştiriyoruz ama vicdanını ihmal ediyoruz. Diploma kazandırıyoruz ama merhameti öğretemiyoruz. Teknolojiyi öğretiyoruz fakat Rabbini tanıtmayı erteliyoruz.
Oysa kalbi ihmal edilen bir neslin, yalnızca bilgiyle ayakta kalması mümkün değildir.
Kur’an’ın çocuklara verdiği değeri en güçlü şekilde gösteren ayetlerden biri de şudur:
“Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de onların da rızkını Biz veririz.”
(İsrâ Suresi, 17/31)
Bu ayet, ilk bakışta cahiliye dönemindeki korkunç bir geleneği sona erdiriyor gibi görünür. Ancak taşıdığı mesaj çağları aşar.
Çocuk, ekonomik hesapların kurbanı yapılamaz.
Çocuk, çıkarların malzemesi olamaz.
Çocuk, savaşların hedefi olamaz.
Bugün Gazze’de enkazların altından çıkarılan küçücük bedenlere baktığımızda, bu ayetin yalnızca geçmişe değil bugüne de seslendiğini görüyoruz. Masum bir çocuğun hayatı, hangi coğrafyada olursa olsun aynı değere sahiptir. Kur’an’ın öğrettiği adalet, çocuğun kimliğine, milliyetine ya da yaşadığı ülkeye göre değişmez.
Kur’an’ın bize öğrettiği bir başka hakikat ise şudur: Çocuk sadece büyütülmez; onun için dua da edilir.
Rabbimiz müminlerin duasını şöyle öğretir:
“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak kimseler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder eyle.”
(Furkan Suresi, 25/74)
Ne güzel bir dua…
Bu duada servet istenmiyor.
Şöhret istenmiyor.
Makam istenmiyor.
Salih bir nesil isteniyor.
Çünkü güzel çocuklar tesadüfen yetişmez. Sevgiyle büyür, güzel örneklerle olgunlaşır, dua ile bereketlenir.
Bugün belki de yeniden şu soruyu kendimize sormalıyız:
Çocuklarımız için en çok neyin peşindeyiz?
Daha iyi bir okulun mu?
Daha yüksek bir maaşın mı?
Yoksa Allah’ı seven, kul hakkından sakınan, merhamet sahibi bir insan olmasının mı?
Kur’an’ın cevabı nettir.
Çocuk, Allah’ın insana emanetidir.
Emanet ise yalnızca korunmaz; hakkıyla yetiştirilir.
Belki de geleceği değiştirecek en büyük yatırım, çocuklarımızın kalbine iman, vicdan ve güzel ahlak tohumları ekmektir. Çünkü sağlam toplumlar, sağlam binalarla değil; sağlam karakterlerle yükselir.
Ve unutmayalım…
Bir çocuk yetişirken sadece boyu uzamaz.
Ya bir medeniyet inşa edilir…
Ya da bir medeniyet sessizce çözülmeye başlar.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
SAVAŞ BAŞLADI! JD Vance’ten İsrail’e Şok Rest: "Cehenneme Gidin, Bildiğimi Okumaya Devam Edeceğim!" ABD Başkan…
Almanya'nın güney bölgelerinde şiddetli yağışlar su baskınlarına yol açtı hakkında son gelişmeler. Almanya'nın güney bölgelerinde…
Malezya Başbakanı Enver, İsrail vatandaşlarının sınır dışı edileceğini açıkladı. Bu karar, uluslararası ilişkilerde yeni bir…
İsrail Başbakanı Netanyahu, Graham'ın cenazesine katılmak için ABD'ye gidecek. Cenaze töreni, önemli siyasi figürlerin katılımıyla…
Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı binası bomba ihbarı üzerine tahliye edildi hakkında son gelişmeler. Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı binası, yapılan…
Özbekistanda çilla sıcakları hayatı zorluyor hakkında son gelişmeler. Özbekistanda çilla sıcakları, yaşamı olumsuz etkiliyor. Bu…